Gülsüm Kav yazdı: Kadın Cinayetleri ve Şiddet Devam Ediyor

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele haftasında, Türkiye’nin kadına şiddette son bir yılını değerlendirdi.

Adını güzelim şehrimizden alan “İstanbul Sözleşmesi,” şiddeti durdurmanın nasıl mümkün olduğunu ve bunun yollarını hayranlık uyandıracak derecede isabetli bir şekilde gösteren, bu konuda dünya çapında en önemli rehberdir. Kadına yönelik şiddeti; “…fiziksel, cinsel, psikolojik ya da ekonomik zarar ya da ıstırap veren ya da verebilecek olan toplumsal cinsiyete dayalı her tür eylem ve bu eylemlerde zorlama, tehdit etme ve özgürlükten yoksun bırakma” olarak tanımlar. Ve “kadınlar” kelimesi 18 yaşın altındaki kız çocuklarını da kapsar.

Bu sene 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’nde, Türkiyeli kadınların durumuna bu tanım ışığında baktığımızda, hem şiddetin en ağır biçimleri olarak tanımlanan cinayet, erken yaşta zorla evlendirme, zorla anneliğe zorlama, hem de geniş tanımıyla şiddetin her biçiminin yaygın ve ağır bir sorun olarak devam ettiğini görüyoruz.

Her gün yaşadığımız somut olgular bu gerçeği çok net ortaya koyarken, bu sene ilk defa farklı kaynaklardan verilerle de şiddetin ve karşısında yapılıp yapılamayanların boyutları gösterildi.

  • Birincisi yıllardır olduğu gibi, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu raporları yıllar içindeki artışı gösteriyor. Platform, her biri kaynağı ile gösterilebilir olan iletişim araçlarından ve tarafına başvuran ailelerden elde ettiği verileri derliyor.
  • İkincisi, bu sene daha önce olmayan bir durum olarak, İçişleri Bakanlığı da veri açıkladı. Zaman zaman bizim kayıtlarımızı “abartılı” bulan yetkililer, polis kayıtlarına göre 1 yıl 7 ay zarfında şiddet nedeniyle 393 kadının öldürülmüş olduğunu açıkladılar. Bu oran bizim kayıtlarımızın oldukça altındaydı ancak burada daha önemli olan konu şudur: 393 nasıl bir sayıdır? Sayı mıdır? Onun her biri hiçbir sağlık sorunu olmayan, yaşayan gerçek kadınlardı ve biz “1 kadın cinayeti bile fazla” derken yüzlerce kadının tümüyle “önlenebilir ölüm” biçimleriyle hayatını kaybetmesi kabul edilebilir mi? Bir yetkili bu oranı mahcup olmadan nasıl açıklayabilir?

Son olarak asıl yapılması gerekeni bize anlatan İstanbul Sözleşmesi’nin uygulamalarını denetleyen uluslararası heyet GREVİO’nun Türkiye raporu, kadınların ne yaşadığını çok net cümleler ile ortaya koydu. “Devlet sisteminin mağdurları koruyamamasının, Türkiye’de kadınların zaman zaman, ‘yeniden mağdur edilme ve/veya çifte mağduriyete’ uğrama nedeni olduğuna dair yeterli kanıtın var olduğunu tespit etti.”

Devlet ve kadınları korumakla yükümlü bütün taraflar bir an önce, altına imza attıkları belgeleri uygulamalıdır. Aslına bakarsanız kadınların talebinin bu olması bile hicap vericidir, mantığın kabul edemeyeceği bir durumdur. Ne istiyoruz biz? İstediğimiz şeye bakın; yürürlükteki yasanın uygulanmasını istiyoruz. Bir kez daha:

