İzlanda Başarabiliyorsa Biz Neden Yapamayalım?

Bu yıl İzlanda dünyada aynı iş için erkeklere kadınlardan daha fazla ücret ödemeyi illegal hale getiren ilk ülke oldu. Yeni yasamayla birlikte 25 çalışandan daha fazla çalışan istihdam eden şirketler ve hükümet birimleri cinsiyet farkı gözetmeksizin eşit ücret ödediklerini belgelemekle yükümlü kılındı, aksi halde ise ceza ödemek durumunda kalacaklar.

Foto: Baldur Kristjánsson

İzlanda Başbakanı Katrín Jakobsdóttir bu yeni yasamanın şirketleri aynı türden işleri icra eden kadın ve erkeklere eşit ödeme yaptıklarını belgelemekle yükümlü kılacağını söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Bu uygulamaya 2022’den önce geçmeyi planlıyoruz. Değişim sürecini hızlandırmaya çalışıyoruz.”

İzlanda uzun yıllardır cinsiyet eşitliği yasalarını uygulamakta dünyaya öncülük ediyor-Dünya Ekonomik Forumu cinsiyet eşitliği endeksinin son 9 yıldır ilk sırasında yer alıyor. “Bu endeksin ilk sırasında yer alıyor olmamız gerçekten çok büyük bir başarı fakat hedefimize henüz ulaşamadık. Hala devam etmekte olan ciddi sorunlarımız mevcut. İzlandada yapılan son seçimlerde parlementodaki kadın sayısının düştüğünü gördük. Dolayısıyla, bu meselenin cinsiyet eşitliğine dair yalnızca bir hedefe ulaşıp, sonradan rahatça arkanıza yaslanabileceğiniz kadar basit olduğunu düşünmüyorum” diye devam etti.

Jakobsdóttir eşit ücreti yasasının uygulanmasıyla birlikte İzlanda’da kadınların karşılaştığı toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine dair olan tartışmanın genişleyeceğini, büyüyeceğini ümit ediyor: “Umuyorum ki bu uygulama kültürde de bir değişim yaratacak. Kültürü değiştiremeyen politik yasamalar da yapabilirsiniz fakat kültürü değiştirmenin de mümkün olduğunu gösteren yasama örneklerimiz var. Babalık ve annelik iznine dair yapılan yasanın genç babaların babalık rolleri üzerine düşünme biçimini değiştirmesi buna dair bir örnek”.

Bu röportajda, Jakobsdóttir 2022’de toplumsal cinsiyet temelli ücret farkını ortadan kaldırmaya dair planlarını ve #MeToo hareketinin İrlanda için nasıl bir odak noktası olacağına dair görüşlerini paylaşıyor.

Michelle King: İzlanda genellikle toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamada öncü olarak görülüyor. Bu yasama neden gerekliydi?

Katrín Jakobsdóttir: Bildiğiniz gibi, kadın ve erkeklerin eşit işe eşit ücret almalarına dair yasa 60’ların başından beri İrlanda’nın yasama hedefleri arasındaydı. Son yıllarda gitgide azalıyor olmasına rağmen, hala toplumsal cinsiyet temelli bir ücret eşitsizliği yaşıyoruz. Şuan yaklaşık yüzde 4.5 oranında. Hala hedeflediğimiz noktaya varamadık. Son hükümet bu durumu düzeltmek için yasayı meclisten geçirdi ve şimdi bunu uygulamaya koymaksa benim görevim. 

King: Yasanın nasıl uygulanacağına dair bizimle ne paylaşabilirsiniz?

