Daha Şeffaf ve Katılımcı Belediyeler İçin: ‘Belediyeleri Kadınlarla Sınamak’

Kadın Koalisyonu’nun yayınladığı, Adana’daki belediyeleri kadınlara yönelik hizmetler açısından inceleyen ‘Belediyeleri Kadınlarla Sınamak’ raporu, cinsiyet eşitliğini önceleyen katılımcı belediyecilik kriterleri ve önerileri sunuyor.

Adana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınmaevi Derneği (AKDAM), Akdeniz Kadın Kooperatifleri Birliği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Çukurova Şubesi Kadın Grubu, Ev Hanımları Dayanışma ve Kalkındırma Derneği(EVKAD), Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER) Adana Şubesi, Seyhan Kadın-Çocuk Dayanışma Kültür ve Eğitim Derneği(SEKAD), Türk Kadınlar Birliği Adana Şubesi, Adana Kent Konseyi Kadın Meclisi kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan Kadın Koalisyonu, Adana’da hizmet veren belediyeleri izledi.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, birimlerde kadınlara yönelik projelerin hayata geçmesi gibi hizmetler açısından Adana Büyükşehir, Seyhan, Çukurova, Yüreğir belediyelerini izleyen Kadın Koalisyonu, bulgularını ‘Belediyeleri Kadınlarla Sınamak’ adlı bir raporla kamuoyuyla paylaştı.

Kadınların toplumsal, ekonomik ve siyasal yaşamın her alanına katılmalarının, kamu kaynaklarının eşit dağıtımı ile ilgili politika ve karar süreçlerinde aktif rol almalarının önünde tıkanıklıklar olduğunu ifade eden Koalisyon, bu tıkanıkları somut belge ve verilerle ortaya koyabilmek ve sonucunda politika üretebilmek için izleme faaliyetlerini yürütmüş.

Raporda belediyelerin, ürettikleri politikalar, kurdukları ilişkiler, taşımanın güzergâhı, aydınlatmanın yeterliliği, park alanlarının ranta açılıp açılmaması gibi pek çok konudaki kararlarıyla kadınların kenti kullanabilmesine ya da kent hayatının dışına itilmesine neden olduğu ifade ediliyor.

Elde edilen verilerin yanı sıra raporu değerli kılan bir diğer özellik ise, belediyeleri izlerken katılımcı bir yöntemin benimsenmiş olması. Yerel yönetimler ve kadın örgütleri arasında bir diyalog kurulmasına olanak sağlayan izleme faaliyetleri, kadınların yaşadıkları yere sahip çıkması için de bir araç olmuş aynı zamanda. Koalisyon raporun yerel yöneticiler üzerindeki etkisini şöyle ifade ediyor: “Yerel yöneticilerin, cinsiyetçi politika ve uygulamaların kadınların yaşamına etkisini fark etmelerine yol açtığını da söylemek mümkün.”

Rapor, izleme sürecinde kadın örgütlerin belediyelerle yaşadığı zorluklara da yer veriyor. Raporda ‘katılımcı belediyecilik’ anlayışının yerel yönetimlerde henüz içselleştirilememiş olmasından ve kadın örgütleriyle ilişkilenme pratiklerinin belediye işleyişine dahil edilmemesinden dolayı sorun yaşadıkları ifade ediliyor: “Kadın örgütlerinin neden izleme yaptıklarının tam olarak anlaşılamaması belediyelerin kuşkucu ve kaygılı yaklaşımlarına yol açtı. Belediyenin bir hatasını aramaya geldiğimiz düşüncesi gibi… Kimi yerde çalışmaya mesafe koydular. Bu sebeple çoğu durumda cevapları bire-bir ilişkiler kurarak ve çalışmanın amacını ayrıntılı şekilde aktararak aldık.”

Koalisyonun yaşadığı bir diğer zorluk ise teşkilat yapısı, işleyişi ve bütçe yapısına dair verilerin internet üzerinden ulaşamaması olmuş. Rapor, şeffaf bir yönetim için verilerin ulaşılabilir olmasının gerekliğini vurguluyor: “Oysa tüm bu bilgilerin, cinsiyete göre ayrıştırılmış halde ve kamuoyuna açık biçimde belediyelerin web sayfalarında yer alması hem şeffaf, katılımcı ve demokratik belediyeciliğin bir gereğidir hem de cinsiyet eşitliği taahhütlerindeki samimiyetin önemli bir göstergesidir.”

