Covid-19 Süresince İstanbul Sözleşmesi’nin Uygulanmasına Yönelik Bildiri

İstanbul Sözleşmesi’nin belli maddeleri ışığında COVID-19 pandemisi için alınabilecek muhtemel eylem ve önlemleri sıralayan bildiri, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun çevirisiyle yayında.

Strazburg, 20 Nisan 2020

İstanbul Sözleşmesi Tarafları Komitesi,

Avrupa Konseyi üye devletlerin nüfuslarını COVID-19 pandemisi tehdidinden korumak için karşılaşılan zorlukları tanıyarak,

Kadına ve kız çocuklarına karşı şiddetin, aile içi şiddetle birlikte, tüm dünyada ve pek çok Avrupa Konseyi üye devletlerinde kriz zamanlarında yükselme eğilimine sahip olduğunu ve ortaya çıkan verilerin bu tür şiddetlerin raporlanmış vakalarında endişe verici bir yükselme gösterdiğini belirterek,

Mevcut krize karşılık olarak alınan önlemlerin, özellikle izolasyon ve sınırlandırma politikalarının, kadınlar ve kız çocuklarının maruz kaldığı cinsel, aile içi ve sözde namusla ilgili şiddet dahil olmak üzere her tür toplumsal cinsiyet temelli şiddetin artması riski olasılığı üzerindeki potansiyel etkilerinin farkında olarak,

Dezavantajlı gruplara mensup ve/veya özellikle sosyal veya etnik/milli kökenlerine bağlı olarak, örneğin engelli kadınlar, seks işçileri, yaşlı kadınlar, göçmen ve sığınmacı kadınlar gibi çok yönlü ayrımcılık riski altında olan kadınlar ve kız çocukları için riskin özellikle yüksek olduğuna dikkat ederek,

Hukukun üstünlüğü, demokrasi ve Organizasyonun insan hakları standartlarına saygıya dayanan Avrupa Konseyi’nin standart ve değerlerine uyan ortak zorluklara, eşgüdümlü ve bütüncül yanıtları teşvik etmenin önemini hatırlatarak,

Taraf devletlere ve diğer devletlere, bu zorlu koşullar altında kadına karşı şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bunlarla mücadele etme çabalarını desteklemek için rehberlik sağlamayı dileyerek,

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzman Grubu (GREVIO)’na danışmış ve uzman görüşü almış olarak:

-İstanbul Sözleşmesi’nin ilke ve şartları, her zaman geçerli olan ve COVID-19’un patlak vermesiyle devam eden olağanüstü hâl altında daha fazla önem kazanan, kadınlar ve erkekler arasında eşitliği sağlamak ve kadına yönelik şiddete ve aile içi şiddete karşı koymak için önlemler tasarlamak ve uygulamak için bir çerçeve sunduğunu hatırlatmakta;

-İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olan devletlerin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerine uygun olarak, içerdiği şiddet eylemleri için önleme, soruşturma, cezalandırma ve tazminat sağlama konusunda gerekli özeni gösterme yükümlülüğünün altını çizmekte;

-Mevcut şartlar altında, kurumsal müdahalelerini şiddete uyarlamak için yenilikçi yollar arayan bu devletlerin yaklaşımını memnuniyetle karşılamakta ve taraf devletleri İstanbul Sözleşmesi kapsamındaki taahhütlerini desteklemeye davet etmekte;

-Taraf devletlerin dikkatini, pandemiyle yüzleşirken alınacak olası eylem ve önlemlerin örneklerini sunan bu bildirgenin ekinde bulunan İstanbul Sözleşmesi hükümlerinin seçimine çekmekte;

-Komite gözlemcileri ve üyeleri arasında, İstanbul Sözleşmesinin ilke ve şartlarına tam olarak uyulmasını sağlarken ve bu tür şiddete mağdur merkezli ve insan hakları temelli bir yaklaşımı garanti ederken, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddete mağdur üzerindeki uzun vadeli etkinin ve devam eden krizin yansımalarının ele alınması için değişim ve işbirliğinin sürdürülmesi gereğini kabul etmektedir.

 EK

İstanbul Sözleşmesi’nin belli maddeleri ışığında COVID-19 pandemisi için alınabilecek muhtemel eylem ve önlemler

