Elazığlı Depremzede Kadınlar: Hayatımızı Sürdürmekte Güçlük Çekiyoruz

Elazığ depreminin ardından dondurucu soğukta hayatına devam eden depremzede kadınlar deneyimlerini anlattı.

Elazığ’ın Sivrice ilçesi merkezli 6.8 büyüklüğündeki depremin etkisi birçok çevre ilde de hissedildi.

41 kişinin 45 kişinin enkaz altından sağ çıkarıldığı, 141 binanın çöktüğü Elazığ ve Malatya’da depremin yıkıcı etkileri soğuk hava koşullarıyla birleşince yaşamı iyice zorlaştırıyor.

45 kişinin enkaz altından sağ çıkarıldığı, 141 binanın çöktüğü Elazığ ve Malatya’da depremin yıkıcı etkileri soğuk hava koşullarıyla birleşince yaşamı iyice zorlaştırıyor.

Depremden hemen sonra Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Elazığ kent merkezinde, Sivrice ilçe merkezinde, ilçeye bağlı Hazar ve Gölbaşı mahallelerinde kadınlarla görüştü.

SES yaptığı görüşmelerde, kadın ve çocukların yaşamının erkeklere göre daha zorlu koşullarda geçtiğini saptadı.

Sendikanın raporuna göre, özellikle soğuk hava koşulları, yemek sorununun çözülmesi, hijyene olan ihtiyaç kadınlar için daha önemliyken ulaşmak da bir o kadar zor hale gelmiş durumda. Kadınlar, -4 derece soğukta terlik ve hırkayla bir düzen kurmaya çalışıyor.

‘Hamile olduğum endişeleniyorum’

Görüşmelerde kadınlar, yardımlar ilçe merkezinde yapıldığı için kadınlar bu yardımlara ulaşmakta güçlük çektiklerini anlatıyorlar.

Hazar Mahallesi’nde sendikanın görüştüğü Reyhan, yemek dağıtımının çarşı merkezinde yapıldığını, kocalarının çadıra gidip yemek yediğini ama kendilerinin gitmelerine izin vermediğini anlatıyor.

Mahallede kurulan çadırlarda kalan kadınların hemen hemen tamamı tıpkı Reyhan gibi, kocalarının yemek çadırına gidip sıraya girmelerine, herkesin içinde yemek yemelerine izin vermediklerini anlatıyorlar. Kadınlar çoğunlukla bisküvi vb. yiyeceklerle günü geçirmeye çalışıyor.

Yine Hazar Mahallesi’nde görüşülen bir kadının en acil sorunu; tuvalet: “Çadır verdiler, ama koşullar yine de çok zor, hayatımızı sürdürmekte güçlük çekiyoruz. Mesela tuvalet ihtiyacımı karşılamak bile benim için çok büyük bir sorun. Erkekler tuvalet için kahveleri kullanabiliyorlar ama ben 7 aylık hamileyim, sık sık tuvalete gitme ihtiyacı hissediyorum fakat bir yer bulamıyorum. Hamile olduğum için hem bebeğim hem de kendim için endişeleniyorum.”

‘Yakında hepimiz hasta oluruz’

Elazığ merkezde bulunan Rüstempaşa Mahallesi’nde beton zeminlere kurulan çadırların altlarından giren yağmur suları nedeniyle zeminlerin ıslak olduğunu, toprak zeminlere kurulan çadırların da altlarının çamur olduğunu gördüğünü aktaran SES, bu durumun da hem soğuğun etkisini artırdığını hem de zaten zor olan çadır hayatını daha da zorlaştırdığını söylüyor.

Buradaki kadınlar da en büyük şikâyetlerinin tuvalet, banyo ve hijyenle ilgili yaşadıkları sıkıntılar olduğunu söylüyorlar. Çadırda kalan bir kadın anlatıyor: “Yakınımızda külliye var ama kadın erkek için tek tuvalet var. Hem dolu hem pis oluyor, biz kullanamıyoruz orayı, erkekler gidiyor. Biz de yakındaki Doğu garajına gitmek zorunda kalıyoruz ama orada da tuvalet paralı, 1.5 TL. Her ihtiyacımız olduğunda gidemiyoruz. Yakında hepimiz hasta oluruz.” 

