İktidara Kafa Tutan Kadınlar

ABD Başkanı Trump’ın ona meydan okuyan kadınlara yönelik cinsiyetçi ve sert tavırları her geçen gün daha da şiddetleniyor. Bugün ve geçmişte bu tavırları sergileyen başka siyasi liderler olduğu gibi, onların otoritesine kafan tutmaktan vazgeçmeyen de birçok kadın tanıdık.

Geçtiğimiz haftalarda Başkan Trump iki kadın Beyaz Saray muhabiri, CBS News’ten Weijia Jiang ve CNN’den Kaitlan Collins’e ateş püskürdükten sonra basın toplantısını terk etti.

Her şey Jiang’ın sorusu ile başladı: “Testler söz konusu olduğunda ABD’nin diğer ülkelerden çok daha iyi performans gösterdiğini birçok kez söylediniz” dedi Jiang. “Bu neden önemli? Her gün Amerikalılar hayatlarını kaybetmeye devam ederken ve hala her gün daha fazla vaka görüyorsak, bu neden sizin için küresel bir rekabet unsuru?”

“Dünyanın her yerinde hayatlarını kaybediyorlar,” diye yanıtladı Trump. Daha sonra Jiang’ın sorusunu Çin’e sorması gerektiğini ileri sürdü.

Ülkenin adını vurgulayarak, “Belki bu Çin’e sormanız gereken bir soru,” dedi. “Bana sorma, Çin’e bu soruyu sor, tamam mı?”

Bu Trump’ın, kadın gazetecilerle çatıştığı ilk olay olmadığı gibi, kendilerine meydan okuyan kadın gazetecilere hakaret eden tek siyasetçi de değil.  Hem yakın siyasette hem de tarih boyunca, kadınlar ve azınlıklar iktidara meydan okudukları için itibarsızlaştırılmıştır.

“Güçlü, feminist ve ırkçılık karşıtı kadınlar”

“Bu tüm kadınlara bir saldırı değil. Bu kadınlar liderlerin otoritesine meydan okuyan kadınlar – özellikle güçlü, feminist ve ırkçılık karşıtı kadınlar” diyor Amherst College’da Siyaset Bilimi Profesörü olan Amrita Basu.

Örneğin, 1962’de ABD’de “Sessiz Bahar” kitabı yayınlanan yazar ve eski deniz biyoloğu Rachel Carson. Carson kültleşen kitabında, pestisitlerin zararlarını ortaya koymuş, Kennedy yönetimi tarafından itibarsızlaştırılmıştı. Daha sonra kimyasallara karşı iddialarını araştırmak için bir panel yapılmış ve sonunda haklı olduğunu anlaşılmıştı.

Maryland Üniversitesi’nde İngilizce profesörü olan Mary Helen Washington, ana akım Demokrat Parti’den daha sol bir ideolojiye sahip olan siyah kadınları işaret ediyor. Bu kadınların hem muhafazakarlar hem de liberaller tarafından hedef gösterildiğini anlatıyor.

1940’lar ve 50’lerde feminist ve işçi sınıfı savunucusu Claudia Jones, Komünist Parti’de en üst düzey siyah kadın olarak hakaretlere maruz kalan Jones, 1949’da işçi sınıfı siyahi kadınların sorunlarına ışık tutan “Zenci Kadın Sorunlarının İhmaline Bir Son” adlı bir kitap yayınlamıştı.

Jones sonunda tutuklanmış ve Londra’ya sürülmüştü.

Washington’ın örnek gösterdiği kadınlardan bir diğeri de, ABD’li sivil haklar profesörü Lani Guiner. Guiner de 1990’larda seçmen hakları ve pozitif ayrımcılık konularındaki kararlı savunuculuğu ve Demokrat Parti liderlerine yönelttiği siyah seçmenleri marjinalleştirildiğine dair eleştirileri sebebiyle hedef gösterilmiş ve kamuoyu önünde aşağılanma noktasına gelecek kadar bir saldırıya maruz kalmış bir isim.

Kaynak: The Lily

avatar
  Kaydol  
Bildir
21 Mayıs 2020