Akademide Kadınlar ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Dr. Zeynep Gülru Göker, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın (TESEV) Friedrich Ebert Vakfı desteği ile “Akademide Kadınlar ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” başlıklı bir araştırma yazısı kaleme aldı. Göker yazısında, kadınların akademik kariyer basamaklarında yükselmesi ve üst düzey karar almaya katılımı önündeki engelleri ve bu engelleri ortadan kaldıracak adımları anlattı.

Fotoğraf: BBC

Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi’ne (SU Gender) bağlı öğretim üyesi ve araştırmacı olarak çalışan Dr. Zeynep Gülru’nun TESEV’in yakın zamanda yayımladığı bir araştırmayı dikkate alarak kaleme aldığı, “Akademide Kadınlar ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” başlıklı yazıya göre, üst düzey karar almada kadın katılımının en düşük olduğu alanlardan biri de bilim ve araştırma. Türkiye’de 201 üniversitedeki tüm rektörlerin sadece yüzde 9’u, rektör yardımcılarının yüzde 10’u, dekanların ise yüzde 21’i kadın; yine Türkiye genelinde profesörlerin yüzde 31’i kadın, yüzde 69’u erkek.

Göker yazısında, kadınların akademik kariyer basamaklarında yükselmesi ve üst düzey karar almaya katılımı önündeki engellerden ve akademide toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik atılan ve atılabilecek adımlardan söz ediyor.

Cam Tavanlar ve Sızdıran Boru Hatları

Akademide kadınların üst düzey karar almaya katılımı önündeki engeller ne olabilir?” sorusunun en kapsamlı cevabına ilişkin yapısal sorunlara işaret eden Göker, ataerkil norm ve pratiklerin, kadın ve erkeklerin yetenek, rol ve sorumluluklarını biyolojik bazı gerekçelere indirgediğini ve toplumları, kurumları ve kişiler arasındaki ilişkileri şekillendirdiğini belirtiyor.

Göker, kadınların akademide kimi zaman belirli bir yere kadar yükseldikten sonra cam tavanlarla karşılaştıklarını, kimi zaman da kariyerinde hiç yükselmeden çalışmaya devam edebildiklerini aktarıyor.

Akademisyenlerin ve bilim insanlarının toplumsal normlardan kendilerini sıyırmalarının mümkün olmadığına vurgu yapan Göker, eşitsizliğin sürdürülmesine ve yeniden üretilmesine neden olan bu yapının, kadınların kariyer olanaklarından faydalanmasını da olumsuz yönde etkileyebildiğini söylüyor.

Liyakat ve toplumsal cinsiyet

Göker, liyakate dayalı akademik ilerleme ilkesine göre, akademik ilerlemenin bilimsel üretimin nitelik ve niceliği, eğitim ve araştırma faaliyetlerine katkı ile doğru orantılı olması gerektiğini vurguluyor.

Göker, kadınların karar alıcı komitelerde temsil edilmesi ya da daha üst konumlara gelmesi için alınan geçici yapısal önlemlerden biri olan pozitif ayrımcılığın Göker, dünyanın birçok yerinde kadın erkek fark etmeksizin direnç gösterilebildiğini belirtiyor.

Yapısal sorunlardan bireysel kaygılara

Kadınların, iş dışında sorumluluklarının erkeklere oranla fazla olması, kendilerini yönetici pozisyonlara aday göstermemelerine, uluslararası seyahat gerektiren bazı fırsatlardan yararlanmamayı seçmelerine neden olduğunu ifade eden Göker, bu çekinceleri ortadan kaldırmak için kurumsal bir takım önlemler alınması, teşvik ve destek mekanizmaları kurulması gerektiğine inanıyor.

Göker, bunlara ek olarak kadın rol modellerin ve başarılarının öne çıkarılmasını, kadınlar arasında işbirliğini ve karşılıklı öğrenmeyi teşvik etmek amaçlı mentorluk programları kurulmasını, kariyerinin başındaki kadın araştırmacıların hibe başvuruları yapmaya teşvik edilmesine yönelik hazırlanan programları ve benzeri formel ve enformel teşvik, destek ve dayanışma mekanizmaları oluşturulması gerektiğini ifade ediyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliği için kurumsal dönüşüm

Göker, üniversitelerde yapılabilecek yapısal dönüşüm çalışmalarının hedefleri arasına, kadınların karar alıcı mekanizmalara katılımını sağlamak, atanma, yükseltme ve kariyer gelişimi süreçlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı doğrudan ya da dolaylı ayrımcılığı ortadan kaldırmak, eğitim ve araştırma faaliyetlerine toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısını eklemek ve genel anlamda akademik yaşamın her alanını önyargılardan ve ayrımcı uygulamalardan arındırmaktan geçtiğini savunuyor.

Ancak Göker, tüm bunları yaparken toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca kadınların, özellikle de belirli bir grup kadının meselesi olmadığını, kadınlar arasındaki eşitsizlikleri ve LGBTIQ+’ların farklılaşabilecek deneyimlerini de göz ardı etmemeleri gerektiğinin de altını çiziyor.

“Eşitsizlik ancak farklı ve kesişen boyutlarıyla ele alındığı sürece üniversitelerde kurulan toplumsal cinsiyet eşitliği mekanizmaları kapsayıcı ve sürdürülebilir olacaktır.”

İş-yaşam dengesi mekanizmaları

Göker’e göre, iş hayatının diğer alanlarında olduğu gibi, akademik hayatta da ev içi emek ve bakım sorumlulukları, kadın ve erkeklerin kariyer gelişimini farklı etkiliyor. Ev içi sorumlulukların eşit bir biçimde bölüşülmemesi, kadınların iş hayatında olumsuz etki yaratıyor.

Göker’in ifade ettiği üzere, birçok kadın yönetici olmaktan çekiniyor ve  bakım sorumluluklarını başka kadınlara devretmek kariyer gelişiminin önemli koşullarından biri haline geliyor. Bu duruma çözüm olarak, bakım sorumluluğunun kadınlar ve erkekler arasında eşit şekilde paylaşımı yönünde hem kişi hem toplum düzeyinde farkındalığın teşviki, kamusal ve kurumsal bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve erişilebilir kılınması gerekiyor.

Direnç, mukavemet ve işbirliği

Toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarında genel olarak sürdürülebilirlik anlamında eksiklik yaşandığını ve bu durumun eşitliğin oluşamamasında çok etkili olduğunu ifade eden Göker, çalışmaların, sürdürülebilirliği sağlayacak stratejiler oluşturmak, çalışmaları üstlenecek uzmanlar yetiştirmek ve kazanımları kurumsallaştırmak yönünde olması gerektiğini ifade ediyor:

“Ülkemizde üniversitelerde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak, ayrımcılık, şiddet ve tacizden arındırılmış kampüslerde çalışmayı ve eğitim görmeyi sağlamak adına önemli çalışmalar yapılıyor. Tüm bu çalışmaların görünür kılmanın, desteklemenin, var olan işbirliklerini güçlendirmenin ve yenilerini oluşturmanın, akademide toplumsal cinsiyet eşitliğini ve bu yönde yapılan çalışmaların sürdürülebilirliğini sağlamanın en önemli koşulu olduğunu düşünüyorum.”

Kaynak: Tesev.org

 

avatar
  Kaydol  
Bildir
7 Ağustos 2019