Sivrice’ye bağlı Kürk köyünde vatandaşlar henüz kendilerine yardım ulaşmadığını, muhtarın Sivrice merkeze giderek 100 haneli köy için sadece 15 çadır alabildiğini, bunun dışında kendilerine bir yardım gelmediğini anlattı.

Kadınlar günün çoğunu herkes için yemek hazırlamakla geçiriyor. Evlere giremedikleri için dışarıda sınırlı olanaklarla yemek yapıp -6 dereceyi bulan soğuk havada dışarıdaki çeşmede bulaşık yıkamak zorunda kalıyor.

‘Gelip evlerimize baksınlar’

Sivrice’de bir çadırda üç çocuklu bir kadın, eşinin FMF hastası olduğundan çalışamadığını, tüm zorluklarla kendisinin tek başına mücadele etmek zorunda kaldığını anlatıyor. Bir çocuğunun bacağının alçıda olduğunu, depremden ikigün önce bacağına platin takıldığını, deprem sonrası maddi sıkıntılar nedeniyle kontrole gidemediğini söylüyor. Diğer çocuğunun da egzamaları var ve doktorun verdiği ilaçlar medikal değil de kozmetik gruba girdiği için devlet tarafından karşılanmıyor; bu ilacın bedeli olan 120 lirayı ödeyecek güçleri olmadığını ifade ediyor.

Öyle ki en küçük çocukları için bebek bezi bile alamadığını söyleyen üç çocuklu kadın, zaten zor olan yaşam koşullarının depremle beraber çok daha ağır hale geldiğini anlattı.

Mustafa Paşa Mahallesi’nde Tahsin İhsan camisinin kadınlar kısmında kalan kadınlarla yaptıkların görüşmeleri aktaran sendika, sağlık problemleri olduğunu söyleyen Sevgi Polat’la yaptığı görüşmeyi paylaştı.

Evinin çok fazla hasar aldığını, kalacak başka yeri olmadığını söyleyen Polat, “Astımım var, 5 gündür burada sürünüyorum. Evin kolonu patlamış, çatı uçmuş, kalınacak durumda değil. Evin içine bile bakmadılar daha. Gelip evlerimize baksınlar yıkılacak mı yıkılmayacak mı söylesinler bize, ona göre de devlet bize destek versin ki biz de evimizi taşıyalım. Biz bunun nasıl içinden çıkacağız, psikolojimiz bozuldu. Param olsa gider evimi tutarım ama yok. Ben kimden para isteyeyim” diyor.

Kaldıkları camide ihtiyaçlarının karşılanmadığını, yemek gelmediğini, kendi aldığı simitle günü geçirdiğini anlatıyor Polat: “Sabah sadece simit yedim, su içtim onunla duruyorum. Buraya yemek gelmedi günlerdir. Romatizmam var, gidip yemek alamıyorum. Tuvalete gideceğim zaman buradaki kadınlar beni kaldırıp götürüyor. Depremden iki gün önce duş almıştım, o gün bu gündür duş alamıyorum. Eve gittim iki parça kıyafet aldım kendime geri çıktım. Bir çorabım bile yok, günlerdir aynı çorabı giyiyorum.”

 Depremden önce de yoksulluk içinde yaşadığını ama şimdi her şeyin daha da zorlaştığını söyleyen Sevgi Polat, 1600 liralık tek emekli maaşıyla 5 çocuğa bakmaya çalıştığını anlatıyor ve ekliyor: “Ben şimdi evi nasıl taşıyacağım, nasıl yeni ev tutacağım, 1600 lira ile nasıl kira vereceğim?”

‘Burada çok kişi var, üşüyoruz’  

Mustafa Paşa Mahallesi’nde ağır hasarlı olduğu için yıkılan binanın yanındaki binada oturan Gevrişan Tiryaki de yıkım kararı yüzünden evine giremiyor. Şu an İmam Hatip Camisinde kaldığını söyleyen, “Hiçbir yetkili yok ortada. Kalacak yerimiz, battaniyemiz bile yok. Şimdilik camide kalıyorum ama ben kanser hastasıyım. AFAD’ı 2 sefer aradım, gelen giden olmadı. Eşyalarımız içeride kaldı, çocuklarımın ne botu ne ayakkabısı var. Evimiz yıkılacak mı onu da bilmiyoruz daha gelip evin içine bakan olmadı” diyor.

