Kadınların “Tükenmişlik” Noktasına Gelmemek İçin Atması Gereken 5 Adım

Liderlik danışma şirketi Elle Partners’ın kurucusu ve yönetici ortağı Ellen Keithline Byrne, kadınların iş hayatında “tükenmişlik” noktasına gelmemeleri için tavsiyeler verdi.

Çalışma ortamlarımızın hızı ve karmaşıklığı her geçen gün değiştiği için tükenmişlik artık ciddi bir çalışma konusu olarak kabul ediliyor.

Mayıs 2019’da Dünya Sağlık Örgütü tükenmişliğin tanımını şu şekilde güncelledi: “Başarıyla yönetilmeyen kronik işyeri stresinden kaynaklanıyor.” Bu yeni tanım tükenmişlik bilincini artırdığı gibi iş ile olan bağlantısını da güçlendiriyor. Ayrıca mesleki semptomlara dikkat etme ve toksik çalışma ortamlarını iyileştiren çözümler bulma ihtiyacını da meşrulaştırıyor.

‘Tükenmişlik’ uzmanı olan Berkeley, Kaliforniya Üniversitesi’nden Dr. Christina Maslach bunu “işteki kişilerarası kronik stres faktörlerine uzun süreli bir yanıt” olarak tanımlıyor.

Kadınların daha çok tükenmişlik noktasına gelmeleri şaşırtıcı değil. Bir çalışma, işyerindeki cinsiyet eşitsizliklerini mesleki ruh sağlığını etkileyen kilit bir unsur olarak tanımlıyor.

Kadınların karar verme yetkisine daha az sahip oldukları ve genellikle pozisyonlarına göre fazla kalifiye olduklarının tespit edildiği çalışmada, kadınların işten daha az tatmin duymasına ve kariyer alternatiflerinin çok olmadığı hissine kapılmasına yol açtığı ifade ediliyor.

Uzun yıllar kadın liderlerle çalıştıktan sonra durumun endişeli bir hal almaya başladığını ifade eden liderlik danışma şirketi Elle Partners’ın kurucusu ve yönetici ortağı Ellen Keithline Byrne’in önerileri:

Tükenmişlik noktasında olup olmadığınızı ve bunun ne derece kötü seviyede olduğunu belirleyin.

Maslach’ın araştırması, kendinize sormanız gereken üç ana soru olduğunu ifade ediyor.

  1. Düzenli olarak fiziksel ve duygusal olarak yorgun musunuz? Enerji eksikliği hissediyor musunuz ve/veya uyumakta zorlanıyor musunuz? Aşırı endişeli misiniz? Geçmişe göre daha mı sinirlisiniz? Üzgün veya umutsuz hissediyor musunuz?
  2. Normalden daha kuşkucu ve yalnızlaşmış hissediyor musunuz? Artık size neşe veren şeyler vermiyor mu? Sosyalleşmeyle daha mı az ilgileniyorsunuz ve insanlara eskisinden daha mı az bağlı hissediyorsunuz? Normalden daha mı fazla olumsuzsunuz? Bardağın yarısını boş mu görüyor musunuz?
  3. Anlamlı bir şeye katkıda bulunmadığınızı mı düşünüyorsunuz? Yetersizlik duygusu hissediyor musunuz ve sıkı çalışmanıza rağmen aslında hiçbir şey başaramadığını mı düşünüyorsunuz?

Soruların tümüne veya çoğuna “evet” yanıtı veriyorsanız, alarm çanları çalıyor demektir. Bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşme vakti. Bu sorular – özellikle son ikisi -zihninize olan etkisi açısından normal “stres” kavramını bir sonraki seviyeye taşıyor.

Erken teşhis koyun. Farkındalık ilk adımdır.

Bu bazen en zor kısımdır. Kendimize karşı sert olabiliriz ve genellikle kendi davranışlarımız üzerine düşünmeye istekli değilizdir.

Meslektaşlarınız ve arkadaşlarınız kendileri gibi olmadıkları veya çok fazla şey yaptıklarına dair endişelerini dile getirirler. Ama bu düşünceleri daha sıkı çalışmaları gerektirdiği fikriyle uzaklaştırırlar. Meslektaşlarınızdan veya arkadaşlarınızdan benzer yorumlar duyuyorsanız, dikkat edin. “Krizde” olduğunuz ya da o noktaya yakın olduğunuz fikrini kabul etmek kolay değildir. Yukarıdaki listeyi inceleyin ve kendinize karşı dürüst olun.

Destek alın

İyi bir arkadaş, aile üyesi, terapist veya koç olsun, düşüncelerinize meydan okuyabilecek ve size başka bir bakış açısı verebilecek birisine sahip olmak önemlidir.

Tükenmişlik noktasındaysanız, karar verme yetiniz kaybolabilir. Davranış kalıplarınızı tanımlayarak ve öncelikleriniz konusunda daha net olmaya çalışarak, size uzun vadede fayda getirmeyecek  projelere “hayır” diyerek ve kendinize daha iyi bakarak daha iyi sınırlar çizebilirsiniz. Bu adımlar, semptomlarınızı hafifletmeye yönelik bir ilerleme kaydettiğinizi hissetmenize yardımcı olabilir.

Duygusal ve fiziksel refahınızı önceliğiniz haline getirin.

Sağlıklı beslenin, egzersiz yapın ve iyi bir uyku rutinine sahip olun. Öğle molaları planlayın ve makul bir zamanda çalışmayı bırakın. Çok fazla kadın ofise ilk giren ve son çıkanın kendileri olduklarını söylüyor. Daha verimli bir çalışma düzeni oturtmak için “çok çalışmak gerektiği” algısını gözden geçirin.

Çalışma ortamınızı gözden geçirin. 

İş yerleri için  “daha azla daha fazlasını yapmak zorundayız” mantrası sürdürülebilir değildir. Yöneticiniz veya diğer kıdemli liderlerle, pozisyonunuzun yapısını, firmanın iç kültürünü ve herkesin geliştiği bir ortamı nasıl destekleyeceğinizi gözden geçirin.

Kaynak: Harvard Business Review

avatar
  Kaydol  
Bildir
19 Mayıs 2020