‘Feminizmin Şimdi Muhafazakar Olma Hakkı Var’

13 Haziran 2018, Çarşamba günü, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nda 35. Vakıflar Haftası nedeniyle, “21. Yüzyılın Eşiğinde Vakıf Kuran Kadınlar” konulu panel düzenlendi. Panel, 13 Haziran 2017’de kaybettiğimiz, feminist yazar, çevirmen, akademisyen ve aktivist olan Şirin Tekeli’nin anısına yapıldı.

Canan Arın, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı kurucu üyesi olarak, Mor Çatı’nın kuruluşu ve öncesindeki fikri hazırlıklarını, aktivist çalışmalarını ve feminist bilincin ne kadar önemli olduğunu anlattı. Feminizmin en radikal sloganlarından olan, ‘özel olan politiktir’ in karşılık bulduğu alanın, kadınlara karşı uygulanan erkek şiddetinin özel ya da kamusal alanda deşifre edilmesi olduğunu vurgulayan Canan Arın, Mor Çatı’nın aile içi şiddete maruz kalan kadınları şiddetten korumak ve kadınların şiddetten arınmış bir hayat kurmalarına desteklemek üzere kurulduğunu ifade etti. Kadınlara yönelik erkek şiddetinin, kadınları baskı altında tutan, kontrol eden cinsiyetçi sistemin kendini yeniden üretmesindeki en önemli araç olduğunun altını çizen Arın, Mor Çatı’nın kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinde en önemli kilometre taşlarından biri olduğunu vurguladı.

Şengül Akçar, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı kurucu üyesi olarak, vakfın kuruluş çalışmalarını ve kadın hareketine etkisini anlattı;kadınların bireysel ve toplumsal yaşamlarını iyileştirmek, kendi ihtiyaçları ekseninde kapasitelerini arttırmalarını sağlamak üzere faaliyetler yürüttüklerinin üzerinde durdu.

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı kurucu üyesi Füsun Ertuğ, 1980’ler kadın hareketinin Kütüphane’nin kuruluşuna etkisini anlatırken, bir diğer kurucu üye Aslı Davaz ise, Kütüphane’nin kuruluş öncesi süreci ve ilk yıllarına dair pek çok bilgiyi ve hatırayı paylaştığı bir konuşma yaptı. Kütüphanede, kadınlara dair her türlü bilgi, belge, görsel malzeme, dokuman ve arşivin toplanması, kaynak kullanıma açılması ve gelecek nesiller için saklanmasının amaçlanmıştır. Ertuğ ve Davaz, Kütüphanenin feminist bir proje olduğunu sık sık vurgulayarak, böylelikle kadınlara dair her türlü belge ve bilgi görünmezlikten kurtulacağını ve gelecek kuşaklar için bir bellek oluşturacağını ifade ettiler.

Panelde yapılan konuşmalarda, kadın hareketinin bitmeyen mücadele, deneyim ve birikimini çeşitli boyutlarıyla dile getiren konuşmacılar, 21. Yüzyılda artık kadınların özel ve kamusal alanda varlıklarının altını çizdiklerini, buradan geriye dönülemeyeceğini vurguladılar. Kadınların ezilmişliğini, dışlanmasını, sömürülmesinin her türlü biçimine karşı verilen mücadelenin ortaya çıkardığı örgütlenmelerin, kurumların, deneyim ve birikimin ortaya konduğu konuşmalarda, feminist hareket olmadan bunların yapılamayacağı, kazanımların elde edilemeyeceği ifade edildi. Feminist hareketin ve kurumların kendi içindeki çoğulluğunu, yöntem ve deneyim farklılıklarının ifade edilerek, kadınların şiddete karşı koyma hakkından, çalışma hakkına, bilgi edinme hakkına, eğitim görme hakkına kadar güçlendirici taleplerin, kadınları özneleştirdiği üzerinde duruldu.

Kadınların eşit hak ve özgürlük mücadelesinde çığır açıcı bir isim olan Şirin Tekeli de aramızdaydı o gün! 1980’lerde hızla yükselen feminist hareketin ortaya çıkardığı en önemli kurumlarının ‘vakıf’ ya da ‘dernek’ olarak fikri öncülerinden biri olmanın yanı sıra (Mor Çatı, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi, KADER), bu fikirlerin somutlaşması konusunda da öncü bir feministti, Tekeli.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan ‘Feminizmi Düşünmek’ adlı kitabında kendisini, “feminist kadın hareketinin en yaşlı üyelerinden”olarak tanımlayan Şirin Tekeli, Türkiye feminizminin 70’lerde entelektüel hazırlık dönemini, 80’lerde eylemlilik yıllarını ve 90’larda örgütlenme aşamalarını fiilen yaşadığını belirtiyor. Türkiye feminist hareketinin dönemleriyle iç içe geçen bir hayattı O’nunki!