Jakobsdóttir: Umuyoruz ki, Equal Pay Standard (Eşit Ücret Standardı) ile şeffaflığı artıracağız ve böylelikle şitketlerin üzerinde toplumsal cinsiyet temelli ücret farkını ortadan kaldırmak için daha fazla baskı yaratacağız. Doğru bir doğrultuda yol alıyor olmamıza rağmen, oldukça yavaş ilerliyorduk. Bu ücret farkını tamamen ortadan kaldırmak için şeffaflık politikasına ihtiyacımız vardı. Eşit Ücret Standardı bize bunu sağlayacak bir araç olacak. Şeffaflığın az olmasının çalışan kadınlar için oldukça ağır bir bedeli oldu. Dolayısıyla, şirketlerin şeffaf olmaya başlamarı çok önemli.

King: #MeToo ve Times Up hareketleri sizin çalışmalarınızı nasıl etkiledi?

Jakobsdóttir: Geçtiğimiz aylardaki bu süreç, toplumsal cinsiyete dair olan tartışmayı yalnızca dünyada değil İzlanda’da da önemli ölçüde değiştirdi. Tüm sektörlerden kadınların deneyimlerini paylaşmak için öne doğru bir adım attığını gördük. Kültürde yarattığı değişimi gözlemlemek ilginçti. Erkeklerin ve çocukların bu hikayeleri gerçekten dinlediğini gördük. Şuan erkekler bu mesele üzerine tamamen farklı bir şekilde düşünüyorlar.

King: İzlanda’nın toplumsal cinsiyet gündeminde sırada ne var?

Jakobsdóttir:#MeToo hareketi ve bizim bu harekete nasıl bir tepki üreteceğimiz çok önemli bir mesele. Hükümetin kamu kurumlarında cinsiyet eşitliği meselesini kucaklamak ve yalnızca üstünkörü politikalarla hareket etmediğimizden emin olmak için inisiyatif aldığını görüyoruz. Kültürü daha iyiye doğru dönüştürmek istiyoruz. Bu muhtemelen İzlanda’nın önünde duran bir sonraki önemli mesele. Tüm sektörlerin bu meseleyi ve kültürü gerçekten nasıl dönüştüreceğimize dair konuştuğunu görüyoruz. İzlanda’da kadınların ve erkeklerin farklı sektörlerde yoğunlaştığı toplumsal cinsiyetli bir emek piyasası söz konusu. Dolayısıyla farklı sektörler boyunca cinsiyet eşitliğini nasıl sağlayacağımıza dair de kafa yoruyoyuz.

King: Diğer ülkelerin sizin eşit ücret yasasından neler öğrenebileceğini umuyorsunuz?

Jakobsdóttir: Umarız ki, diğer ülkeler bizim deneyimimizden dersler çıkarabilir. Daha büyük toplumlara da kolayca uygulanabilecek bir eşit ücret standardımız olduğunu düşünüyorum. Bu yasama meclisten ilk geçtiğinde daha büyük şirketler ve işveren sendikaları pek hoşnut olmamıştı. Bu uygulamanın maliyetleri ve baskıyı artıracağını düşündüler. Fakat şuan bizimle birlikte çalışıyorlar. Ben bunun diğer ülkeler tarafından da deneyimlenecek bir şey olduğunu düşünüyorum. Bu yalnızca İzlanda için daha iyi bir toplum inşa etmekle alakalı bir mesele değil. Aynı zamanda ekonomi için de oldukça olumlu adımlar. Toplumsal cinsiyet eşitliği kadınların istihdama katılımını artıran bir faktör. Toplumsal cinsiyet açısından dengeli yönetim kurullarının şirketlerin performansını artırdığını görüyoruz. Dolayısıyla, bunlar emek piyasasının tümden gelişmesini de sağlayan adımlar.

*Michelle King’in Forbes’de yayımlanan röportajı Ceren Gülbudak tarafından Türkçeleştirilmiştir. “If Iceland Can Do It, Why Can’t We?” adıyla yayınlanan röportajın orjinaline ulaşmak için tıklayınız. Michelle King küresel ölçekte çalışan bir toplumsal cinsiyet uzmanı. Çalışmalarını takip etmek için kişisel websitesini ziyaret edebilirsiniz.

avatar
  Kaydol  
Bildir
19 Ağustos 2018