Cinsiyet Eşitliği Fonları Ne Kadar Eşit Dağıtılıyor?

Verilere, hükümetlerin toplumsal cinsiyet eşitliğine ayırdığı fonların sadece %1’i yerel feminist örgütlere veriliyor. Fonların çoğu büyük uluslararası kuruluşlara gidiyor.

Sadece son iki yılda, hükümetle toplumsal cinsiyet eşitliğini küresel olarak desteklemeye yönelik 1 milyar dolardan fazla tahaahütte bulunduklarını açıkladılar.

Bunlar arasında Avrupa Birliği ve BM Spotlight Initiative için 500 milyon Avro Fransa feminist dış politika için 120 milyon Avro, Norveç çatışma sürecinde cinsel ve cinsiyete dayalı şiddete karşı mücadele için 114 milyon Avro ayırdı.  Kanada üç program için 290 milyon dolar taahhütte bulundu: Kadın Liderliği (150 milyon dolar), LGBT Fonu (40 milyon dolar) ve Eşitlik Fonu (300 milyon dolar).

Hollanda, 2008 yılında 77 milyon avroluk MDG3 Fonu’nu yarattığında, toplumsal cinsiyet eşitliği için şimdiye kadar yaratılan ilk ve en büyük fonlarından biriydi. Bugün ise artık en küçüklerinden biri.

Bu eşi benzeri görülmemiş taahhütler, ve özellikle de bu kaynakların yaratılması için on yıllardır mücadele veren örgütlü feminist hareketi ve müttefiklerini kutlamak gerekiyor. Ancak dikkat edilmesi gereken bir konu var:

Bu fonlar, cinsiyet eşitliğini sağlama konusunda büyük bir  potansiyeline sahip olsa bu ancak cinsiyet eşitsizliğinin temel nedenlerine feminist çözümler getirildiği takdirde mümkün.  Bunu başarmak için, bağışçıların güçlerini, politikalarını ve uygulamalarını yerel, ulusal ve küresel düzeyde değişim yaratmaya çalışan feminist hareketleri güçlendirme yönünde kullanması gerekiyor.

Bu doğrultuda ilk olarak, ayrılan fonların doğrudan feminist örgütlere ulaştırılmasına ihtiyaç var.

Devletlerin verdiği bu fonlar sayesinde feminist örgütlerin kasasının büyüdüğü düşünülebilir. Ama durum öyle değil. Verilere göre, 2016-2017 yılları arasında cinsiyet eşitliğine odaklı yardımın sadece % 1’i  kadın örgütlerine gitmiş. Fonların büyük bir bölümünü, yerele özgü çözümlere öncülük eden feminist gruplar yerine, bağışçı ülkelerde bulunan uluslararası kuruluşlar alıyor.

Bağışçıların feminist örgütleri desteklemek istediklerini, ancak bu örgütlerin bürokratik gereksinimlerine uymadıklarını hep duyuyoruz: Bütçelerinin çok küçük olduğunu, mali denetime sahip olmadıklarını veya değerlendirme sistemlerinin az gelişmiş olduğunu söylüyorlar.

Yerel feminist örgütler büyük ve uzun vadeli kaynaklara ihtiyaç duyuyor. Bu da bağış yapanların finansman modellerinin değişmesi gerektiği anlamına geliyor, ancak imkansız değil.

Değişimi sağlamak için, bağışçıların sadece feminist örgütlere yatırım yapmaları değil, aynı zamanda politika ve uygulamalarına da bunu yansıtmaları gerekiyor.

Taahhütler harika olsa da, artık harekete geçme zamanı. Bağışçılar feminist hareketleri eşit ortakları olarak görmeli.

Kaynak: Guardian

avatar
  Kaydol  
Bildir
11 Ekim 2019