Bütüncül Politikalar

  • Madde 6 (Toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar): Taraf devletler COVID-19 pandemisiyle mücadelede strateji geliştirirken ve uygularken bir toplumsal cinsiyet perspektifi dahil etme çabasında olmalıdır. Bu, alınan önlemlerin kadınlar ve kız çocukları üzerindeki potansiyel etkinin ve teknoloji destekli şiddet de dahil olmak üzere, partner ve aile içi şiddet, ısrarlı takip, cinsel taciz, evliliğe zorlama ve cinsel şiddet, gibi çeşitli toplumsal cinsiyet temelli şiddet riskine maruz kalmaları ve bununla birlikte bu tür şiddete tanık olan çocuklar üzerindeki potansiyel etkinin değerlendirilmesini gerektirmektedir.
  • Madde 7 (Kapsamlı ve eşgüdümlü politikalar): Taraf devletler, pandemi sırasında kadına yönelik şiddeti engellemek için politikaların geliştirilmesi ve uygulanmasında kurumlar arası koordinasyon mekanizmalarını mümkün olduğunca sürdürmeli ve güçlendirmelidir. Sivil toplum örgütleri ve kadın hakları örgütleri de dahil olmak üzere tüm ilgili aktörleri içeren çok paydaşlı süreçler, mağdurların gerçeklerini ve ihtiyaçlarını değerlendirmede ulusal, bölgesel ve yerel makamlara yardımcı olabilir; hizmet sağlayıcılarının kapasite seviyelerini ölçmek ve hizmetlerin ek yollar gerektirip gerektirmediğini belirlemek için daha fazla hizmet verebilirler. Örneğin, uzaklaştırma planları uygulayan ve enfekte olmuş mağdurlar için karantina sunan sığınma evlerinin, mevcut yerlerde kıtlıklara maruz kalmaları muhtemeldir.
  • Madde 8 (Mali kaynaklar)ve Madde 9 (Sivil Toplum Kuruluşları ve Sivil Toplum): Bahsi geçen şartlar altında, taraf devletlerin, STK’lar tarafından yürütülen hizmetler de dahil olmak üzere hizmet sunumuna ayrılan mali ve insan kaynaklarının mevcut duruma yanıt vermek için uygun olup olmayacağını veya güçlendirilmesinin gerekip gerekmediğini düşünmeleri gerekebilir.
  • Madde 11 (Veri toplama ve araştırma): İdari veriler ve yardım hatları gibi uzman destek hizmetleri tarafından kaydedilen veriler dahil olmak üzere veri toplama, mağdurların yardım taleplerindeki eğilimleri ve olası dalgalanmaları izlemeye yarayabilir. Veriler, kadına yönelik şiddeti önlemek ve bunlarla mücadele etmek adına gerekli önlemleri almak için temel olgusal bilgiler sunmaya devam etmekte ve pandemi sırasında gelişen ihtiyaçlarla uyumlu hale getirilmekte ve gelecek için dersler çıkartılmaktadır.

ÖNLEME

  • Madde 12 (Genel yükümlülükler)ve Madde 13 (Farkındalığı artırma): Taraf devletler, genel halkı pandemi sırasında kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet riskinin arttığından haberdar etmeyi ve mağdurların yardım alabileceği olası yollar hakkında olabildiğince geniş bir şekilde yaymayı amaçlayan basın bültenleri, televizyon, radyo veya sosyal medya kampanyaları gibi önlemler almayı dikkate almalıdır. Bu çabalar, broşür ve bildiri gibi mevcut bilgi malzemelerinin süpermarketler ve eczaneler gibi güncel kısıtlamalardan etkilenmeyen yerlere dağıtılmasını içerebilir. Bilgilerin farklı dillerde sunulması özellikle savunmasız kadın gruplarına ulaşmak için etkili olabilir.
  • Madde 15 (Uzmanların eğitimi):Taraf Devletler, kritik sektörlerde (örneğin sağlık, adalet, kolluk kuvvetleri) faaliyet gösteren kamu görevlileri ve devlet arasında, sosyal mesafe, karantina veya sokağa çıkma yasağı gibi önlemlerin potansiyel etkileri ve genel olarak krizin şiddet içeren bir ilişki içinde ve/veya ev ortamında yaşayan kadınlar ve çocuklar üzerindeki ekonomik ve sosyal sonuçları hakkında farkındalığı artırmak için önlemler almayı dikkate almalıdırlar. Yetkililer, avukat ve mağdurlar için çalışan destek hizmetleri personeli gibi profesyonelleri hem ulusal hem de uluslararası düzeyde geliştirilen mevcut eğitim kaynaklarına (çevrimiçi öğreticiler, web seminerleri ve eğitim modülleri) güvenerek tanıtmaya ve eğitime katılmaya teşvik edebilir. (Örneğin, Avrupa Konseyi tarafından geliştirilen kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet konulu çevrimiçi Hukukçular için İnsan Hakları Eğitimi (HELP)*).
  • Madde 16 (Önleyici müdahale ve tedavi programları):Hükümetler ayrıca, şiddet uygulayan erkeklerin yardım alabilecekleri mevcut fail programlarının tanıtımını da yapmalıdır. Çevrimiçi ve/veya telefon yardım hatları aracılığıyla sunulan programlar, mevcut kararlar altında sosyal izolasyonu uygulamak için özellikle uygun olabilir.
  • Madde 17 (Özel sektör ve medyanın katılımı):Medya kuruluşları, salgının kadınlar ve kız çocukları için şiddet risklerini nasıl artırdığı ve nereden/nasıl yardım bulacakları konusunda raporları güçlendirmek için ulusal ve yerel yetkililerle ortaklık kurmaya teşvik edilebilir.

