Cam Tavanı Kırmak: Yerel Yönetimlerde Kadın Temsili

Uluslararası Kent Forumu kapsamında gerçekleştirilen “Cam Tavanı Kırmak: Yerel Yönetimlerde Kadın Temsili” oturumunda, yerel yönetimlerin karar mekanizmalarında kadın temsili ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi için yapılması gerekenler tartışıldı.

Marmara Belediyeler Birliği tarafından ilki bu yıl düzenlenen Marmara Uluslararası Kent Forumu / Marmara Urban Forum (MARUF) dün başladı. İki yılda bir, uluslararası düzeyde yapılması planlanan MARUF, 1-2-3 Ekim tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştiriliyor.

MARUF, kamu sektörü, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, yerel yönetimler ve ilgili diğer paydaşlar arasında bilgi, deneyim ve olanak paylaşımına zemin oluşturmayı ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda, kentsel hizmetler ve kent yönetimi konusunda farklı yaklaşımları bir arada değerlendirmeyi hedefliyor.

Cam tavanı kırmak: Yerel yönetimlerde kadın temsili

Konferans kapsamında “Yönetişim” teması altında düzenlenen, KA.DER Başkanı Nuray Karaoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı  “Cam tavanı kırmak: Yerel yönetimlerde kadın temsili” oturumunda GREVIO Türkiye üyesi Prof. Dr. Aşkın Asan, Çukurova Belediye Başkanı Yardımcısı Azime Kocacık, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü konuşmacı olarak yer aldı.

Çukurova Belediye Başkanı Yardımcısı Azime Kocacık, Türkiye’nin, cam tavan sendromunun en sık yaşandığı ülkelerden biri olduğunu ifade ederek, siyasi kariyerinde hızla yükselmesine mani olan birçok engelle karşılaştığını anlattı: “Cam tavanla ilk kez siyasete başladığım 1995 yılında tanıştım. Siyaseti çok sevdim. İki çocuk annesiydim. Eşim tarafından “Dur” denildi. Çocukları çok ihmal ettiğimi ve çocukların bana ihtiyacı olduğunu söyledi. “Söz veriyorum, çocukların sana olan ihtiyacı azaldığında, sana siyasette destek olacağım. Ama şu an bizim sana ihtiyacımız var,” dedi.

Siyaseti o dönem bırakan ve bu süre zarfında STK’larda görev almaya devam ettiğini anlatan Kocacık 2008 yılında tekrar siyasete döndüğünü ifade ediyor.

Kocacık, 2009 yılı yerel seçimlerinde MHP listesinden Adana ili Çukurova Belediyesi Belediye Meclis Üyeliğine seçilen ve Çukurova Belediyesi Meclisi’nde Milliyetçi Hareket Partisi grup sözcülüğünü yapan Kocacık, Adana’da Milliyetçi Hareket Partisi’nde grup sözcülüğü yapmış olan ilk ve tek kadın siyasetçi.

Kariyeri boyunca, kadınların belediye başkanı adayı gösterilmesi ve seçilmesi için mücadele verdiğini anlatan Kocacık, parti içinde hep engele takıldığını ifade etti.

“Kadına yönelik şiddet bal gibi artıyor”

İzmit’in ikinci kadın belediye başkanı olan Fatma Hürriyet Kaplan ise cam tavanın adı üstünde bir sendrom olduğunu ifade ederek gerçekte öyle bir cam olmasa da bilinçaltımızda olduğunun altını çizdi. “Ben ‘abin olsaydı seni okutmazdık’ diyen bir ailenin kızı olarak hukuk okuduğum şehirde, milletvekili ve belediye başkanı seçildim.”

Kadına yönelik şiddetin sadece görünür olmadığını aynı zamanda arttığını da belirten Kaplan, “TBMM çatısı altında görev yapan ve erkek vekillerin şiddetine uğramış bir milletvekili olarak söylüyorum: Şiddet bal gibi artıyor” dedi.

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olmasının çok kıymetli olduğunu ancak yeterli olmadığını ifade eden Kaplan, çok daha fazla, çok daha bilinçli, çok daha eşitlikçi, çok daha katılımcı ve kadın-erkek demeden insani değerlere dayanan bir politik duruş olması gerektiğinin altını çizdi.

