21. Yüzyılda Neden Hâlâ “Kadın Sanatçı”?

Koleksiyoner Ahu Büyükkuşoğlu Serter ve Selman Bilal, sanatçı Eser Selen ve Şükran Moral, küratör Melike Bayık, galerici Sevil Binat ve Adnan Yerebakan, yıllardır sanat çevrelerinde kullanılan “kadın sanatçı” kavramını yorumladı.

Karşılığı olan “erkek sanatçı” kavramını duymazken basın bültenleri, sohbetler, tanıtımlar, müzayedeler ve fuarlar gibi pek çok mecrada “kadın sanatçı”nın altının çizilmesini masaya yatıran Artfulliving, Bu konuyu koleksiyoner Ahu Büyükkuşoğlu Serter ve Selman Bilal, sanatçı Eser Selen ve Şükran Moral, küratör Melike Bayık, galerici Sevil Binat ve Adnan Yerebakan ile konuştu.

Koleksiyonerin Gözünden

21. yüzyılda cinsiyet eşitsizliği hâlâ başlıca konuştuğumuz konulardan biri. Hayatımızın her alanında ve tüm dünyada kadınların ve erkeklerin sosyokültürel rollerini ve bu konuda karşımıza çıkan basmakalıp düşüncelerin varlığını konuşur/tartışır durumdayız. Merak ediyorum bir koleksiyoner olarak sizin bu konuda düşünceleriniz neler?

Ahu Büyükkuşoğlu Serter: Pozitif ayrımcılığın kaynağı; cinsiyet farkı değil, başarı olmalı bence. Başarı için kadın ya da erkek olmanızın ötesinde, olanla yetinmeme, daha iyisini, daha yenisini, daha faydalısını yapma isteğiyle dolu olmanız gerekiyor. Size ara sıra kapanan kapılar da olsa -ki ben de yaşadım- yılmamak, pes etmemek, düşüp yeniden kalkmak için önce kendinize güveninizin olması şart.

​Kadınların ve erkeklerin sosyokültürel rollerinin önemini en doğru şekilde anlatan, Atatürk’ün çok güzel bir sözü var: “Bir toplum, bir millet, erkek ve kadın denen iki cinsten oluşur. Mümkün müdür ki, bir kitlenin bir parçasını ilerletelim, diğerini görmezden gelelim de kitlenin tümü ilerleme imkânı bulabilsin?” Aynı şeyler sanat dünyası için de geçerli: Hem koleksiyonerlik hem de sanat dünyası daha fazla cinsiyet eşitliği ile modernize olmalı. Neyse ki son zamanlarda kadın sanatçılar da hak ettikleri değeri görmeye başladı. Çok değil birkaç yıl öncesine kadar eğer genç kadın sanatçı ise koleksiyonunda bu tür sanatçıya yer vermeyen koleksiyoner bile tanıdım. Gerekçesi kadın sanatçıların çocuk vs. nedeniyle kariyerlerinde kesintiye uğrayacakları ve verimli olamayacakları iddiası idi.

Selman Bilal: Maalesef 21. yüzyılda cinsiyet eşitsizliğinin hâlâ çok bariz bir şekilde karşımıza çıkması ve kalıplaşmış birtakım fikir beyanlarının devamı çok üzücü. Kadınlar, bürünmeleri gerektiğine dair birtakım kimlik dayatmaları ve mesleki hayatlarında karşılaştıkları eşitsizlikler gibi üretimlerini etkili bir şekilde sürdürebilmeleri için birçok rahatsız edici konuyla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Bizlere dayatılan basmakalıp düşünceler, sanat alanında ve diğer tüm mecralarda kadınların üretimlerine gölge düşürüyor. Oysa ki bir kadın, sosyokültürel olarak yalnızca kadın olduğu için kendini ekstra kanıtlama çabasına hiçbir yerde ihtiyaç duymamalı.

Koleksiyoner olarak biriktirdiğiniz eserlerde kadın-erkek eşitliğine önem veriyor musunuz, bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Ahu Büyükkuşoğlu Serter: Koleksiyonumuz, Türk modern ve çağdaş sanatının önemli isimlerini barındırıyor ve koleksiyonumuzu bilinir yapan da babam Yunus Büyükkuşoğlu’nun seneler boyu çalışarak ortaya çıkardığı bu seçki. Kardeşimle dahil olduğumuzdan beri koleksiyonun çapı epey genişledi. Resim ve heykel üzerinde olan ağırlık; fotoğraf, video gibi daha yeni medyumların da katılmasıyla değişti. Yabancı sanatçılar koleksiyona girerken, azımsanamayacak olan kadın sanatçı sayısı da arttı, hatta son zamanlarda koleksiyonun ana figürleri bile oldular. Bu sayede babamın da feminist olduğunu keşfettik. Onun kafasında böyle bir ayrım hiçbir zaman olmadı, hatta kadın sanatçıların işleriyle kurduğumuz bağın daha da güçlü olduğunu gördük, tüm dünyanın olduğu gibi, sanatın da daha fazla dişil etkiye ihtiyacı var.

Selman Bilal: Sanat alanında hâlâ süregelen istatistiğin erkek egemen olmasının aşılamadığı bu yüzyılda, B3 koleksiyonunda Türkiyeli kadın sanatçılara daha fazla yer vermek beni mutlu ediyor, kayda değer bir emsal oluşturduğunu düşünüyorum. Ayrıca sanat üretimlerinde, kadınların duyarlılığı ve hayata bakışlarının daha derin anlatımıyla ortaya çıkan işler görmek beni her zaman çok etkiliyor.

