Direnen Şehir: İstanbul

Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu Kurucusu Gülseren Onanç, akademisyen Soli Özel ve Nora Fisher-Onar ile birlikte, ABD merkezli düşünce kuruluşu Center for American Progress’in “Şehirler Popülizmin Panzehri midir? İstanbul Örneği” temasıyla düzenlediği yuvarlak masa tartışmasına katıldı. Onanç “Direnen Şehir: İstanbul” başlıklı konuşmasında, İstanbul’un bir kent olarak siyasetle ilişkisini ve son yerel seçim sonuçlarını değerlendirdi: “Bu şehir Türkiye’nin otoriterliğe doğru gidişini ve ekonomik çöküşünü izleyemezdi. İstanbul’da Türkiye’nin de kaderini değiştirecek bir şeyler oluyor.”

Gülseren Onanç

Ben Mardin’de, Türkiye’nin Suriye sınırındaki tarihi şehirde doğdum. Ailem ben 4 yaşındayken İstanbul’a göç etti, İstanbul’da büyüdüm. Mardin, Kürtlerin, Arapların, Türklerin, Suriyelilerin birlikte yaşadığı mozaik bir şehir. Daracık bir sokakta aynı anda hem Arapça, hem Türkçe, hem Kürtçe duyabilirsiniz. Biri eksik olsa, diğeri tam olamaz. Mardin medeniyetin hikayesiyken, İstanbul kozmopolit yapısı, ekonomik dinamiği, yaşayan kültürü, direnişi, kargaşası ile bugünün ve geleceğin şehridir.

Hem İstanbullu hem de Mardinli olduğum için kendimi çok ayrıcalıklı ve şanslı hissediyorum.

Şehirleri ve şehirlerin siyasetle olan ilişkisini düşündüğümde, popülizmin en güçlü panzehirlerinden birinin “şehir” olduğunu fark ettim. Özellikle geleceğe dair olumlu, kapsayıcı ve çoğulcu bir vizyon yaratan şehirlerde, popülist liderler “öteki” korkusu salar, sınırları kapatır, duvarlar inşa eder veya toplumları kutuplaştırır.  Oxford Üniversitesi’nde Avrupa Araştırmaları Profesörü Timothy Garton Ash şöyle diyor: “Şehirler, yan yana yaşayıp çalışan, her inanç, dil ve kültürden insanlarla birlikte dünyadaki küresel kozmopolisin öncüleridir. Şehirlerde popülizmin ortaya attığı “Öteki”ye dair basmakalıp yargılar, günlük deneyimlerle çürütülür. ”

Bence kentler bir erkek ve bir kadının ve bir kadın da bir kentin yansımasıdır.

16 milyon nüfuslu İstanbul, şehirde daha iyi bir yaşam hayaliyle Türkiye’nin her yerinden göç almıştır. İstanbul dinamik, çoğulcu, kapsayıcı ve kozmopolit bir şehirdir. İstanbul, bireysellik, girişimcilik, değişim, aşağıdan yukarıya demokrasi ve direniş anlamına gelir. İstanbul kaderini kendi elleriyle çizen özgüvenli bir şehirdir.

Gezi hareketinin İstanbul’dan çıkması tesadüf değildir, Taksim yıllardır hak, eşitlik, adalet talebi dile getiren örgütlü kitlelerin buluşma yeridir. İstanbul demokrasi arayanların, hak talep edenlerin merkezidir. Ofisimin de bulunduğu İstiklal Caddesi, İstanbul’un kalbidir, Suriyeli göçmenler ve genç öğrencilerle dolu İstanbul’un yeni yüzünü temsil eder. İstiklal sanat, eğlence, meyhane gündüz ve gece hayatı anlamına gelir.

İstanbul, Türkiye’nin en fazla STK sayısına sahip şehridir. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre İstanbul’da toplam 23.845 aktif dernek bulunuyor. İstanbul tek başına Türkiye ekonomisinin üçte biri, ihracatının yarısı demek (85 milyar dolar). 16 milyon vatandaşı ile Türkiye nüfusunun yüzde 18’ini, gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 32’sini, sanayisinin yüzde 36’sını, servislerinin yüzde 36’sını oluşturur. İstanbul üreten Türkiye’yi sırtında taşıyan bir şehirdir. İstanbul, dünya çapında başarı öyküleri yazan birçok Türk teknoloji girişimine ev sahipliği yapar.

Bu şehir Türkiye’nin otoriterliğe doğru gidişini ve ekonomik çöküşünü izleyemezdi. İstanbul’da Türkiye’nin de kaderini değiştirecek bir şeyler oluyor.