1. 6284 Koruma Kanunu Etkin ve Geniş Kapsamıyla Uygulansın

Geçtiğimiz günlerde Sıla’nın da çok doğru bir şekilde hakkı için başvurduğu yasamız kadınlar için can simididir. Ve 6284 sayılı Koruma Kanunu’na başvurmak için Sıla olmak gerekmez; ünlü, ünsüz her kadın, ekonomik durumu ve şartları ne olursa olsun, kanuna başvurabilir, şiddetten kurtulabilir. Ayrıca kadınları korumak için alınacak tedbirler sadece “çağrılı koruma” ve “uzaklaştırmadan” ibaret değildir. Her kadının ihtiyacına cevap verecek biçimde, çocuklarıyla yaşamını idame ettirmesini sağlayacak barınma yeri temin edilmesi, sığınma evleri, geçici yardım, meslek edindirme, istihdam sağlama, kreş desteği, gerektiğinde kimlik bilgilerinin gizlenmesi ve hatta yurtdışında mültecilik hakkı tanınmasına kadar pek çok tedbir vardır. GREVİO raporuna göre de bu maddelerin uygulanmadığını, örneğin geçici mali yardımın sadece 10, kreş yardımının sadece 6 kadına yapıldığını görüyoruz. Biz 6284 Koruma Kanunu’nun etkin ve geniş kapsamıyla uygulanmasını istiyoruz.

2.  İstanbul Sözleşmesi Uygulansın

  • Önce şiddetin zor ortaya çıkacağı eşitlikçi bir toplum istiyoruz: 25 Kasım’da bir kez daha şiddetten kurtulmak için önce her alanda eşitlik istiyoruz. Kadın erkek eşittir, insanlar eşittir.
  • Şiddet önlenememiş, tehdit ortaya çıkmış ise, kadınların koruma kanununa göre etkin korunmasını istiyoruz: 6284 can simidimizdir, tam ve etkin uygulanmasını istiyoruz.
  • Tehditten de korunamamış bir kadın zarar görmüş ise etkin kovuşturma istiyoruz: cezasızlığa neden olan indirimler, serbest bırakmalar uygulanmasın istiyoruz,
  • Kadınların geleceğe dönük olarak güçlendirilmesini istiyoruz: Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı son verilere göre yüzde 34,9. Bunun yanında işgücü kayıtlarına girmeyen 11 milyon kadın var. Çalışma hayatına katılmayı hayal bile edemediği için, evlendirilip çocuk bakmak zorunda bırakıldığı için iş arama fiilinde bulunamamış kadınlar yok sayılıyor. Çalışma hayatında, siyasette, eğitimde her alanda son derece üretken olabilecek kadınların güçlendirilmesini istiyoruz; iş istiyoruz, eğitim istiyoruz, hayatımıza karar vermek istiyoruz.

Kadınların Öldürülmediği, Çocukların Güldüğü Bir Türkiye Mümkün

Hayatta bazı mutlak yasaklar vardır: insanın insana eziyeti, işkence, mutlak yasaktır mesela. Tüm dünya bunu kabul eder. Kadına yönelik suçlar konusunda da bu böyledir: Şiddeti “normalleştirmek” yasaktır. Şiddeti, “gelenekle” açıklamak yasaktır. Dünya görüşümüz ne olursa olsun, birbirimizden farklı düşündüğümüz konular olsa da, hiçbirimiz “kadınlar öldürülsün”, “çocuklar zarar görsün” diyemeyiz, demeyiz. Bu bizim insanlık onurumuzdur. İyi olan şey, bu onura, haklarına sahip çıkan sessiz kalmayan kadınların artmasıdır. Ne iyi ki, hak arama bilinci de artıyor ve destek verenler büyüyor. Her gün yağan şiddet sağanağını durdurmak ne çok kolay, ne de çok zor. Ama bu saydıklarımızın uygulanması, uygulanma çabası bile büyük bir fark yaratacaktır; bunu daha önceki deneyimlerimizden biliyoruz. Bu seneyi daha çok kadının hayatta kaldığı biçimde bitirmek, seneye bugünlerde başarmış olduklarımızı konuşmak için, hep birlikte, ortak bir kuvvetle mücadeleye devam diyelim. Kadınların öldürülmediği, çocukların güldüğü bir Türkiye mümkün ve herkesin yapabileceği bir şeyler var.

avatar
  Kaydol  
Bildir
21 Kasım 2018