Arjantin: “Bir kadın daha eksilmeyeceğiz”

#WomensMarch  #MeToo #3causales #AbortoLegalYa #Iwillgoout #WomenToDrive #NiUnaMenos 

Yukarıda yer alan etiketler geçtiğimiz sene Twitter’da TT (Trending Topic)listesine girdi ve bununla beraber, pek çok tartışma yaratan konulara işaret etti. ABD’deki Kadın Yürüyüşü, Suudi Arabistan’da araba kullanma yasağına karşı mücadele eden ve kazanan kadın hareketi, Hindistan Bangalor’da yeni yıl gecesi yaşanılan toplu taciz olaylarından sonra “dışarı çıkacağım” başlığı altında 30 şehirde gerçekleşen protestolar, sessizliği bozan “ben de” (Me Too) hareketi ve İrlanda, Arjantin, Şili’de kürtajın yasallaşması için başlatılan sosyal hareketler…

2017’de yılın kelimesinin “feminizm” seçilmesi de bu bağlamda şaşırtıcı değildi. Her sene “yılın kelimesini” belirleyen Merriam-Webster sözlüğü, feminizm kelimesini internet aramalarında artan sayıda arandığı için seçmişti.  Sözlüğe göre “cinslerin politik, ekonomik ve sosyal eşitliği teorisi” olarak tanımlanan feminizmi, yukarıdaki hareketleri bir araya getiren kavram olarak görmek mümkün. Çünkü kendisini çoğu zaman feministolarak tanımlayan sokak ve hak hareketleri, sosyal hayatı değiştirmek için mücadele ediyor. Bu hareketlerin bir diğer ortak özelliği ise evrensel olmaları. Çoğu hareketin sembolleri, söylemleri ve sloganları birbirinden esinleniyor ve böylece evrensel bir çağrı ile farklı coğrafyalarda dayanışma ve birliktelik yaratabiliyor.

#AbortoLegalYa

Arjantinli sanatçılar “Bella Ciao” şarkısını seçme hakkı için bir çağrı olarak tekrar uyarladı.

Arjantin’deki yasal ve güvenli kürtajın yasallaşması hareketi (#AbortoLegalYa) de, bu evrensel hareketler halkasına eklemlendi ve geçtiğimiz hafta reddedilen kürtaj tasarısı dünyadaki kadın hareketlerinin gündemine girdi.

Arjantin’de kürtaj hakkı başka vakalarda olduğu gibi halk oylamasına sunulmadı. İki kamaralı sistem ile yönetilen ülkede kürtaj hakkını tanıyan yasa tasarısının çıkması için, tasarının hem meclisten hem de senatodan geçmesi gerekiyordu. Tasarının ilk resmi aşaması Haziran ayında gerçekleşmişti. Mecliste gerçekleşen 22 saatlik oturumdan sonra, tasarı 129 “evet” 125 “hayır” oyu ile geçmişti. Fakat geçtiğimiz hafta senatoda 8 senatörün karşıt – 31’inin ise kabul oyu kullanmasıyla reddedildi.

Eğer tartışılan yasa geçmiş olsaydı, ülkede kürtaj 14 haftaya kadar gerçekleşmesi koşuluyla yasal hale gelecekti. Bu da hem kadınların bedenleri ile ilgili karar verme sürecindeki müdahaleyi sona erdirmiş olacak, hem de sağlıksız koşullarda gerçekleşen kürtajdan ötürü gerçekleşen ölümleri durduracaktı.

Yasaklar Kürtajı Engellemiyor

Arjantin’in Latin Amerika’nın birçok ülkesinde olduğu gibi, kürtajın sıkı bir şekilde denetlendiği ülkelerden[1] olduğunu hatırlatmakta fayda var. Kürtaj yaptırmak için devletten izin alınması ve bunun için bir yargıca başvurulması gerekiyor. Kürtaj gerçekleştirmeye hak kazanmak için sadece tecavüz, annenin yaşamının risk altında olduğu durumlar ve fetüste ciddi bir bozukluk şartı aranıyor. İzin alınmadan yapılan kürtaj ise 4 sene hapis ile cezalandırılabiliyor[2].

Foto: LaGarcia, Buenos Aires

Kürtajın yasaklanmasının sürecin güvensizleşmesine neden olduğu bir gerçek. Araştırma kuruluşu Guttmacher Enstitüsü, gizli kürtajların, hamileliğin sonlandırılmasının yasak olduğu ülkelerde daha fazla görüldüğünü belirtiyor. Uluslararası Af Örgütü, Arjantin’de, son 25 yıl içinde, güvensiz koşullarda gerçekleştiren kürtajın sonucu olarak 3000’den fazla kadının hayatını kaybettiğini bildiriliyor. Arjantin Sağlık Bakanlığının tahmini verilerine göre ise yılda 350 binden fazla yasa dışı kürtaj yapılıyor. Bu süreçte çıkan komplikasyonlar nedeniyle hastaneye kaldırılan kadınların sayısı ise yılda 50 bine yaklaşıyor.