31 Mart seçimleri bunun bir göstergesidir. Değişimin kaynağını beş başlıkta özetleyebilirim:

Recep Tayyip Erdoğan Etkisi: Muhalefet partisinin temsilcisi ve yıllardır koalisyon arayan birisi olarak Tayyip Erdoğan’a ne kadar teşekkür etsem azdır. Oyunu ittifak üzerine kurup muhalefeti de ittifak kurmaya zorladığı için kendisine minnet borçluyuz. Zira Cumhur İttifakı’nı kurup, HDP’yi düşmanlaştırma politikası ile oyunun dışına iterek CHP-İYİ Parti’yi yenebileceği bir oyunu kurdu ama bu oyuna kendi düştü. Uzun zamandır yeşermeyen koalisyon kurma kültürünün muhalefet partileri tarafından sahiplenilmesini sağladı. CHP ve İYİ Parti örgütleri birlikte çalıştı, HDP dışardan destekledi. RTE kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı bir söylem benimseyerek bu seçimin bir beka sorunu olduğunu savundu. Bu söylem sayesinde CHP ye 24 Haziran başkanlık seçiminde oylara sahip çıkılmadığı gerekçesi ile CHP’ye küskün olan seçmenin konsolide olmasını sağladı.

Ekrem İmamoğlu Etkisi: Ekrem İmamoğlu Aralık ayının sonunda aday olarak seçildiğinde İstanbullular kendisini tanımıyordu. Ama yapılan araştırmalar İstanbul’u yönetme becerisine ve vizyona sahip, genç ve erkek (maalesef) bir aday çıkarsa oy verebileceğini söylüyordu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kafasındaki aday profiline uygundu. Kemal Kılıçdaroğlu toplumun her kesimine ve özellikle muhafazakar seçmene hitap edebilecek bir geçmiş ve dile sahip, yerelde bir başarı hikayesi olan adayları düşünüyordu. Nitekim Ankara, İzmir, Eskişehir, Antalya, Adana adaylarını böyle profillerden seçti.

Ekrem İmamoğlu benim 2014 seçimlerinden beri tanıdığım bir politikacı. Trabzon’dan göç etmiş İstanbul’da ticaret ile var olmuş, büyük erkek çocuğunu ilgi, sevgi ve özgüven ile yetiştirmiş muhafazakar değerlere sahip bir ailenin çocuğu. Büyük dedesi Kurtuluş Savaşı’na katılmış, Atatürk ve onun cumhuriyetine sevdalı biri. Siyasi yaşamına merkez sağ ile başlıyor sonra Atatürk’e olan hayranlığından dolayı CHP’ye oy vermiş. Yeni İstanbul sayılacak bir ilçe olan Beylikdüzü’nün gelişimine tanıklık etmiş ve katkı sunmuş. Beylikdüzü Belediye Başkanı olduktan sonra kendisine Büyükşehir Belediye başkanı olma hedefi koyup zihnini ve ilişkilerini bu doğrultuda geliştirmiş biri.

Ekrem İmamoğlu kampanyasını pozitif söylem üzerine kurdu: Kucaklaşmak, farklılıklarımızla birlikte güzel olmak ve konuşma özgürlüğüne sahip çıkmak…

“İmamoğlu Varsa Çözüm Var”

“Herşey çok güzel olacak”

Kampanya başında “İstanbullular beni tanırsa sevecekler” dedi ve İstanbul halkı tanıdı ve onu çok sevdi. Su ve ulaşım fiyatını düşürme sözü verdi. İstanbul’un kadınlar için güvenli bir yer olacağını söyleyerek kadınlara ve gençlere hitap etti.

Ekonomik Kriz Etkisi: Türkiye önemli bir ekonomik krize doğru sürükleniyor. Yıllardır süregelen devlet destek politikası ile tarımsal ve sanayi üretimi yerine inşaat sektörüne yatırım desteklendi. Bunun Türkiye’yi getirdiği sonuç yüksek enflasyon ve sonunda temel gıda ürünleri başta olmak üzere her şeyde fiyat artışı oldu. Çoğunluğu gençlerden oluşan 5 milyon kişi işsiz. İşsizlik, yüzde 14,7 ile on yılın en yüksek seviyesinde. Bunun üzerine, Erdoğan bir girişim başlattı, belediyelerin yaklaşık yarı fiyatına sebze sattıkları Tanzim Satışlar, kişi başına azami üç kilo malla sınırlandırıldı. Ayrıca, ilk çeyrekte bazı market zincirlerinin kaybına yol açan market fiyatlarını kontrol etmeye çalıştı.