Raporun bir diğer önemli bulgusu ise, belediyelerin eşitliği ‘eşit muamele’ olarak algılaması neticesinde, kadınların erkeklerden farklı olarak yaşadıkları hayatı yok sayan uygulamaların ortaya çıkması: “Herkesi eşit görmek, mevcut eşitsizlikleri gidermiyor, fiilen eşit olmayı sağlamıyor. Dolayısıyla herkese eşit vatandaş muamelesi, eşit olmayanların hizmetlerden yararlanmasını engelleyebiliyor. Kadınların farklı koşulları, ihtiyaçları gözetilerek kentsel hizmetlerden eşit şekilde yararlanması sağlanmalıdır. Gerektiği hallerde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik geçici özel önlemlere ve destek politikalarına başvurulmalıdır.”

Koalisyon izleme faaliyetleri sonucunda elde ettiği verilere göre sundukları politika önerileri şöyle:

  • * Belediyelerde kadın erkek eşitlik birimleri acilen kurulmalıdır.
  • * Belediye meclislerine gelen önergelerin kadın erkek eşitlik komisyonlarında toplumsal cinsiyet eşitliğini dikkate alarak gözden geçirilmeli, kararların uygulanması denetlenmeli ve değerlendirmeler yapılmalı, fiili eşitliği garanti altına alan stratejiler ve ölçütler belirlenmelidir.
  • * Kadın erkek eşitlik komisyonları üyeleri ile toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan kadın örgütleri ve diğer sivil toplum örgütleri arasında işbirliği yapmak için düzenli istişare toplantıları yapılmalıdır. Her seferinde toplantı sonuçlarına dair geri bildirim verilmelidir.
  • * Meclis üyeleri arasında kadın meclis üyesi oranının çok düşük olması nedeni ile karar alma mekanizmalarında eşit temsilden bahsedilemez. Belediyelerin bunu gündemlerine alması ve kamuoyuna yönelik çalışmalar yapması gerekir. Bu çalışmalar, eşitlikçi belediyeciliğe dair bütüncül yaklaşımın bir parçası olması ve kamuoyunun dikkatini konuya çekecek etki alanı nedeniyle de önemli olacaktır. Bunun yanı sıra Meclis üyesi kadınların kendi aralarında bir iletişim ağı kurmaları, güçbirliğinin etkisiyle belediyeleri cinsiyet politikaları konusunda harekete geçirici olabileceği gibi Onları bulundukları yerde daha güçlü kılacaktır.
  • *Meclis üyesi kadınlar ile kadın örgütleri arasında iletişim ağları geliştirilmelidir.
  • * Yerel düzeyde demokratik katılımın gerçekleşmesi, yaygınlaşması ve bunun mekanizmalarının kurulup etkin hale gelmesi için kadın örgütleri/grupları tüm politika, plan ve işleyiş süreçlerine etkin olarak dahil edilmelidir. Bu kapsamda, kadın örgütleri/grupları Meclis komisyonları toplantılarına, plan-bütçe oluşturma ve hizmet alanlarını belirleme süreçlerine sistematik olarak ve istisnasız dahil edilmelidir.
  • Belediyeler katılımcı uygulamalara önem vermelidir. Odak grup toplantılarına kadınların ve kadın örgütleri temsilcilerinin etkin katılımı sağlanmalıdır. Kent Konseyine ve konseyin çalışmalarına kadınların aktif katılımı sağlanmalıdır.
  • * Adana’da yaşayan kadınların ihtiyaçlarını, sorunlarını belirlemek ve çözüm üretebilmek için cinsiyete duyarlı veriler toplanmalı ve analiz edilmelidir. Toplumsal cinsiyete dayalı veri analizini içeren kent bilgi sistemi oluşturulmalıdır.
  • * Stratejik planların oluşma sürecinde ve bütçe planlamasında her bir politikanın kadınlara etkisinin hesaba katılması gerekmektedir. Sadece kadınlara yönelik kurslar düzenlemek yeterli değildir. Çalışmaların çeşitlendirilmesi ve konu ile ilgili toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine yönelik çalışan kadın örgütlerinin görüş ve önerileri doğrultusunda planlanıp uygulanması gerekir.
  • * Bütün plan ve projeler toplumsal cinsiyet eşitliği açısından değerlendirilip sunulmalıdır. Örneğin, belediyeler, boş bir arsayı futbol sahası olarak değerlendirmeden yada doğumevini kent merkezi dışına taşımadan önce bu kararların kadın ve kız çocukları üzerindeki etkilerini analiz etmelidirler. Bir diğer deyişle, belediyeler, politika, plan ve hizmet sunumunda toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamayı amaç edinmelidirler.