Depremzedelerden Emine, diyaliz hastası olan babasını deprem sırasında evden çıkarmakta çok zorlandıklarını anlatıyor. Kendi evlerinde sorun olmadığını ama binanın giriş katlarındaki hasar nedeniyle korkudan evlerine giremediklerini söyleyen Emine, yardım alamadıklarını, en büyük sorunlarının soğuk havadan korunamamak olduğunu anlatıyor: “Burada çok kişi var, üşüyoruz. Yemek yardımı yapılmıyor, bir çay bir poğaçayla kahvaltı yapabildik. Gidip yalvarıp yardım isteyemiyoruz. Sıkıntılarımızın dinlenmesini ve çözüm bulunmasını istiyoruz.”

Van’da 23 Ekim 2011’de yaşanan depremin ardından özellikle kadınların ihtiyaçlarının giderilmesi noktasında önemli çalışmalar yapan kurumlardan biri olan Van Kadın Dayanışma Derneği (VAKAD) Başkanı Zozan Özgökçe, kendi deneyimlerini anlattı.

VAKAD, kanun hükmünde kararnameyle kapatılmıştı.

‘Engelli, çocuk ve kadın odaklı bir anlayış mevcut değil’

Özgökçe, şu değerlendirme ve önerilerde bulunuyor: “Anlayabildiğimiz kadarıyla Van depreminde yapılan hataların, ihmallerin hemen hemen aynısı yine tekrarlanıyor. Ama medya gücü daha etkili kullanıldığı için çoğu aksaklığı ve hatayı ancak sosyal medya aracılığıyla görebiliyoruz. Örneğin bazı yardım kamyonları akredite edilmediği gerekçesiyle yardım bekleyen bölgelere alınmıyor. Bu, Van depremi sırasında da yaşanmıştı ve yardım bekleyenleri çok ciddi sıkıntıya sokmuştu. Böyle dönemlerde bile insanları ayrıştırmak, eleştirenleri tepetaklak etmek, suçlu göstermek için hiçbir fırsatı kaçırmıyor iktidar. İnsanların insani davranışlarını bile karalıyor, kişileri hedef gösteriyorlar. Van depremi sırasında ihmalleri açıkladığımız için bizim hakkımızda da defalarca dava açıldı.”

Karışıklık ve hengâme yine Van’dakine çok benzediğini aktaran Özgökçe’ye göre engelli, çocuk ve kadın odaklı bir anlayış Elazığ’da da mevcut değil.

Özgökçe sözlerini şöyle bitiriyor: “Çadırların hali çok kötü, ki insanlar çok uzun zamanlar bu çadırlarda yaşamak zorunda kalacaklar, kalıyorlar. Van’da geçen yıla kadar çadırlar vardı hâlâ. Kadınlar için kesinlikle atılması gereken çok önemli adımlar var ama bunların da yapılmadığını görüyoruz. Örneğin, yalnız yaşayan kadınlar, boşanmış, eşi ölmüş kadınlar çok ciddi sorunlar yaşamıştı o dönemde. Yardımlara ulaşamıyorlardı. Erkekler deprem öncesi olduğu gibi yine zamanın çoğunu kahvelerde, sokakta geçirdiği için kadınlar çocuklarını bırakıp yardım almaya gidemiyordu ya da uzun saatler yardım kuyruklarında beklemek zorunda kalan yine kadınlar oluyordu. Tuvalet, banyo ihtiyacı ciddi bir sorundu. Elazığ’da da portatif tuvaletler kurulmadığını görüyoruz. Bunların çok karanlık olmayan, kolay ulaşılır yerlere yeterli sayıda kurulması sağlık ve güvenlik açısından çok önemli. Ped, günlük temizlik malzemeleri, çocukların bakımı için gereken malzemeler… Bunlar önemsenmiyor ama aslında ilk sıralarda düşünülmesi gerekiyor.”

Kaynak: Ekmek ve Gül

avatar
  Kaydol  
Bildir
3 Şubat 2020