“Kadın sanatçı” kavramı hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce karşılığı olan “erkek sanatçı” kavramı yokken “kadın sanatçı” vurgusu neden bu kadar sık kullanılıyor?

Ahu Büyükkuşoğlu Serter: Zaman, artık “beyin birlikteliği”nden söz etme zamanı. Kadının da erkeğin de eşit haklara, şartlara, yaklaşımlara sahip olduğu bir dünya var artık. Bu daha da artacak. Kadın, iş dünyası için hep yükselen bir değer. Bunu ilk gören, kabullenip, destekleyenler; diğerlerinden daha başarılı olacaklar. Bu yüzden sanatı, cinsiyetinden bağımsız değerlendirmek en doğrusu…

​Bu yıl Contemporary İstanbul’un Üst Danışma Kurulu Üyesi olarak davet aldım. Sanata pek çok katkıda bulunmuş değerli isimlerle bir arada çok güzel bir topluluk oluşturuldu. Sanat ya da sanatçı kavramı kadın ya da erkek olarak cinsiyet olarak ayrıştırılmasından ziyade sanatın birleştiriciliğine ve temsil yeteneğine çok inanıyorum.

Selman Bilal: Kadın sanatçıların yüz yıllar boyu sanat tarihinde arka planda kaldıklarını görüyoruz. En önemli ressamlar, sanat tarihçileri dediğimiz zamanda bile aklımıza hep erkek isimleri geliyor. Buna rağmen, günümüz sanat alanında hâlâ bu ayrımın üstüne basıla basıla “kadın sanatçı” ifadesinin kullanılması bizi rahatsız etmeye devam ediyor. Demek ki bu ve benzeri eşitliğin söz konusu olmadığı söylemlere daha çok dikkat çekmek gerekiyor…

“Kadın sanatçı” konusuna dair yapılan bu kısa röportajın bile, sanat alanındaki farkındalığına katkı sağlayacağını düşünüyorum, teşekkürler.

Sanatçının Gözünden

21. yüzyılda cinsiyet eşitsizliği hâlâ başlıca konuştuğumuz konulardan biri. Hayatımızın her alanında ve tüm dünyada kadınların ve erkeklerin sosyokültürel rollerini ve bu konuda karşımıza çıkan basmakalıp düşüncelerin varlığını konuşur/tartışır durumdayız. Merak ediyorum bir sanatçı olarak sizin bu konuda düşünceleriniz neler? 

Doç. Dr. Eser Selen: Sanatın da canlı bir ekonomi olduğu kabulünü yaptığımız andan itibaren, sanatçının emeğini de bu ekonomiye dahil etmemiz gerekir. Türkiye’de bu ekonomi, çoklukla, alışveriş olarak süregelmektedir. Dünyanın pek çok yerinde, görsellik ağırlıklı çağdaş sanat evreninde, geçerliliği olan “sanatçı ödeneği” (artist fee) mevhumu ülkede yok denecek kadar az. Sanatçılar ancak ve belki “satabildiklerinden” kazanıyor. Kadın veya erkek veya non-binary (kadın/erkek ikiliğinin dışında) olsun, bu durum pek çok sanatçı için geçerli. Bu konuyla ilgili elimde cinsiyet farkına dayalı referans verebileceğim ölçüde bir veri yok, bu konunun ayrıca çalışılması gerekiyor ancak bu durum sanatçının emeğinin, estetiğinin, birikim ve deneyiminin yok sayılması, değerin üretiminin değil ürünün satışı üzerinden verildiğinin de göstergesidir. Cinsiyet eşitsizliğinin öncelikli olarak dilde başladığını, sosyal ya da kişisel yaşamın her alanında, gerek ev içerisinde gerekse de iş yerinde, fiziksel ve/ya psikolojik şiddet biçimleriyle de var olduğunu düşündüğümüzde, sanatçının da cinsiyet eşitsizliğinden nasibini aldığını söyleyebiliriz.

Şükran Moral: Ülkemizde 21. yüzyılda dört yüz yetmiş dört kadın öldürüldü. Bu cinsiyet ayrımcılığının da üstünde kadınlara karşı bir şavaşın olduğu gerçeğini gösteriyor. Biz “hâlâ lütfen eşit olalım” diyoruz bu artık “lütfen” le olacak bir şey değil. Vahşet!

​Sosyal medyanın kadınları aşağılayan pop kültür dilinin büyük etkisi var. Erkeklerle kadınlar aynı ekonomik güce sahip olmadan asla ileriye gidemeyiz. Erkekler kadınları para ile cezalandırıyor. Para, ekonomik güç sayesinde kadını kendisine köleleştirme hesapları. 21. yüzyıldan bahsediyoruz ama dini söylemleri de katarak bu ülkede küçük kız çocuklarının evlendirilmesi propagandası yapılıyor. İşte bu da utanılacak bir davranış. Erkekleri doğuran anneler de kadın, onlar da çoğu kez kadın cinayetlerine ortak oluyorlar. 21. yüzyıl tablosu çok kirli, karanlık ve sisler içinde. Bu tabloda kan var, çığlık içinde kadınların toplumda yem olması var. Çizilen tablo bu.

Söyleşinin devamına buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: Artfulliving

avatar
  Kaydol  
Bildir
4 Haziran 2020