  • * Belediyelerin sağladığı hizmetlerde yer alan eksikliklerin (ulaşım, erişilebilirlik, aydınlatma vb.) kadınların yaşadığı taciz ve şiddet olaylarına zemin hazırladığı dikkate alınarak çalışmalar yürütülmelidir.
  • * Belediyelerin eşitliği, eşit muamele biçiminde algılaması, kadınların erkeklerden farklı olarak yaşadıkları hayatı yok sayan uygulamalara yol açmaktadır. Bu da ne yazık ki Kadınların Politika, Karar ve Uygulama Süreçlerine Katılımı Bakımından Adana Büyükşehir, Seyhan, Çukurova ve Yüreğir Belediyeleri 54 mevcut eşitsizliklerin sürmesine, hatta derinleşmesine neden olmaktadır. Yani herkesi eşit görmek, mevcut eşitsizlikleri gidermiyor, fiilen eşit olmayı sağlamıyor. Dolayısıyla herkese eşit vatandaş muamelesi, eşit olmayanların hizmetlerden yararlanmasını engelleyebiliyor. Kadınların farklı koşulları, ihtiyaçları gözetilerek kentsel hizmetlerden eşit şekilde yararlanması sağlanmalıdır. Gerektiği hallerde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik geçici özel önlemlere ve destek politikalarına başvurulmalıdır.
  • * Belediyelerin topladıkları verileri ve yaptıkları plan, program, bütçe ve projelere ilişkin bilgiyi web sayfalarından, en azından cinsiyete ve yaşa göre ayrıştırılmış olarak paylaşmaları gerekir.
  • * Çevre temizliği, geri dönüşüm ve atıkların düzenlenmesi konularında kadınların görüşü alınmalı, bu konuların kadınların hayatını doğrudan/dolaylı nasıl etkilediği konularında çalışılmalıdır. Çevre politikaları kadınların hane yükünü artırmamalı, tam tersi kolaylaştırmalıdır.
  • * Kadın erkek eşitlik komisyonlarının işleyişi ve yapacakları konusunda bütün meclis üyelerinin bilgilendirileceği iç eğitimler düzenlenmelidir. Eşitlik komisyonları arasında il genelinde ve ulusal düzeyde ağlar kurulmalıdır.
  • * Belediyelerde gerek işe almada gerekse işte yükselmede cinsiyetlerarası eşitlikçi bir tutum sergilenmelidir. Eşitsizliği ortadan kaldırma yönünde özel önlemlere başvurulmalıdır.
  • * Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık başta olmak üzere temel hak ve özgürlükler üzerine karar vericiler ve personel için hizmet içi eğitimler düzenlenmelidir. Bu eğitimler kadın örgütleri ile işbirliği içinde ve sistematik olarak gerçekleştirilmelidir.
  • Belediye karar alma mekanizmalarında yer alan kişilerin toplumsal cinsiyet farkındalığını artırmaya Yönelik çalışmalar planlanmalı ve uygulanmalıdır.
  • * Kent yoksulluğu ile ilgili veri oluşturulmalı; göçle gelen kadınlar ve mülteci kadınlar ile ilgili ihtiyaçlar saptanıp bu doğrultuda çalışmalar yürütülmelidir. Kent yoksulluğu ile mücadele ederken kadın ve kız çocuklarının güçlenmesine yönelik dönüştürücü programlar hayata geçirilmelidir. Destek mekanizmaları kadını ve yoksulluğunu merkeze alarak oluşturulmalıdır. Politika, karar ve uygulama süreçlerinde göçle gelen kadınların ve bu konuda çalışan kadın örgütlerinin yer alması sağlanmalıdır.
  • * Kadınların yaşam koşullarını iyileştirici kentsel hizmetler tasarlanması gerekmektedir(çocuk ve yaşlı bakım hizmeti sağlayan hizmet birimleri oluşturulması, ulaşım planının ve toplu taşıma araçlarının kadınların ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi, imar planlarında kadınların gereksinmeleri doğrultusunda değişiklik Belediyeleri Kadınlarla Sınamak 55 yapılması vb.). Konu ile ilgili kadınlardan ve toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine çalışan kadın örgütlerinden görüş ve öneriler alınarak hareket edilmelidir.
  • Belediyecilik konusunda uluslararası kuruluşların toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda politikaları izlenmeli, ortaklıklar kurulmalı, gerekli üyelikler yapılmalıdır. Bu izleme çalışmasına konu olan hakların kadın haklarının yanı sıra kentsel hakları da içerdiği göz önünde bulundurularak ilgili taahhütlerin ve yükümlülüklerin uygulamasında eksik kalan noktalar gözden geçirilmelidir.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

avatar
  Kaydol  
Bildir
15 Ocak 2019