7 Haziran 2015 yılında Kocaeli Milletvekili seçilen Kaplan, 25. dönem TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi oldu. 1 Kasım 2015 yılında yeniden Kocaeli Milletvekili ve 26. dönem TBMM Başkanlık Divanı Kâtip üyesi seçildi. 26. dönem Anayasa Komisyonu üyesi oldu. 27. dönem TBMM Başkanlık Divanı Kâtip üyesi seçildi.

“Erkek siyasetçiler kadın mucizesini fark etmeli”

Daha önce AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı olarak görev yapan,  Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü, kadının siyasette temsili için kadın kolları olarak çok çalıştıklarını anlattı: “Biz Ak Parti kadın kolları olarak çok çalıştık. Tamam mutfakta olalım ama karar mekanizmalarında da olalım deyince önünüze erkek siyaseti rahatlıkla çıkabiliyor. Erkeklere, kadınlarla birlikte çalışmanın kolaylığını göstermemiz lazım. Kadınlar önce kendine güvenmeli. Erkek siyasetçiler de kadın mucizesini fark etmeli.”

Erkeklerin bir adım atması gerekirken, kadınların 5-10 adım atması gerektiğini söyleyen Döğücü, siyasette yer alma söz konusu olduğunda bir kadın ve bir erkeğin farklı sorgulamalara tabi tutulduğunu söyledi: “Erkeğin mesleği, eğitimi o kadar çok incelenmiyor ama bir kadın siyasette yer alacağı zaman okulu, tahsili, mesleği, her şeyi gündeme geliyor.”

Belediye başkanı adayı olduğunda, AK Parti tabanı da dahil olmak üzere, birçok kişiden “Kadından belediye başkanı olur mu?” ifadesini çok sık duyduğunu anlatan Döğücü, kendisini hep ispat etmek zorunda kaldığını anlattı: “Sahada önce size tereddütle yaklaşıyorlar. Ama kadınların belediye başkanı olabileceklerini anlattığınızda, kadın olmak bir dezavantajken, seçim sırasında ve sonrasında avantaja dönüşüyor. Erkek siyasetçilerin bunu keşfetmesi lazım.”

“İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkanlar ya cahil ya da kötü niyetli”

GREVIO Türkiye üyesi Prof. Dr. Aşkın Asan, İstanbul Sözleşmesi’ne karşı yürütülen propagandalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu: “Sözleşmeye karşı çıkanlar, sözleşmeyi baştan aşağı okumuyor. Sözleşmeyi şeytanlaştırıyorlar. Ama bunun iki sebebi var. Bir tanesi okumamak. İstanbul Sözleşmesi’ni sadece Türkiye ile ilgili zannediyorlar. Türkiye’yi sevmeyen ne kadar düşman ülke varsa, onların toplanıp, ‘Bir sözleşme yazalım, Türkiye’nin aile yapısı çok sağlam, onu bozalım, boşanmaları artıralım’ dediklerini zannediyorlar. Sözleşme, başından sonunda kadar şiddetle mücadele kapsamında alınacak tedbirlerden bahseder. İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkmalarının nedeni, sözleşmeyi okumamış olmaları. İlber Ortaylı burada olsaydı, ‘cahiller’ derdi.”

Sözleşmeye karşı çıkılmasının ikinci nedeni olarak “kötü niyeti” gösteren Asan, toplumdaki kadın düşmanlığına değindi: “Kadınları ikinci plana atıp zayıf düşürmek istiyorlar. Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada bu kötü niyet var. Toplumun bilinçlendirilmesi çok önemli.”

2017 yılından itibaren İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde öğretim üyesi ve Kadın ve Aile Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü görevini yürüten Asan, aynı zamanda Türkiye Maarif Vakfı Mütevelli heyet üyesi. Asan, 2019 yılı Nisan ayı itibariyle de Avrupa Konseyi’ne Kadına Karşı Şiddet ile Mücadelede GREVIO Türkiye üyesi olarak seçilmiştir.

avatar
  Kaydol  
Bildir
3 Ekim 2019