65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı: Evde Sağlık Hizmeti Başlatılmalı

65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı Gülüstü Salur, 65 yaş üstüne uygulanan sokağa çıkma yasağını ve bunun toplumda yarattığı etkileri Beyond İstanbul’a anlattı.

Koronavirüs tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de tedirgin etmeyi sürdürüyor. Alınan tedbirlerle salgının önüne geçmek isteyen ülkeler, farklı önlemler hayata geçirdi ve geçirmeye de devam ediyor.

Bu tedbirlerin en yaygın olanı ise sokağa çıkma yasağı. Türkiye’de de geçtiğimiz günlerde 65 ve üstü yurttaşları kapsayan sokağa çıkma yasağı yürürlüğe girdi.

Tek başına yaşayan her dört yaşlı bireyden üçü kadın

KONDA’nın Aralık 2019’da yaptığı çalışmaya göre 65+ nüfusun, yüzde 13.4’ü bir işte çalışıyor, yüzde 42.6’sı çocukları ve torunlarıyla birlikte oturuyor, yüzde 17’si tek başına yaşıyor ve tek başına yaşayan her dört yaşlıdan üçü kadın.

65 yaş ve üzeri yurttaşların sokağa çıkma yasağını değerlendiren, 65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı Gülüstü Salur, “Sokağa çıkma yasağı salgın hastalığın yayılmasını önlemenin tek yolu ise biz bunu bir hak ihlali olarak görmeyiz. Ama hastalığı yayan, ya da daha çok yayan yaşlılar değilken sadece yaşlıları ayrıştıran bir sokağa çıkma yasağının hem yaşlıları korumak için yeterli olmayabileceğini, hem de yaşlılara yönelik bir tepkiyi tetiklediğini üzülerek görüyoruz.”

65 yaş üstünün bu süreçten sosyal destekten mahrum kalacağını ifade eden Salur, uzaktan da olsa, korku içinde yalnız kalmamalarını sağlamak gerektiğini ifade ediyor: “Gündelik dertlerine zaten kimseye yük olmadan çözümler geliştiren yaşlılar sosyal destekten iki türlü mahrum kalıyorlar: Bir yandan zaten dışarı çıkamıyorlar; öte yandan onlara telefonla da olsa, uğrayarak da olsa emek verecek gençler de bu hastalıkla ilgili bir korku, panik halindeler. Medya da belki daha sorumlu bir yayıncılıkla bu sürecin idaresine destek verebilir. Çünkü her gün açıklanan hasta sayıları, ölümlerin duyurulması, ilaç yok, malzeme yok, hastaneler yetmeyebilir haberleri hepimizi endişelendiriyor. Tabii ki haber hakkını kısıtlamadan hayatın normal devam edebilen taraflarıyla evde kalanları biraz sarıp sarmalamak gerekiyor. ”

Alışkanlıkları kolay değişmiyor

Onları toplumun geri kalanından ayrıştıran sebebin onları çok korkuttuğunu ve kaygılandırdığını anlatan Salur, “Yaşlılar alışkanlıklarını kolay değiştirmek istemiyorlar. Her gün alışverişe, kahveye, camiye, deniz kıyısına gidiyorlarsa gene gitmeyi hayatın normal olduğu duygusunu sürekli kılmayı istiyorlar.

Yerel yönetimler medya ve kamuya görev düşüyor

Tüm toplumun hasta olmaktan korunması gerektiğini söyleden Gülür, “Çünkü herkesi korumadan kimseyi korumuş olmuyoruz” dedi.

Mevcut uygulamalara ve kararlara alternatif olacak öneriler sıralayan Salur’a göre, 65 yaş üstü için evde sağlık hizmeti ve teletıp uygulamalarının acilen başlatılması gerekiyor:

“Burada hem medyaya hem de yerel yönetimlere, kamuya büyük görev düşüyor. Toplumsal dayanışma bilincimiz çok güzel ama yardımlaşmanın yaşlı güvenliği açısından çok özenli gerçekleşmesi gerektiğini biliyoruz. Bu sebeple doğru mesajların, destekleyici önerilerin medya aracılığıyla verilmesi, gıda, temizlik malzemesi, ilaç gibi ihtiyaçların büyük ölçüde apartman, mahalle bazında karşılanması gerekiyor. Koronavirüs dışı sağlık sorunları açısından da risk grubunda olan yaşlılarda hastaneye gitme çekinceleri gelişeceği için evde sağlık hizmetini desteklenmesi ve teletıp uygulamalarının acilen başlatılması gerektiğini de eklemeliyiz.”

Kaynak: Beyond İstanbul, Cumhuriyet

avatar
  Kaydol  
Bildir
26 Mart 2020