Panelin açılışında izlediğimiz, Filmmor Kadın Kooperatifi’nin hazırladığı “Şirin Tekeli ile Feminist Bir Hareketlilik” belgeselinde Tekeli’nin kendi anlatımında da bunu görüyoruz: Onun hayat hikayesi aynı zamanda, Türkiye’de feminizmin kavram ve kuram olarak, hareket ve politik strateji olarak meşruiyetinin sağlandığı ve yaygınlaştığı bir süreç idi. Ve evet, hayattayken her zaman yeni şeyler öğrendiğimiz, ufuk açıcı varlığı ile bize ilham, güven ve umut veren Şirin Tekeli, O’nu kaybettikten bir yıl sonra da, feminizmin neredeyse 40 yıla varan mücadele tarihiyle, kazanımlarıyla, biriktirdikleriyle, “feminizmin şimdi muhafazakar olma hakkı var“diyerek yeni bir bakış açısı daha sunmayı ihmal etmiyordu.

Şirin Tekeli ile Feminist Bir Hareketlilik from ESR Productions on Vimeo.

1970’lerde yaptığı doktora ve doçentlik çalışmalarında, kadınlar üzerine düşündüğünü, bilimsel meramının kadın meselesi olduğunu ifade eden Tekeli, 1981’de YÖK nedeniyle üniversiteden istifa eder. Ancak üniversite yıllarında da TÜM-AS deneyimi ile, Marksist kuram çerçevesinde ezilme ve sömürü ilişkisi üzerine düşündüklerini, Tülay Arın, Gülnur Savran, Şule Torun gibi dönemin genç kadın akademisyenlerle ‘kadınların bir toplumsal grup olarak ezilmişliğini’ sorguladıklarını ifade ediyor. Tekeli ve kadın arkadaşları, üniversiteden istifaları sonrasında hem bilinç yükseltme gruplarıyla, hem de Cumhuriyet Gazetesi, Yeni Gündem, YAZKO, SOMUT gibi gazete, dergi ve platformlarda yazılar, tartışmalar, konferanslar ve yaptığı çevirilerle Türkiye’de feminist terminolojiyi kurmaya başlamışlardı: Şer’den hayır çıkmıştı adeta! 1987’de gerçekleştirilen “Dayağa Karşı Yürüyüş”, Ceza Kanunu’nda tecavüze uğrayan kadını suçlu gören, erkeği beraat ettiren 438. Madde’nin iptali kampanyası, Mor İğne Kampanyası, Geçici Kadın Müzesi, Kariye Şenliği gibi etkileri çok büyük olan eylemler kendi kurumsallığını yaratmaya başlamıştı.

Kamusal alanda giderek yaygınlaşan biçimde yer edinen feminist hareket, kadın sorununu politikanın merkezine yerleştirmiş ve 1990’larda artık kendi kurumlarını doğurmaya başlamıştı: Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, KA-DER Kadın Adayları Destekleme Derneği, Winpeace Türk-Yunan Kadınları Dostluk Girişimi, KADUHEV, Kadın Hukukçuları Destekleme Vakfı gibi kadın kuruluşları kurulmuştu.

Canan arın, Füsun Ertuğ ve Aslı Davaz’ın konuşmalarında sık sık atıf yaptıkları gibi, Şirin Tekeli, KADER ve Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi’nin sadece kurucuları arasında olmanın ötesinde, bu kurumların fikrini ortaya atan, geliştiren, hayata geçmesini sağlayan ve sürekliliğini gözeten bir rol üstlenmişti hep.

Ömrünün yarısını feminist kuram ve politikayı zenginleştirerek geçiren Şirin Tekeli’nin sohbetinden ve arşiv görüntülerinden oluşturulan Filmmor’un hazırladığı bu belgesel, bizleri hem hüzünlendirdi hem de kendimiz üzerine tekrar düşünmemizi de sağladı. Bir yandan Tekeli’nin Türkiye’de feminizmin yolunu açan inancı, kararlılığı ve ortaya koyduğu emeği büyük bir saygı uyandırıyor. Diğer yandan O’nun incelikli, kapsayıcı ve duyarlı kişiliğiyle birleştirdiği kuramsal ve analitik yaklaşımı yeniden düşünme imkanı sağlıyordu.

Şirin Tekeli, bir kere daha bizleri, kadınların kaderini değiştirebilecek tek güç olarak gördüğü, feminizme davet ediyordu.

Yorumlar

avatar
  Kaydol  
Bildir
18 Haziran 2018