Latin Amerika geneline baktığımızda ise her yıl tahmini olarak 6,5 milyon kürtaj gerçekleşiyor. Bu prosedürlerin dörtte üçü yasa dışı ve çoğu zaman güvensiz kliniklerde veya evde yapılıyor.

“Tüm Latin Amerika Feminist Olacak”

Foto: Fundeu Argentina

Tüm bu veriler kürtajı yasaklamanın yarattığı kayıpları ve anlamsızlığını gözler önüne serse de Katolik mezhebinin yaygın olduğu Latin Amerika’da ve Arjantin’de kürtaj hakkındaki toplumsal ayrışma mevcut sonucu şekillendiriyor.  Bu ayrışmaya rağmen aşağıdan gelen baskının resmi siyasete yansıdığı da açık. Arjantin’de geçtiğimiz yıllarda kadın cinayetlerine karşı NiUnaMenos[3] (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz) hareketinin doğmasına neden olan 14 yaşındaki Chiara Paez’in ölümünden bu yana kadın hakları kamusal alanda daha görünür ve etkili hale gelmiş durumda. Paez, erkek arkadaşına hamile olduğunu açıkladıktan sonra yakılarak öldürülmüştü ve ölümünde erkek arkadaşının ailesinin de payının olduğu anlaşılmıştı. Ardından ülkede birkaç şehirde, bir milyondan fazla kişinin katıldığı yürüyüşler düzenlenmişti.  Fakat hareket bu mobilizasyon ile sınırlı kalmadı. #NiUnaMenos hareketinin kurucularından Malena’nın, Gazete Nisan’a verdiği bir röportajda altını çizdiği gibi Arjantin’de her 18 saatte bir kadın öldürülüyordu ve bu gerçek öfkeyi besliyordu. Büyük eylemlerin gerçekleştiği Haziran ayından Mart ayına uzanan bir süreçte, toplantılar sonucu kapsamlı bir 8 Mart grevi organize edildi. Malena, grevin organize edilmesinde 2016 yılında Polonyalı kadınların kürtaj yasasına karşı yaptığı grev çağrısının ilham verici olduğunun da altını çizdi.

 #NiUnaMenos ile birlikte farklı kadın hareketlerinin birlikte çalışma pratiğinin arttığını da gözlemek mümkün. Aktivistlerin tanıklıklarına ve sloganlarına bakıldığında da özellikle genç kadınların #NiUnaMenos ile birlikte duyarlılıklarının ve eylemlerinin arttığı görülüyor. Af Örgütü de bu hareketin kadınların mağduriyetlerinin paylaşılabileceği bir platform yarattığını söylüyor.

Bu Daha Başlangıç!

Arjantinli kürtaj hakkı aktivisti ve gazeteci Silvina Marquez The Guardian’a verdiği röportajda “Er ya da geç bir kürtaj yasamız olacak!” diyor.

Arjantinli romancı Claudia Piñeiro, tasarının reddedilmesi ardından Guardian’a yazdığı makalede sert bir şekilde senatonun kararını “küstah” olarak nitelendirirken, siyasilerin “Arjantin’in gerçekliğinden tamamen koparak” yaşamını kaybeden kadınlara arkasını döndüğünü yazmıştı. Fakat harekete katılanlar yukarıdaki videoda da görüldüğü gibi bunu bir yenilgi olarak değil, tartışmanın büyüdüğü ve geliştiği bir an olarak nitelendiriyor.

Son birkaç senede yaşananlar gösteriyor ki; Arjantin’deki kadın hareketi, hem kamusal alanda uzun süreli eylemler yaparak, bir yandan da “bizim hayatımız pazarlık edilemez” ve “tüm Latin Amerika feminist olacak” gibi popüler sloganlarla ülkedeki değişimin öncülüğünü üstleniyor. Hareketin kürtajın yasallaşması için #NiUnaMenos ile dillendirilmeye başlanan talepleri de ele alarak bir kişiyi bile geride bırakmadan, özellikle yoksul kadınların mağduru olduğu güvensiz kürtaja karşı söylem ürettiği görülüyor.

Bundan sonrasını beraber takip edeceğiz.

[1]Orta ve Latin Amerika’da kürtaj sadece Meksiko City, Küba, Guyana ve Uruguay’da yasal. Şili’de 1973’de darbe ile yönetime gelen Pinochet’in tamamen yasakladığı kürtaj hakkı, geçen sene Anayasa Mahkamesi’nin kürtaj yasağını gevşeten bir yasa tasarısını onaylamasıyla geriye itildi.

[2]Deutsche Welle’nin haberine göre 2007 ile 2016 yılları arasında, 63 kişi yasa dışı kürtaj nedeniyle Arjantin mahkemelerinde hüküm giymişti.

avatar
  Kaydol  
Bildir
22 Ağustos 2018