Gülseren Onanç Yazdı: Adaleti Ararken

SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği Başkanı Gülseren Onanç, Türkiye’deki adaleti arayan toplumsal hareketlerden hareketle ABD’de siyah vatandaş George Floyd’un öldürülmesinin ardından yükselen protestolar üzerine yazdı.

Yüzbinlerle “Hepimiz Hrant’ız Hepimiz Ermeniyiz” diye haykırarak Harbiye’den Aksaray’a kadar yürüdüğümüz günün üzerinden 13 koca yıl geçmiş. Ondan sonraki yıllarda da büyük kitleler toplandık, “Hrant için Adalet için” diye haykırdık. Zamanla 19 Ocak anmaları cılızlaştı, Hrant Dink davası, gerçek suçluların adı konmadan, birkaç tetikçinin sözde cezalandırılması ile sönümlendi. Geçenlerde Hrant Dink Vakfı ve ailesine yollanan tehdit mesajı bize adaletin yerini bulmadığını hatırlattı.

Hrant için adalet gelmedi

Üç yıl önce bugünlerde CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun hukuksuz yargılamalar, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması üzerine başlattığı Adalet Yürüyüşü’nde, milyonlarla birlikte Ankara’dan İstanbul’a kadar 24 gün boyunca “Hak, Hukuk, Adalet” diye haykırdık. Kadın erkek, genç yaşlı yürüdü veya yürüyüşe destek verdi. Memlekete adalet gelecek diye hayal ettik. Maltepe mitingindeki heyecanımı hala unutamam. 2 milyon insan nasıl da akın etmişti alana. Sahneden kalabalığa baktığımda kalbim duracak sanmıştım. Sonrasında Çanakkale’de bir Adalet Kurultayı yapıldı, sivil toplum kuruluşları akademisyenler Çanakkale’de toplandı. Ama sonrası gelmedi.

Siyasete adalet gelmedi

Yıllardır her 8 Mart akşamı kadınlar Taksim’den Beyoğlu’na şenliklerle yürüdüler, kadına yönelik şiddete, ayrımcılığa karşı direndiler. Kadın cinayetlerine kurban giden her kadının hakkını savundular, hem adliyelerde mücadele ettiler hem sokaklarda kadın cinayetlerini durdurmak üzere her türlü baskıya karşı mücadele vermeye devam ediyorlar. Son üç yıldır sokak yürüyüşleri yasak, kadınlar her sokağa çıktığında polis şiddeti ile karşı karşıya geliyor.

Pandemi öncesi, kadına yönelik şiddetin arkasındaki erkek egemen polis zihniyetini açığa vuran Las Tesis Dansı ile Kadıköy’de protesto eden feminist kadınlar polis şiddeti ve gözaltılar ile karşılaştılar. Örgütlü kadın mücadelesi hala devam ediyor.

Kadınlara adalet gelmedi

HDP’nin onlarca milletvekili, eski eş genel başkanları tutuklu yargılanırken, belediyelerine kayyum atanırken, parti geçtiğimiz günlerde iki milletvekilinin milletvekilliklerinin düşürülmesi üstüne tepkisini göstermek için bir yürüyüş organize etmek istedi. Yasaklar ile engellendi. 25 yıldır her Cumartesi Galatasaray meydanında faili meçhul yakınları için barışçıl bir şekilde adalet arayan Cumartesi Anneleri’ne de toplanma yasaklandı.

Kürtlere adalet gelmedi

Önümüzdeki hafta onur haftası. Bu yıl korona nedeniyle çevrimiçi kutlanacak. Zaten son üç yıldır Türkiye’de onur haftası yürüyüşüne izin verilmiyor. LGBTİ+ aktivistleri senede bir gün bile adalet taleplerini coşkulu bir şekilde haykıramıyor. LGBTİ+ bireylere ayrımcılık devam ediyor.

LGBTİ+ lere adalet gelmedi

Türkiye Avrupa’da en çok işçi ölümlerinin yaşandığı ülke durumunda. Daha geçtiğimiz 1 Mayıs’ta DİSK başkanı ve birkaç sendikacının Taksim’e yürümek istemesi ve Atatürk anıtına çelenk koyması bile şiddet ile engellendi. Korona sürecinde sokaklar her şekilde yasaklandı.

İşçilere adalet gelmedi

Amerika’da bir ışık belirdi.

Biz memlekette adaleti ararken, tam korona sürecini fırsat bilen otoriter iktidarlar baskılarını arattırırken Amerika’da hiç beklenmeyen bir olay patlak verdi ve geleceğe ilişkin umudumuz yeniden canlandı.

25 Mayıs’ta Amerika’nın Minneapolis şehrinde beyaz bir polis memuru George Floyd adındaki bir siyahın boynuna diziyle 8 dakika 46 saniye bastırarak ölümüne neden oldu. 

Bu olayı cep telefonu kamerasıyla kaydedenlerin sosyal medyada paylaşması ve ana akım medyada yayılması Amerika’da infiale neden oldu. Gösterilerin ilk günlerinde yağmalamalar yaşansa da, davanın asıl sözcüleri şiddet içermeyen protestoculardı.

Siyah ve beyaz gençler, pandeminin hala yaygın olduğu bir dönemde sağlıklarını tehlikeye atarak “Siyah hayatlar önemlidir” sloganı ile Amerikan sisteminin kendini sorgulamasına yol açıyorlar. BBC Türkçe’de yayınlanan Barrett Holmes Pitner’ın yazdığı makaleyi okumanızı öneririm.

Irkçılıkla yüzleşme talebi Avrupa’ya da sıçradı. İngiltere, Almanya, Fransa, İsveç ve Hollanda’da gösteriler yapılmaya devam ediyor. Geçmişte köle tacirliği yapanların meydanlardaki heykelleri nehirlere atıldı. Gençler geçmişleri ile yüzleşmeden geleceklerini kuramayacaklarını düşünüyor. SES Kadın Platformunda Londra’dan yazmaya başlayan Begüm Zorlu’nun Londra protestoları izlenimleri ve analizlerini Öldürülen Siyah Kadınların Adını Söyle okumanızı öneriyorum.

“Nefes Alamıyoum” 

George Floyd’un ölümünden önceki son sözleri olan “Nefes alamıyorum” bütün ezilenlerin, mazlumların, mağdurların çığlığı oldu. Irkından, cinsiyetinden, inancından, cinsel tercihinden, etnik kökeninden, sosyal sınıfından dolayı eşit kabul edilmeyenler, beyaz erkeklerin kurduğu düzenin mağdurları haykırıyor: “Nefes alamıyorum”. Sahi siz de hiçbir neden yokken nefes alamıyor gibi hissediyor musunuz? George Floyd’u öldüren polisin başka formlarda sizin de ensenize oturduğunu düşünüyor musunuz?

Amerika’da başlayan dalga Amerika’yı daha adil bir yer yapar mı? Bu dalga bir 68 dalgasına dönüşür mü bilmiyorum ama nefes alamadığımız bu günlerde bunu hayal etmek bana iyi geliyor.

Haykırmak istiyorum! Hepimiz Siyahız! Hepimiz George Floyd’uz! Hepimiz Eşitiz!

Gülseren Onanç

SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği Başkanı

avatar
  Kaydol  
Bildir
19 Haziran 2020