Kadınların Oyu Eşit ve Özgür Hayata: Değiştirecek Gücümüz Var!

6 Mayıs’ta erken seçimi değerlendirmek için yapılan feminist forumun ardından, İstanbullu Feministler seçim sürecinde feminist söz üretilmesini sağlamak amacıyla, herhangi bir partiyi veya kişiyi adres göstermeden seçim çalışmalarına başlamıştı. Geçtiğimiz cumartesi (02.06.2018) günü ise grup “Kadınların Oyu Eşit ve Özgür Hayata” sloganıyla Kadıköy’de pedal çevirdi, ardındansa Yoğurtçu Parkı’nda bir buluşma düzenledi. Kampanya kapsamında her perşembe sosyal medya eylemi örgütleniyor. İlk üç sosyal medya kampanyası  #AKPninAnnelikKarnesi, #KadınlarınOyu, #KadınlarSeçimdeHatırlatıyor etiketleriyle yapıldı.

Peki, “kadınların oyu eşit ve özgür hayata” sloganı etrafında, yaklaşmakta olan seçimlere dair feminist talepler neler?

“Kadınların oyu eşit ve özgür hayata; değiştirecek gücümüz var” sloganıyla başlattığımız bu kampanyada 24 Haziran seçimlerine doğru giderken 16 yıldır üzerimizi adım adım kaplayan kadın düşmanı politikaları unutmuyor ve oy verirken hatırlıyoruz. Kadınların 150 yıl önce verdikleri oy hakki mücadelesini bugün yeniden sahiplenerek oyumuzu bu düzeni değiştirmek için kullanacağımızı ilan ediyoruz.

Kadınların oyu emeğimizin sömürüsünün son bulmasına!

Eşdeğer işe eşit ücret verilsin.

Çalışma saatleri kısaltılsın.

16 yılda gerçeğimiz haline gelen ve kadınların eşitsizliğini derinleştiren kısmi zamanlı, kayıtsız, evden, çağrıya bağlı iş değil; güvenceli, sendikalı iş istiyoruz.

Kadınların oyu kamusal bakım hizmetlerine, bakım emeğinde eşitliğe!

Devredilemez babalık izni yasalaşsın, erkekler de çocuk baksın.

Kadın-erkek sayısına bakılmaksızın her işyerine bir kreş kuralı getirilsin.

Kreşleri ‘kamuya zarar’ diye kapatmak, sorumluluğu kadınlara yıkmak yerine 24 saat açık, ücretsiz, mahalle kreşleri açılsın.

Kadınların oyu evdeki görünmez emeğin görünür kılınmasına!

Hem evde hem işte çalışıyoruz, bu nedenle erken emeklilik hakkımızdır diyoruz.

Sene 2018: Evdeki mesaimiz erkeklerden neredeyse 5 kat fazla.

Ev ve bakım işlerine harcadığımız saatlerimizi, günlerimizi, yıllarımızı geri istiyoruz.

Kadınların oyu güvenceli yaşama!

Kadınların %70’ini güvencesiz çalıştırmayı ‘kadın istihdamını artırmak’ olarak gören anlayışın son bulmasını istiyoruz.

Ev işçisi kadınların İş Yasası kapsamına alınmasını istiyoruz.

Tarım işçisi kadınlara emeklilik ve sağlık hakkı talep ediyoruz.

Kadınların oyu gepgeniş, daraltılmamış hayatlara, sokaklara, meydanlara!

Günün her saatinde güvenli ve erişilebilir ulaşım, sokaklarda rahatsız edilmeden, nasıl giyindiğimiz üzerinden ayrıştırılmadan yürüme özgürlüğü istiyoruz.

Kadınların oyu, şiddet, baskı veya mutsuzluğa mahkûm olmadan boşanabilme özgürlüğüne!

“Artık yeter” dediğimizde ve boşanmak istediğimizde, kusur, iffet, ahlâk vaazları dinlemeden koşulsuz nafaka istiyoruz.

Evliliğe teşvik ve boşanmayı önleme politikaları terk edilsin, boşanan kadınlara can güvenliği ve sosyal hakları temin edilsin.

Kadınların oyu, üç kuruşa bakım hizmetlerinin bize yüklenmediği sosyal politikalara!

