Beyaz Yakalı Kadın Çalışanlar Öldürülmekten Korkuyor

İş Dünyası Aile İçi Şiddete Karşı Projesi Etki Araştırması sonuçlarına göre, beyaz yakalı kadın çalışanların yüzde 75’i en az bir kez şiddetin bir türüne maruz kalırken, yüzde 63’ü öldürülmekten korkuyor.

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu, TÜSİAD’ın iş birliği, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ile Sabancı Vakfı’nın desteğiyle yapılan araştırma, İş Dünyası Aile İçi Şiddete Karşı (BADV) Projesi kapsamında hazırlandı.

Anket sonuçlarına göre çoğunluğu üniversite mezunu beyaz yakalı kadın çalışanların yüzde 75’inin en az bir kez şiddetin bir türüne maruz kaldığı ve çalışan kadınların yüzde 60’ının psikolojik-duygusal şiddete, yüzde 10’unun cinsel şiddete, yüzde 53’ünün ekonomik şiddete ve yüzde 22’sinin fiziksel şiddete maruz kaldığı ortaya çıktı.

Raporda dikkat çeken diğer veriler şöyle:

* Şiddetin nedenleriyle ilgili soruya verilen yanıtlar karşılaştırıldığında zaman içinde şiddetin nedeni olarak erkeği görenlerin yüzdesinde küçük de olsa (%5) artışlar görülmektedir. Benzer şekilde şiddetin nedenini erkek egemen ataerkil toplum yapısında bulanlarda da artış göze çarpmaktadır (%3). 2014’de şiddetin en önemli nedeni olarak görülen ekonomik zorlukların 2019’da yine önemini koruduğu anlaşılmaktadır (%78 – %75).

* Erkek katılımcılar gözünde zaman içinde “erkeğin kendisini kadının sahibi görmesi”nin şiddetin nedenleri arasında önemi önemli ölçüde artarken (%65 – %74) “kadının yetersiz veya kusurlu bir eş/sevgili olması”nın önemi ise bir miktar düşmüştür (%22 – %17). Kadın katılımcılar için özellikle “erkeğin şiddeti normal görmesi” (%68 – %78) ve “erkeğin psikolojik sorunlarının olması” (%0 – %3) gibi nedenlerin zaman içinde daha önemli görülmeye veya söz konusu edilmeye başlandığı anlaşılmaktadır.

* Beyaz yaka çalışanların 2014’e göre 2019’da aile içi şiddete uğrayan bir kadının başvurabileceği kişi ve merciiler sorusuna verdikleri yanıtlar incelendiğinde de bazı önemli farklılıklar ortaya çıkmaktadır. 2014’de aile içi şiddete uğrayan bir kadın bu sorunu “kendi kendine çözmelidir” diyenlerin oranı %17 iken bu oran 2019’da %2’ye düşmüştür. Bu düşüş hem erkek hem de kadın katılımcılar için geçerlidir.

Buna karşın 2019 anketine katılanlar arasında şiddete maruz kalan kadın, polis, savcılık, avukat, doktor, sosyal hizmet uzmanları/kadın kuruluşları, şiddet yardım hatları/çağrı merkezleri gibi kişi ve kurumlardan destek almalıdır diyenlerin oranlarında 2014 anketine katılanlarla kıyaslandığında %8-%16 arasında anlamlı artışlar görülmektedir.

* 2019’da başvurulması en çok önerilen mercilerin sosyal hizmet uzmanları/kadın kuruluşları ve şiddet yardım hatları olduğu görülmektedir. Bunların yanı sıra şiddete maruz kalan kadınlar “işyerindeki arkadaşlarından” veya “şirketin İK departmanı çalışanlarından” destek almalıdır diyenlerin oranları 2014’de %8 iken 2019’da bu oranlar %12’ye çıkmıştır. Bu artışların özellikle kadın katılımcıların algılarında daha anlamlı olarak yaşandığı görülmektedir. Ancak “işyerindeki yöneticisinden” destek almalıdır diyenlerin oranında anlamlı bir artış olmamıştır (%9 – %11).

* Kadınların şiddet deneyimleri ile ilgili genel sonuçlar 2014 anketine katılan beyaz yakalı kadınlarla, 2019 anketine katılan kadınların arasında aile içi şiddet deneyimlerinde, yani en az bir kez aile içi şiddet yaşayanların oranında, anlamlı bir farklılık olmadığını ortaya koymaktadır (%76 ve %77). Anketlere katılanlara doğrudan şiddete maruz kalıp kalmadıkları sorulduğunda 2014 yılında olumlu cevap verenlerin oranı %11,8 iken bu oran 2019’da %12,7’dir. Bu sonuçlar şiddete maruz kalma algısında da zaman içinde anlamlı bir farklılaşma olmadığını göstermektedir. Aile içi şiddet deneyimlerinin şiddete maruz kalma algılarından her iki ankette de farklılaşması bazı kadınların yaşadıkları bazı deneyimleri şiddet olarak algılamamaları ile açıklanabilir.

Araştırmanın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: Bianet

avatar
  Kaydol  
Bildir
20 Aralık 2019