* https://rm.coe.int/help-course-in-brief/168076c9b5

KORUMA

  • Madde 19 (Bilgi):Kendi kendine izolasyon yapan ve/veya istismar eden partnerleri/aile üyeleriyle birlikte yaşayan şiddet mağdurları için, mevcut destek hizmetleri ve yasal tedbirler hakkındaki bilgilere erişmek büyük olasılıkla bir sorun teşkil edecektir. Mağdurların bilgiye erişim hakkını korumak için, taraf devletler hedefli bilgilendirme kampanyalarını geliştirmelidir.
  • Madde 20 (Genel destek hizmetleri), Madde 22 (Uzman destek hizmetleri), Madde 23 (Sığınma evleri)ve Madde 24 (Telefon yardım hatları): Taraf devletler, Sözleşme kapsamındaki her türlü şiddet mağduru için nitelendirmeyi “esas” olarak değerlendirmeli veya genel uzman destek hizmetlerinin, çocuk tanıklara yönelik koruma ve destek hizmetleri de dahil olmak üzere, hizmetlerin geçerli güvenlik yönergelerine uygun olmasına özen göstererek sürekliliğini garanti etmelidir. Bu, sığınma evleri ve telefon yardım hatları da dahil olmak üzere mevcut destek yapılarının kapasitesini, ortaya çıkan ihtiyaçlara yönelik olduğu gibi hizmet sağlamak adına alternatif yollar geliştirmek için de ek önlemler alınmasını gerektirebilir, örneğin, teknolojik araçlar üzerinden ve çevrimiçi olarak mağdurlara sosyal destek ve psikolojik yardım sağlayan danışma platformlarına ve sohbet sistemlerine sahip yardım hatlarının kullanılması gibi. Şiddete maruz kalan birçok kadının sığınma evlerine yerleştikten sonra mali destek ihtiyacına bağlı olacağına da dikkat edilmelidir. Sığınma talebinde bulunanlar ve göçmen kadınlar gibi özellikle savunmasız kadın grupları söz konusu olduğunda, karşılama tesislerindeki şiddet deneyimleri için bilgi ve destek hizmetlerine erişimlerini sağlamaya yönelik özel çaba gösterilmelidir.

SORUŞTURMA

  • Madde 49 (Genel yükümlülükler):Suçların raporlanması, kadına karşı şiddet mağdurlarına şikâyet oluşturma fırsatı sağlamalıdır. Suçların çevrimiçi raporlanması için tecavüz gibi örnekler mevcut olsa da daha fazlası keşfedilebilir. Kadınlar adına şiddetin şikâyet edilmesi için yeni kanallar sağlanmalıdır. Bu tür bir inisiyatif, mağdurlara karantina sırasında partner şiddeti ve/veya aile içi şiddeti bildirmek için eczanelerde kod kelimelerinin kullanılmasının teşvik edilmesidir. Devletler, bu hedefe ulaşırken, farklı kadın gruplarının ve özellikle de en savunmasız ve ulaşılması zor mağdurların özel ihtiyaçlarına dikkat ederek, bilginin mağdurların anlayacağı bir biçimde ve dilde sunulması gerektiğini akılda tutmalıdır.
  • Madde 50 (Acil müdahale, önleme ve koruma):Birçok ülkede olağanüstü hâl, mahkemelerin faaliyetlerinin yavaşlamasına ve acil olmayan duruşmaların ertelenmesine sebep olmasına rağmen, mağdurun ve çocuklarının güvenliği, kolluk kuvvetleri ve adli makamlar için öncelikli bir endişe olarak kalmalıdır. Buna göre, taraf devletler zarar riskinde olan mağdurlara yeterli ve acil koruma sağlama görevlerini yerine getirmektedir.
  • Madde 51 (Risk değerlendirmesi ve risk yönetimi): Pandemi şartları altında, mağdurların durumlarının ciddiyetini ve tekrarlanan şiddet riskini değerlendirmeye devam etmek çok önemlidir. Bulaşmayı önlemek için mümkün olan ve sağlanan tedbirler ölçeğinde, yüksek riskli vakalarda gözaltına alma tercih edilen seçenek olarak kalmalıdır. Mağduru bilgilendirmeden ve mağdurun güvenliği açısından sonuçlarını değerlendirmeden, pandemi sonucu failin özgürlükten yoksun bırakılmasının ve mahkeme öncesi gözaltı alternatiflerine başvurulmasına karar verilmemelidir.
  • Madde 52 (Acil engelleme emirleri)ve Madde 53 (Kısıtlama veya koruma emirleri): Uygun risk yönetimini sağlama çabalarının bir parçası olarak, Taraf Devletler mağdurların acil durum engelleme, kısıtlama ve koruma emirlerine erişimini sağlamaya devam etmelidir.
Metnin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.
avatar
  Kaydol  
Bildir
17 Haziran 2020