Bilim Tarihinde Gölgede Bırakılan Dikbaşlı Kadın: Rosalind Franklin

1950’li yıllarda DNA’nın ikili sarmal yapısının keşfedilmesini sağlayan fotoğrafı çeken ancak bilim tarihinde gölgede bırakılan bilim kadını Rosalind Franklin’in hikayesi, bilim dünyasında bir kadın olarak var olmanın zorluklarının bir özeti gibi adeta.

Bilim dünyasındaki tartışmalara göre, DNA’yı keşfederek 1962’de Nobel Ödülü’nün sahibi olan bilim insanları James Watson ve Francis Crick, bu keşiflerini aslında Rosalind Franklin’e borçlu.

Eğer iki önemli bilgi,  DNA’nın yapısı üzerine çalışan Franklin’in laboratuvarından bilgisi olmadan rakipleri Watson ve Crick’in laboratuvarına taşınmasaydı, bu ikilinin bu keşfi yapamayacağı ifade ediliyor.

Sızdırılan iki önemli bilgiden ilki, Franklin’in büyük uğraşlar sonunda çektiği, DNA’nın yapısını gösteren ‘Fotoğraf 51’ adlı ilk net fotoğraf. Diğeri de Franklin’in son çalışmalarından elde ettiği bulguları özetleyen bir rapor.

Watson ve Crick, DNA yapısının çözümünde belli bir yol kaydetmiş olsalar da, su grubunu ve fosfat şekerlerini bir türlü doğru yere oturtamıyorlardı. Araştırmalara göre, eğer Franklin’den ‘sızdırılan’ veriler olmasaydı, Watson ve Crick DNA’nın yapısını Franklin’den önce çözemeyecekti.

“Rosalind hayatı boyunca, tam olarak nereye gittiğini hep biliyordu,” diye bahsetmişti annesi. Teyzesi ise Franklin’i ‘korkutucu derecede zeki biri’ olarak tarifliyordu. Babasının deyimiyle bilime adeta bir ‘din’ gibi yaklaşan Franklin, Londra’da Kings College’da çalışmaya başladığında DNA çalışmalarını devraldı. Amacı DNA’nın moleküler yapısını kavramaktı. DNA’nın ipliklerini sıralayarak büyük bir titizlikle fotoğraflamaya çalışan Franklin, DNA’yı odak noktası sürekli kayan bir X harfinin çizgileri görmüş ancak sarmal yapıya o sıralarda parmak basamamıştı.

Franklin’le iyi anlaşamayan üniversiteden meslektaşı Maurice Wilkins, Franklin’i Watson’a şikayet etmiş, çektiği fotoğrafları, onay almadan Watson’la paylaşmıştı. Franklin’in çektiği fotoğraf, Watson ve Crick’in DNA’nın moleküler yapısını keşfetmelerini oldukça hızlandıran bir belge oldu aslında. Bu fotoğraf ellerine geçtikten çok kısa bir süre sonra keşiflerini Nature adlı bilim dergisinde duyurdular ve Franklin’in katkısını hiç anmadılar.

Watson, Franklin’in ölümünden 10 yıl sonra yazdığı, ‘İkili Sarmal’ adlı kitapta, Franklin’in katkısını üstü kapalı bir biçimde ifade edene dek Franklin’in DNA’nın keşfindeki önemli katkısı bilinmedi.

Franklin, hakkı teslim edilmeyen başarılı kadınların simgesi oldu. Franklin’in hayatı birçok filme ve tiyatro oyununa konu edildi. Bunlardan bir tanesi de, bu yıl Craft Tiyatro tarafından sahneye taşınan ‘Fotoğraf 51’ adlı oyun.

Fotoğraf 51, Franklin’in hayatının bilinmeyenlerini anlatırken, DNA, x-ışınları, fosfatlar ve hırslı bir yarışın ortasında ‘yaşamın sırrını’ bulmaya çalışan bir grup bilim insanını anlatıyor. Oyunun başrolünde Funda Eryiğit var.

Kaynak: Rachel Swaby, Dikbaşlılar, Bilimi ve Dünyayı Değiştiren Kadınlar, 2018, Koç Üniversitesi Yayınları

avatar
  Kaydol  
Bildir
24 Şubat 2019