Dünya Feministlerinden Hükümetlere “Covid-19” Çağrısı

Covid-19 sebebiyle bu yıl Mart ayında yapılması planlanan CSW Kadının Statüsü Komisyonu’nun 64. oturumu ertelense de, bu durum kadın hareketini durdurmadı ve bu kapsamda binlerce kişinin katıldığı ‘webiner’ler düzenlendi. Bu toplantılara KA.DER adına katılan Zeynep Banu Dalaman izlenimlerini aktardı.

Zeynep Banu Dalaman

Her yıl Mart ayında New York’taki Birleşmiş Milletler binasında gerçekleştirilen Kadının Statüsü Komisyonu’nun (Commission on the Status of Women, CSW) bu yılki 64. Oturumu Covid-19 pandemisi dolayısıyla yapılamadı.

Her yıl üye devletlerin, Birleşmiş Milletler kurumlarının ve Birleşmiş Milletler Ekonomik Sosyal Konseyi’nde (United Nations Economic and Social Council, ECOSOC) danışman statüsüne sahip sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri Komisyon’un oturumunda bir araya geliyor.

Politika yapıcılar, hak savunucuları, araştırmacılar ve aktivistler için bir ağ oluşturma imkânı yaratan CSW oturumlarına yaklaşık 10bin sivil toplum kuruluşu ve kadın örgütlerinin temsilcileri katılıyor.

Bu sene son anda iptal edilmesi ve internet üzerinden yapılmak zorunda olması kadın hareketini durdurmadı ve yine toplamda 1000 kadın toplayan webinerler düzenlendi. Ben de KA.DER (Kadın Adayları Destekleme Derneği) adına oturumlara katıldım.

İki sunum 

Oturumlar Covid-19’un yarattığı krizin toplumsal cinsiyete bağlı şiddete, kadınların ve özellikle kesişimsel olarak dezavantajlı gruplara etkileri temeline oturtulmuştu. Bu krizden Küresel Kuzey’in dezavantajlı grupları ve Küresel Güney’in daha çok etkilendiği konuşuldu.

İki sunum ve iki konu konuşuldu: Haklar İçin Feminist İttifak (FAR) grubunun önderliğinde başlatılan “Feminist COVID-19 Politikasının Temel Odak Alanları” belirlendi ve bu alanlarda önlem alınması için hükümetlere çağrı yapıldı. Tartışılan ikinci önemli sunum ise Küresel Güney ülkelerinde yoksulluğun sonlandırılması, kadın ve kız çocuklarını güçlendirilmesi konularında çalışan CARE tarafından hazırlanan “Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet Raporu” oldu. Bu rapor daha çok Çin verilerine dayalı ve çok erken bir rapor olmasına rağmen COVID-29 ile feminist mücadelede vurgulanan temel odak noktaları benzeşmektedir. Araştırmada koronavirüse yakalanan erkek sayısının çok az farkla erkeklerde daha fazla olduğunu söyleniyor.

Feminist politika, savunmasız toplulukların ihtiyaçlarını tanımlamakta ve önceliklerini belirliyor. Bu politika salgınla mücadelede devletlerin insan haklarına dayalı, barışçıl, kapsayıcı ve müreffeh toplulukların geliştirilmesi için gerekli. Hükümetlerin alacakları önlemler ve uygulamalarda kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, sağlık sorunları olan insanlar, kırsal alanda yaşayanlar, evsizler, LGBT + bireyler, mülteciler, göçmenler, yerli halklar, vatansızlar, çatışma ve savaş bölgelerindeki insanların da içinde olduğu daha dezavantajlı grupları da düşünmeleri gerekiyor.

Hükümetler

Hükümetlerin, mevcut kriz sırasında herkesin gerekli bilgilere, destek sistemlerine ve kaynaklara erişmesini sağlamak için insan hakları ve kesişim temelli bir yaklaşım kullanması önemlidir. COVID-19 krizinde feminizm bağlamında ele alınacak dokuz temel odak alanı tanımlandı. Gıda güvenliği, sağlık hizmeti, eğitim, sosyal eşitsizlik, ekonomik eşitsizlik, aile içi ve kadına yönelik şiddet, bilgiye ulaşım ve gücün kötüye kullanımı başlıklarında toplandı.

Hükümetlerin ve politika yapıcıların bu salgın sürecinde, savunmasız durumda olan kişilerin, özellikle de cinsiyetleri ve cinsel yönelimleri nedeniyle orantısız bir etkiye maruz kalan kadınların, yaşanmış deneyimler dikkate alınarak potansiyel zorluklarını ve kırılganlıklarını artırmamak, mevcut eşitsizlikleri büyütmemek ve insan haklarını güvence altına almak için çalışma yapmaları gerekiyor.

