Benim Adımı Bil: Chanel Miller’ın Portresi

Akademisyen Begüm Zorlu, ABD’li yazar Chanel Miller’ın 2015 yılında yaşadığı cinsel saldırıyı ve ardından neredeyse dört yıl sürecek dava sürecindeki hislerini ve öğrendiklerini tüm açıklığı ile okuyucu ile paylaştığı kitabı “Benim Adımı Bil: Bir Anı” kitabı üzerine yazdı.

Kimse başına gelen en kötü şey ile hatırlanmak istemez diyerek konuşmalarından birini başlıyor Chanel Miller. Fakat “Benim Adımı Bil: Bir Anı” (Know My Name: A Memoir) kitabında en kötü hikayesini- 2015 yılında yaşadığı cinsel saldırıyı- ve ardından neredeyse dört yıl sürecek dava sürecindeki hislerini ve öğrendiklerini tüm açıklığı ile okuyucu ile paylaşıyor. Bu hikayeyi paylaşırken kendi deneyimlerinin yanında Amerika Birleşik Devletleri’nin yargı sisteminin sorunlarını, tecavüz kültürünün yaygınlığını ve yakın tarihin kadın mücadelesini de ele alıyor.

Bu videoda Chanel çizimleri ve sesi ile hikayesini anlatıyor. Videoda saldırıya uğradığınızda size bir kimlik verildiğini ve bu kimliğin olduğunuz ve yapmayı planladığınız her şeyi tehdit ettiğini söylüyor.

Adını Söylemek

Chanel’in yaşadığı cinsel saldırı birkaç ay öncesine kadar Brock Turner Vakası ya da Stanford Tecavüz Vakası olarak biliniyordu. Dava sürecinde ise Chanel’e Emily Doe kod adı ile hitap ediliyordu, kimliği gizliydi. Fakat adını gizlemenin kendini güçsüzleştirdiğini söyleyen Chanel, birkaç ay önce bu kitap ile birlikte kimliğini de açıkladı. Adını söylediğinden beri ise hikayesini birçok platformda paylaşıyor.

Kitap, dava sürecinin başlangıcı gibi bir ev partisinde alkol aldıktan sonra bilinç kaybı yaşayan Chanel’in ertesi sabah hastanende uyanması ile başlıyor. Vücudunda çürükler, üzerinde tanımadık kıyafetler olan Chanel geceyi ve yaşananları hatırlamıyor. Olaydan 10 gün sonra, bir internet sitesinde yayınlanan haber sayesinde Brock Turner’ın bir çöp konteyneri yanında ona cinsel saldırıda bulunduğunu öğreniyor. O zaman 19 yaşında Stanford Üniversitesinde öğrenci olan Turner’ı iki İsveçli öğrencinin durdurduğu ve tutuklanmasını sağladıkları açığa çıkıyor.

Chanel kitabında haberin yayınlanması ile birlikte medyanın mağdur ve fail çerçevelemesindeki sorunların ve onunla birlikte şekillenen sosyal medya yorumlarının üzerinde duruyor. Bir yandan da kimseye anlatamama durumunu, vücudundan yaşadığı soğumayı, işine devam edememeyi, yaşadığı panik atakları ve uykusuzluğu betimliyor. Chanel’in kendi adına vurgu yapması cinsel saldırı yaşayanların nasıl çerçevelendiği ile de ilgili. 2015 yılındaki saldırıdan sonra birçok haber kanalı ona “Brock Turner’ın mağduru” olarak değiniyor. Medya Chanel’in ne kadar içtiğine ve giydiği elbiseye vurgu yaparken, Brock’un başarılı kariyerinin ve yüzme takımının bir üyesi olmasının altını çiziyor. Medya betimlemeleri ile cinsel saldırıda mağdura da sorumluluk biçmeye çalışıyor. Chanel bu haksız tasviri kitap boyunca okuyucuya hatırlatıyor. Bu tasvirin kendisinden şüphe etmesine neden olduğunu söylüyor. Başka bir konuşmasında ise isimsiz bir hiç kimse gibi hissettiğini tekrarlıyor ve “utanç sizi öldürebilir” diyor.

Dava Süreci ve Mağdur Beyanı

Dava süreci de medyanın çerçevelemesi gibi haksız bir biçimde ilerliyor. Kitabın neredeyse yarısı davada yaşananları anlatıyor. Özellikle Turner’ın avukatının sorgulama biçimi ve suçlayıcı soruları da cinsel saldırı vakalarında mağdura suç atma eğilimini açığa çıkarıyor. Turner’ın avukatı Chanel’e kilosu, erkek arkadaşı ile aktif bir cinsel hayatı olup olmadığı, ne kadar alkol tükettiği hakkında sorular soruyor. Dava süresince sesinin kısıldığını ve failin avukatı tarafından köşeye kıstırılmaya çalışıldığını hisseden Chanel, mağdur beyanını okuma şansına eriştiğinde kendi söylemini ortaya koyuyor ve sessisini yükseltiyor.

