Dünya Genelinde Kadın Siyasetçilere Yönelik Şiddet Artıyor

Araştırmacı Jamille Bigio ve Rachel Vogelstein, Foreign Relations’da yayımlanan yazılarında, kadın siyasetçilerin temsil oranının tüm dünya genelinde arttığını, ancak bununla birlikte, siyasete atılmak isteyen hem de görevdeki kadınların maruz kaldığı taciz ve şiddetin de ciddi boyutlara ulaştığını ifade ediyor.

Görsel: Seattle Times

Son yıllarda, kadın aktivizmi dünyanın birçok yerinde yükselişte. İnternet üzerinden ve sokaklarda milyonlarca kadın seslerini yükseltiyor ve sistematik taciz, şiddet ve ayrımcılığa karşı harekete geçme çağrısı yapıyor. Bu aktivizm, oy sandıklarında da karşılık buldu ve her zamankinden daha fazla sayıda kadın, seçimle görev başında.

Geçtiğimiz yıllarda, Afganistan, Irak ve Lübnan, Hindistan, Meksika ve Japonya’da meclis seçimlerine ve İrlanda’da yerel seçimlere daha fazla kadın siyasetçi aday olurken, 2018’de ABD’de rekor sayıda kadın, milletvekili yarışına katıldı.

Bunun sonucunda daha fazla kadının siyaset sahnesinde rol aldığını gördük. ABD tarihinde ilk kez, kadınlar Temsilciler Meclisi ve Senato’daki koltukların yüzde 25’ine sahip oldu. Brezilya’da, 2018 seçimlerindeki tarihi kadın aday sayısı, kadınların yasama organlarındaki temsilinde yüzde 35 oranında bir artış sağladı.

Sri Lanka, Tunus ve Meksika’da da kadın milletvekili sayısı geçmiş yıllara göre ivme kazanarak kayda değer bir artış gösterdi.

Özetle, küresel düzeyde, kadınların parlamentoda temsili büyük ölçüde iyileşti. Kadınların dünya genelinde ulusal parlamentolardaki temsil oranı yüzde 24 düzeyinde. Bu oran eşitlikten oldukça uzak olsa da, en azından bir değişim yaşandığını söylemek mümkün.

Siyasette kadınlara yönelik taciz ve şiddet artıyor

Araştırmacı Jamille Bigio ve Rachel Vogelstein’in Foreign Relations’da yayımladığı makaleye göre, siyasi makamlarda görev almak isteyen kadınların sayısı arttıkça, buna verilen olumsuz tepki de artıyor: “Yeterince temsil edilmeyen gruplar ne zaman güç kazansa, direnç ve sıklıkla şiddete maruz kalırlar. Kadınlar siyasete girdiklerinde, birçoğu özellikle cinsiyete dayalı saldırı ile karşı karşıyadırlar. Son on yılda katedilen mesafeyi korumak için hükümetler, sivil toplum örgütleri ve aktivistler, kadınların siyasete katılımlarını kolaylaştırmak ve engelleyenlere karşı durmak için birlikte çalışmalıdır.”

Fildişi Sahili, Honduras, Tanzanya ve Tunus’ta kadın yetkililerin yüzde 55’inin siyasi parti görevlerini yerine getirirken şiddete maruz kaldığını tespit eden araştırmaları referans gösteren Bigio ve Vogelstein, Kenya’da 2017 parlamento seçimlerinde, rekor sayıda kadın vekil seçilse de, kampanya sırasında, bu adayların birçoğunun tehdit dahil birçok şiddet biçimiyle karşı karşıya kaldığını ifade ediyor: “Bu tehditlerin birçoğu, kadınların erkek egemen siyasi alanlara erişmesini engellemek için kadınların siyasetten çekilmesini sağlamaya yönelikti. Kadın adaylara ve yetkililere yönelik benzer şiddet, son yıllarda Bolivya’daki siyasi alanı da gölgeledi.”

2016 yılında, 39 ülkeden kadın politikacıların katıldığı araştırmaya göre, bu kadınların yüzde 82’si psikolojik şiddete maruz kaldığını, yüzde 44’ü ise tehditlerle karşı karşıya olduğunu ifade ediyor. Benzer şekilde, 2018 yılında Avrupalı kadın parlamenterler ve çalışanlar arasında yapılan bir anket kadınların yüzde 58’inin çevrimiçi şiddet tehditleri aldığını, neredeyse yarısının ölüm veya tecavüzle tehdit edildiğini ortaya koyuyor.

Çevrimiçi şiddet kadınların başarı potansiyelini olumsuz etkiliyor

Bigio ve Vogelstein’e göre, kadın siyasetçiler, sosyal medyada da tacizle karşı karşıya: “Kadın siyasetçilerin maruz kaldıkları tacizin en tehlikeli ortak özelliği cinsel ya da cinsiyete dayalı olmasıdır. Erkeklere yönelik taciz, büyük ölçüde mesleki görevleriyle ilişkili olsa da, kadın adayların çevrimiçi tacizinde fiziksel özelliklerine dair bir yorumun olması veya cinsel saldırı tehdidi içermesi daha olasıdır.”

Bigio ve Vogelstein yazılarında, online taciz ve şiddetin, siyasette kadın algısını ve dolayısıyla kadın politikacıların başarı potansiyelini olumsuz yönde etkidiğini ifade ediyor: Ulusal Demokratik Enstitüsü’ne göre, Asya ve Latin Amerika’da kadın politikacılara yönelik şiddet, kadınların erkek meslektaşlarına göre ortalama olarak daha kısa süre görev yapmalarına yol açtı. Birleşik Krallık’ta, birkaç Parlamento üyesi, maruz kaldıkları şiddet ve taciz nedeniyle Aralık 2019’da yeniden aday olmamaya karar verdi.”

Bu taciz ve şiddet biçimleri, ilk kez siyasete katılacak kadınların önünde engel teşkil ettiği kadar, seçilmiş kadınların etkili bir şekilde yönetme yeteneğini de ket vuruyor: “Parlamentolararası Birlik’in 2016 yılında yaptığı bir ankette, şiddete maruz kalan kadınların yüzde 40’ının özgürce kendilerini ifade edemedikleri ve görevlerini layıkıyla yerine getiremedikleri ortaya çıktı.”

Siyasette kadına yönelik şiddetin önlenmesi için işbirliği gerekli

Bigio ve Vogelstein’e göre, siyasette kadına yönelik şiddetin engellenmesi için yasal reformlar yapılması, hükümetlerin ve yetkililerin siyasette kadına yönelik şiddeti daha iyi bir takip eden bir sistem geliştirmesi ve sivil toplum örgütleri ve akademisyenlerle işbirliği içinde mücadele etmesi gerekiyor:

“Siyasette kadına yönelik şiddet, eksik raporlamayla daha da şiddetleniyor. Birçok kadın, siyasete ehil olmadıkları yönündeki toplumsal algıyı beslememek için sessiz kalıyor. Diğer bir sorun, analistlerin kadınların maruz kaldıkları şiddet oranlarını erkeklerinkiyle karşılaştırmasını sağlayacak veri eksikliğidir. Hükümetler, kar amacı gütmeyen kuruluşlar ve akademik kurumlar bu boşluğu dolduran araştırmalara fon sağlamalıdır.”

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Kaynak: Foreign Affairs

avatar
  Kaydol  
Bildir
23 Ocak 2020