Yaşlılar için kaliteli huzur ve bakım evleri ve kendi evlerinde yaşamak istediklerinde ise kamusal profesyonel bakım istiyoruz.

Kadınların oyu hayatımız, geleceğimiz, çocuk doğurup doğurmayacağımız hakkındaki kararları kendimiz alabilmeye!

Hiçbir erkeğe (ne kocamıza ne babamıza) ve de devlete çocuk borcumuz yok. Doğurmak zorunda değiliz ve bedenimizle ilgili bütün kararlar bize ait. Ücretsiz, sağlıklı ve erişilebilir doğum kontrol ve kürtaj hakkı istiyoruz.

Kadınların oyu çocuklara cinsel istismarı örtbas eden, hamilelik durumunda soruşturma izni dahi vermeyenlere değil, çocukları koruyan politikalara!

15 yaş altındaki çocuğun rızasından bahsedilemez.

Erken yaşta ve zorla evlendirme Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmelidir.

Çocukların dini nikâh ile evlendirilmesi suç olarak düzenlenmelidir.

Kadınların oyu eşitliğe!

Kadın erkek eşitliğinin sağlanması, kalıplaşmış cinsiyet rolleri, örf, adet, din, gelenek, kültür vb. hiçbir mazeret ileri sürülmeksizin kadına karşı şiddetin önlenmesi öncelikli bir devlet politikası olarak ilan edilmeli ve gerekleri yerine getirilmelidir.

Kadınların oyu, erkek değil gerçek adalete!

Tecavüzde rıza aranmaz. Tacizde, tecavüzde kadının beyanı esastır diyoruz.

Mahkemelerde eşitlik yargılama istiyoruz. Erkek adalet değil gerçek adalet talep ediyoruz.

Kadın katillerinin cezalarında “tahrik” ve “iyi hal” gerekçeleriyle yapılan “erkeklik” indirimlerine hayır.

Kadınların oyusınırlarımızın aileyle çizilmemesine!

Kadınların ancak aile içinde olunca varlığını kabul ediyorlar.

“Aile” ve “kadın” öylesine eş anlamlı hale getirildi ki sosyal hizmete erişim dahi aile-temelli. Aile içinde olmayan kadın erişemiyor.

Aile değil kadınız! Kadınlar için gerçek eşitlik istiyoruz; Kadın Bakanlığı kurulsun diyoruz.

Kadınların oyu OHAL’in kaldırılmasına!

Seçilmiş milletvekilleri ve belediye başkanlarının gasp edilen hakları geri verilsin. OHAL döneminde kapatılan kadın dernekleri ve kayyum atanan belediyelerin kadın merkezleri açılsın.

Kadınların oyu arzularımızın, kimliğimizin, var oluşumuzun yasak veya şiddet gerekçesi olmadığı rengârenk bir dünyaya!

Heteroseksizm öldürür! Kiminle beraber olacağımıza, evlenip evlenmeyeceğimize kendimiz karar veririz, LGBTİ+ hakları tanınsın diyoruz.

Kadınların oyu, Diyanet’in hayatlarımız hakkında karar verici kılınmadığı bir düzene!

Eşitlik-temelli, aileyi değil kadını, kadınların güçlenmesini önceleyen, dini görüşün belirleyici olmadığı sosyal politika ve eğitim talep ediyoruz.

Sığınaklarda, çocuk evlerinde imamlar değil psikologlar, sosyal çalışmacıların hizmet verdiği, diğerinin gerçekten tercihe bırakıldığı, kreşlerin müftülüklere devredilmediği, okulların imam-hatip’e çevrilip yoksulluğun, geleceksizliğin kader edilmediği, herkesin dini görüşten bağımsız kamusal sosyal hizmete ve eğitim olanaklarına eşit erişiminin olduğu bir hayat istiyoruz.

Kadınların oyu barışa, bedenlerimizin savaş meydanı olmadığı günlere!

Savaş, getirdiği öfke, nefret, cinsiyetçi dil, cinsel şiddet, tecavüz tehdidi ve hakikati ile kadınların bedeni üzerinde seyrediyor. Savaş politikaları kadınlara evde, sokakta, her yerde artan şiddetle dönüyor.

Savaşa değil kadın sığınaklarına, şiddeti, çocuk istismarını önleyici mekanizmalara, eğitime bütçe istiyoruz.

avatar
  Kaydol  
Bildir
6 Haziran 2018