Chanel, yazdığı metini dava sırasında faile seslenerek okuyor. İlk olarak kendi yaşadıklarının ve Brock’ un hikayesindeki tutarsızlıkların altını çiziyor. Saldırının açık olduğunu anlatıyor. Tanıkların varlığını, bedenindeki hasarı ve onun kaçmış olduğunu hatırlatıyor. Failin özür dilemek yerine kişisel hayatıyla ilgili detaylar bulup ona karşı kullanmaya çalıştığını söylüyor. Saldırganın konuyu “içki kültürüne” indirgeyip, işlediği suçu sahiplenemediğini ve kabul etmediğini gösteriyor. “Brock’un hayatı mahvoldu” söylemine karşı şu sözleri sarf ediyor:

“İnsanlara sadece bir gece içmenin bir hayatı nasıl mahvedebileceğini göstermek istiyorum demişsin. Sizin için yeniden ifade edeyim, insanlara bir gece içmenin iki hayatı nasıl mahvedebileceğini göstermek istiyorum. Senin ve benim. Sen nedenisin, ben de etkisi. Beni seninle birlikte bu cehenneme sürükledin ve tekrar o geceye götürdün.”

Ve ekliyor:

“Değerimi, gizliliğimi, enerjimi, zamanımı, güvenliğimi, samimiyetimi, yakınlığımı, kendi sesimi aldın. Bugüne kadar. “

Bu videoda Chanel Mağdur mağdur beyanını okuyor.

Chanel, beyanında adalet sistemindeki çifte standartın da altını çiziyor. Denetimli serbestlik görevlisi, Brock’un zor kazanılmış bir yüzme bursunun olmasını karar verme sürecinde dahil ediyor. Chanel ise beyanında “Brock’un ne kadar hızlı yüzdüğü başıma gelenlerin ciddiyetini azaltmaz ve cezasının ciddiyetini azaltmamalı” diyor ve beyanını dayanışma mesajı ile bitiriyor.

“Dünya Benim Sesime Doğru Nefes Aldı”

Davanın sonucu hem Chanel hem de davayı takip edenler için bir hayal kırıklığı yaratıyor. Brock Turner’ın Mart 2016’da suçlu bulunmasına ve savcıların altı yıl hapis istemesine rağmen Yargıç Persky Turner’a sadece altı ay hapis cezası veriyor. Persky Turner’ın yaşını, sabıka kaydının bulunmamasını, hapishanenin onun üzerindeki etkisi hakkında endişeleri ve hem failin hem de mağdurun sarhoş olması nedenleriyle bu karara vardığını söylüyor. Turner’ın başkaları için tehlike oluşturmayacağını düşündüğünü belirtiyor.

Bu videoda Lena Dunham, Allison Williams, Jemima Kirke ve Zosia Mamet, Emily Doe’nun karar sonrasında yazdıklarını okuyor.

Persky’nin kararı hayal kırıklığı ile birlikte öfke de uyandırıyor. Chanel’in beyanı medya ile paylaşıldıktan sonra binlerce, milyonlarca kişi onun hikayesini paylaşmaya ve dayanışma mesajları yollayama başlıyor.

Bu videoda cinsel saldırıya uğramış kadınlar Chanel’in beyanını okuyor.

Beyanından sonra artan bu dayanışma Yargıç Persky’nin görevden alınması için Change.org da imza kampanyasına dönüşüyor. Persky, 2018 yılında Kaliforniya’da gerçekleşen önseçimlerde 105 bin oy ile görevinden alınıyor. Yıllar sonra halk tarafından görevden alınan ilk yargıç oluyor.

Bu videoda Ashleigh Banfield CNN’de Chanel’in mağdur beyanını okuyor.

Büyüyen Kadın Hareketi ve Dayanışması

Duruşmanın ve sonrasında başlayan mobilizasyonun cinsel saldırı ve varlıklı kökenlerden gelen beyaz erkeklerin ABD adalet sisteminde nasıl ele allandıkları konusunda ulusal bir tartışma başlattığı söylenebilir. Özellikle failin kendini savunma şekli bu ayrıcalığı ve tecavüz kültürünü gözler önüne seriyor[1].

Kitabın son kısmı ise Chanel’in kişisel hikayesini aşıp ABD’deki Başkanlık seçimleri #MeToo hareketi, Bill Cosby ve Larry Nassar duruşmaları, Brett Kavanaugh’a karşı suçlamalara uzanıyor. Bu bölümü, özellikle Trump’ın başkanlığı süresince normalleşen tecavüz kültürüne karşı bir başkaldırı olarak okuyabiliriz.

“Benim Adımı Bil: Bir Anı” kitabının kadın mücadelesi ve dayanışması açısından son yıllarda çıkan en önemli kitaplardan biri olduğunu söylemek mümkün. Bu kitap ve dava hakkında söylenebilecek, okunacak ve üzerine düşünülecek çok şey var fakat hakkında ne yazık ki Türkçe kaynak bulunmuyor. Chanel’in beyanın uyandırdığı yankı, binlerce kadını bir araya getirdi ve kimliğini açıklaması, kitabın yayınlanması ile beraber cinsel saldırı üzerindeki tartışmayı arttırdı. Chanel’in beyanı ve mücadelesi yasal düzenlemelerin değişmesi için mobilizasyonu sağladı. Bu kitap bu mücadele ile birlikte samimi bir şekilde kendisini ve cinsel saldırı sonrasında öğrendiklerini anlatıyor. Umarım yakında Türkçe de okuyabiliriz.

[1] Mesela, davadan sonra en çok tepki alan noktalarından birisi ise Turner’ın babasının yaptığı açıklamaydı. Babası Brock’un “20 dakikalık bir aksiyon” yüzünden hayatının mahvolduğunun altını çiziyordu.

 

avatar
  Kaydol  
Bildir
17 Mart 2020