Seküler Kürt Seçmen Faktörü: Yukarda saydığımız nedenler gerçekleşip 31 Mart seçimlerine HDP desteği olmadan gidilseydi, başarı yine mümkün olmayacaktı. HDP’nin Ekrem İmamoğlu’nu destekleme kararı ve Selahattin Demirtaş’ın sandığa gitme çağrısı fark yaratan etkenler oldu. Seküler Kürtlerin İstanbul’un demokrasi mücadelesine katkıları çok önemli ve gelecekte de öyle olacak.

23 Haziran’da ne olacak diye sorarsanız, cevabım İstanbul değişim talebini yenileyecek olacak. Bu seçim sadece bir İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimi değil Türkiye’nin demokrasi seçimi. Ekrem İmamoğlu’nun daha büyük bir farkla kazanacağına inanıyorum.

Bunun nedenlerini şöyle açıklayabilirim:

  • Yüksek seçim Kurulu’nun hukuka dayanmayan kararı seçmenin vicdanındaki adalet duygusunu sarstı. Kurul, oy sandıklarında aynı zarfta bulunan dört oy pusulası arasından sadece bir pusulanın iptaline karar verdi. Kararın hukuki olmaktan ziyade politik olduğu çok açık. Kurulda seçimlerin tekrarlanmasına ret oyu veren 4 hakim bile bu kararın ne yasal ne de etik olduğunu söyledi.
  • Ekrem İmamoğlu artık bir mağdur. Tıpkı bir zamanlar Tayyip Erdoğan’ın olduğu gibi. Nitekim 31 Mart’ta AKP adayına oy verdiğini söyleyen AKP seçmeninin %35’i seçimin yenilenmesini onaylamadığını söylüyor. Bunlar içinde bir seçmen grubu ya sandığa gitmeyecek veya giderse İmamoğlu’na verecektir.
  • İmamoğlu seçim gecesi güçlü bir liderlik gösterdi, direniş ve değişimi sembolize eden popüler bir siyasi figür haline geldi. Kaotik zamanlardan geçiyoruz, insanlar düzen istiyor ve güçlü liderlik arayışı içinde. Ekrem İmamoğlu, güçlü ve güvenilir bir lider bekleyenler arasında karşılık buldu.
  • Tayyip Erdoğan kaybetmez algısı ortadan kalktı, muhalefet partilerinin özgüveni arttı.
  • Ekonomik çöküş YSK kararları sonunda devam etti, enflasyon artışı devam ediyor. Seçmenler iktidar partisine bir mesaj vermek niyetinde.
  • AKP artık güçlü bir parti değil, Erdoğan partiyi bir araya getirmek için çok uğraşsa da, parti kurucuları arasında eleştiriler dillendiriliyor.

Tayyip Erdoğan’ın 1994’te yüzde 25 oyla İstanbul’u kazanmıştı. Yirmi beş yıl önce İstanbul’da başlayan Erdoğan’ın yürüyüşü İstanbul’un kaybedilmesi ile sonlanmaya başlayacak. İstanbul yine üzerine düşen görevi yapacak ve değişimin tarihini yazacak. Bu değişim umut ediyorum ki dünyada popülist demagog siyasetçilerin düşüşe geçmesini tetikler. Direnen şehir İstanbul sadece Türkiye’ye değil dünyadaki değişime de öncü olur.

Bizi izlemeye devam edin!

Biz inanıyoruz ki “Her şey çok güzel olacak!”

avatar
3 Toplam yorum
0 Yorumlara verilen cevaplar
1 Takipçiler
 
En çok cevap verilen yorum
En güncel tartışma
3 Yorum yapan yazar
Ayse UtkuFatma AytacServisîmin Cömert yeni yorum
  Kaydol  
En güncel En eski En çok oy alan
Bildir
Servisîmin Cömert
Ziyaretçi
Servisîmin Cömert

Harika bir konuşma. Tebrikler Gülseren Onanç👏👏

Fatma Aytac
Ziyaretçi
Fatma Aytac

Katiliyorum, muhalefet ilk defa konsolide oldu, Turkiye karanligini yenecek, ahir omrumuzde bunu gorecegiz insallah!

Ayse Utku
Ziyaretçi
Ayse Utku

istanbulun cehresi iyice yozlasip degismeden kurtarmaliyiz .bu son sansimiz!

28 Mayıs 2019