Femminist COVID-19 Politikasının Temel Odak Alanları

1. Gıda Güvenliği: Gıda ithalatına bağımlı ülkelerde, sınırların ve pazarların kapanması ve gıdaya erişememe korkusu vardır. Bu endişe kırsal kesimde yoksulluk yaşayan insanlar, şehir merkezlerinde büyük marketlere ve marketlere kolay erişimi olmayan kadınlar için daha da artıyor.

2. Sağlık hizmeti: Tüm ülkeler virüsün yayılması nedeniyle halk sağlığı sistemlerinde büyük bir değişiklik yapmıştır ve pek çok hastaneyi  “pandemi” hastanesi haline getirmiştir. Bu durum anne sağlığına verilen önemin azalmasına ve bebek/anne ölüm oranlarının artmasına neden olabilir. Kırsal kesimdeki sağlık hizmetlerine ve tıbbi malzemelere erişim genellikle yoktur. Yaşlılar, engelliler ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler yüksek risk altındadır ve canlı destek ünitelerine sahip olmayabilirler. Virüsün rutin ve yayılmasındaki değişiklik zihinsel sağlık sorunlarını yaratabilir veya şiddetlendirebilir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, Mart 2019 sağlık işgücü çalışma raporuna göre sağlık ve sosyal sektördeki işçilerin% 70’i kadındır ve salgında kadınlara orantısız bir şekilde daha büyük risk altındadır. Buna karşılık, dünyada sağlık sektöründe söz sahibi, yönetici pozisyonundakilerin %70’i erkektir. Salgınla birlikte pandemi kurullarında yani karar alma mekanizmalarında erkek egemen bir yapı var. Trump’ın bizzat kurduğu ABD Corona Virüs Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin başında olanların %100’ü erkektir. İstatistikler sağlık sektöründe kadınların karar alma mekanizmalarında ne kadar yetersiz sayıda olduğunu göstermektedir. Bu durum, oluşturulan politikalarda kadın ve çocuklara yönelik tedbir kararlarının yeterince alınmamasına neden oluyor.

3. Eğitim: Okulların kapatılması çocukların, ailelerin ve toplulukların korunması için yerinde bir karardır. COVID-19’un en fazla yayılma riskinin olduğu ortamlar olarak eğitim kurumlarının kapalı olması en yüksek enfeksiyon oranının yönetilebilir kalması açısından ve salgın eğrisini geriye çekmek için önemlidir. Bununla birlikte salgın, eğitimde ve çocukların alışkın oldukları rutinde büyük bir aksama sunmaktadır. Birçok durumda, okul öğle yemeği programına bağımlı çocuklar gıda güvensizliği ile karşı karşıya kalacaktır. Ayrıca, evlerinde ve topluluklarında, hiçbir temas olmadan tespit edilemeyen şiddete karşı daha savunmasız hale gelirler.

4. Sosyal eşitsizlik: Sosyal eşitsizlik erkekler ve kadınlar, vatandaşlar ve göçmenler, düzenli ve düzensiz statüleri olan insanlar, engelli ve engelsiz insanlar, nörotipik ve nöroatipik insanlar ve diğer algılanan ikilemler veya ikili olmayan farklılıklar ile ırksal, etnik ve dini gruplar arasında mevcuttur. Mevcut güvenlik açıkları gelir kaybı, artan stres ve eşit olmayan yurtiçi sorumluluklar nedeniyle daha da karmaşıklaşmaktadır. Kadınlar ve kız çocukları büyük olasılıkla ücretli çalışmaları veya eğitimlerini yarıda kesip ev içi işleri üstleneceklerdir, bu durum da bakım yüklerini arttıracaktır. Savunmasız topluluklar, yasalar çıkarıldığında veya hareketlerini kısıtlayan başka önlemler alındığında özellikle de bilgiye daha az erişebildiklerinden veya bilginin erişmesi için başkalarına bağımlı olduklarından daha fazla risk altında.

5. Su ve temizlik: Bu salgının önlenmesi ve bulaşmasının engellenmesinde yapılması gerekenler başında düzenli olarak ellerin yıkanmasıdır. Ancak küresel boyutta bakıldığında, herkesin temiz akan suya erişimi yok.

Yazının devamına buradan ulaşabilirsiniz.

avatar
  Kaydol  
Bildir
8 Mayıs 2020