47 Kadın Anlattı: ‘Kadınların Göç Hikayeleri’

2015-2016 yılları arasında Sur, Cizre, Şırnak, Yüksekova, Nusaybin ve Van’daki çatışmalı döneme tanıklık eden 47 kadının yaşadıkları ‘Kadınların Göç Hikâyeleri’ ismiyle kitaplaştırıldı.

‘2015-2017 Sokağa Çıkma Yasakları Sürecinde Kadınların Göç Hikayeleri’ altbaşlıklı kitap, Göç Platformu tarafından yayına hazırlandı.

47 kadınla görüşmelerin yapıldığı, bu görüşmelerden 18’inin derlendiği kitap, Kürtçe ve Türkçe olarak hazırlandı. Kitapta, tanıklıkların tümüne güvenlik gerekçesiyle yer verilmediği aktarıldı. Kitapta yer verilen tanıkların, toplumsal hafızayla ilişkisi şu şekilde aktarılıyor:

“Tanıklığın kendisi, tam anlamıyla sonlanan ya da ilk anda yaşandığı şekliyle kalabilen bir deneyim değildir. Bu deneyim bazen yaşam alanının kaybı, bazen sevilen bir yakının kaybı, bazen bir komşunun yitimi, bazen de bir mezarın yokluğuna tanıklık eden kişilerin hafızasında yeni bir temsil alanı yaratır. Kısacası, yaşanan zorla yerinden edilme deneyiminin tüm yakıcılığının ötesinde, kaybın kendisi yeni bir aidiyete dönüşüyor. Zorla yerinden edilmenin tanıklığı, kaybedilen insanların, mekânların, seslerin ve hatta eşyaların yeniden hafızalaştırıldığı bir alan yaratıyor. Bu sözlü tarih çalışmasında bahsedilen tanıklıklar, kadınların bireysel hatırlama biçimleri özelinde, yerinden edilmiş birçok sesi yansıtıyor.”

Kitapta, son üç yıl içerisinde yaşanan çatışma sürecinde yaşanan zorunlu göçün, 90’larda olduğu gibi metropollere doğru değil, aksine her an geri dönebilme umuduyla çevre il ve ilçelere doğru yaşandığı ifade ediliyor.

Kadınlar çatışmalı dönemde yaşadıkları göç sürecini anlatırken savaşın acı gerçekliğini de gözler önüne seriyorlar. Yaşadıkları şiddet ve cinsel saldırıların hiçbiri kamuoyuna yansımamış. Kadınların anlattıklarında ön plana çıkan bir diğer konu ise savaşa karşı olmaları. Kadınlar yaşanan bu çatışma sürecinin ancak barış ile çözüleceğini ifade ederek silahların ‘susması’ gerektiğini vurguluyorlar.

Kendileriyle görüşme yapılan kadınların birçoğu, sığınmak zorunda kaldıkları mekanlara karşı bir aidiyet hissedemediğini belirtirken, birçoğu ilk fırsatta geri dönmüş. Geriye kalanlar ise, ilk fırsatta geri dönmek istediklerini dile getiriyorlar.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) 1 Ocak 2019 tarihli açıklamasında aktardığı verilere göre, 16 Ağustos 2015’ten 1 Ocak 2019’a kadar geçen süre içerisinde toplam 11 il ve en az 51 ilçede resmi olarak tespit edilebilen en az 351 sokağa çıkma yasağı ilanı yapıldı. Diyarbakır’da 204, Mardin’de 54, Hakkâri’de 23, Şırnak’ta 13, Bitlis’te 20, Muş’ta 7, Bingöl’de 7, Dersim’de 6, Batman’da 6, Elazığ’da 2 ve Siirt’te 9 kez.

16 Ağustos 2015 ile 16 Ağustos 2016 tarihleri arasında, çatışmaların yoğun olarak yaşandığı il ve ilçelerde resmi sayıya göre 321 sivil hayatını kaybetti. Bu insanların 79’u çocuk, 71’i kadındı.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’na göre bu süre zarfında, en az 1 milyon 809 bin kişinin yaşam hakları ihlal edildi.

Sivil Düşün AB Programı kapsamında Avrupa Birliği desteğiyle hazırlanan kitaptaki bazı hikayelerden başlıklar şöyle:

‘Evîn: Kendi evine döndüğünde, çocukluğunu geçirdiğin mahalleyi tanıyamadığını düşün’

‘Zerya: Gittim baktım Gever küle dönmüş… Komşularımız, birçok insan artık yoklar’

‘Asiye: Bu sokaklarda gezerken oğlum geliyor gözümün önüne’

‘Zerê: Demek ki kadınlar her şeyi yapabilir’

‘Zelal: Bu da Sur’un hatırasıdır’

‘Solîn: Bize Mutluluk Veren Hiçbir Şey Yok Artık, Sadece Hüzün Var!…’

Kitabın ‘pdf’ haline ulaşmak için gocizleme@gmail.com adresine mail atabilirsiniz. Kargo adresinizi ilettiğiniz takdirde kitabın basılı halini de ücretsiz edinebilirsiniz.

avatar
  Kaydol  
Bildir
20 Şubat 2019