KEİG Raporuna Göre Kriz Önce Kadınları Vuruyor

Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG),  ‘Kriz, Kadınlar ve Kadın Emeği Forumu’ raporuna göre 2004’te yüzde 11 olan kadın işsizlik oranı, 2017’de 14.1’e yükseldi. Erkeklerde ise bu oran yüzde 10.8’den 9.4’e geriledi.

Emekçi kadınların krizden nasıl etkilendiklerini anlattığı rapora göre, işverenler ‘kriz’ bahanesiyle kıdemli işçileri işten atıyor ve yerlerine esnek, güvencesiz işçiler getiriyor. Çalışma koşulları, bazı sektörlerde her geçen gün kötüleşiyor.

‘Krizin yükünü en çok kadınlar mı çeker?’

Türkiye’nin son dönemde içinde bulunduğu ‘ekonomik kriz’, son zamanlarda kadın hareketinin gündeminde “Krizin yükünü en çok kadınlar mı çeker?” sorusuyla yankı buldu.

Bu sorudan hareketle, 15 Aralık 2018 günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Bomonti yerleşkesinde sendikalardan, farklı sektörlerden, kadın örgütlerinden kadınların ve bağımsız feministlerin katılımıyla ‘Kriz, Kadınlar ve Kadın Emeği’ forumu düzenlendi.

Forumda tartışmalarda, ücretli ve ücretsiz çalışmanın her dönemde kadınlar için ‘kriz’ halinde olduğu düşüncesiyle yola çıkıldı.

Beş soruda ‘ekonomik kriz’

Kadınların ‘ekonomik kriz’i nasıl düşüneceği ve bu konuda nasıl bir politika üretmesi gerektiğinin irdelendiği forumda, makroekonomik perspektifin dikkate almadığı ve hesaba katmadığı ücretsiz emek, ücretli emek ile feminist bir perspektiften tartışıldı.

Gündemi şu sorular oluşturdu:

“– Ekonomik krizi neden toplumsal cinsiyet terimleriyle düşünmeliyiz?

– Krizin yükünü en çok kadınlar mı çekiyor? Nasıl?

– Kriz kadınların işgücüne ve istihdama katılımını nasıl etkiliyor? Yaygın bir kanı olarak gerçekten önce kadınlar mı işten çıkarılıyor, yoksa başka olasılıklar da mevcut mudur?

– Krizde kadınların ücretsiz ev içi emeği yeniden nasıl belirleniyor? Ev içerisindeki yük nasıl artıyor?

– Krizi farklı emek ve çalışma biçimleri üzerinden nasıl düşünebiliriz?”

Forumda tartışma grupları, ‘sendika ve örgütlenme’, ‘yoksulluk, sosyal yardımlar ve göçmen kadınlar’, ‘beyaz yakalılar ve formel çalışma’, ‘ev-eksenli çalışma ve kooperatifler’ şeklinde tematik olarak bölündü.

Önceki krizlerin öğrettiklerine bakmak ve bu bağlamda mevcut durumu nasıl analiz edileceğine dair KEİG bileşeni Kadın Emeği Çalışan Feminist Araştırmacılar (KEFA) üyeleri Özge İzdeş ve Yelda Yücel, ‘Önceki krizlerden ne öğrendik, bu krizde bizi neler bekliyor?’ başlıklı bir sunum yaptı.

Kadın işsizlik oranı yükseldi

Forumun ardından açıklanan rapordaki verilere göre, 2004’te yüzde 11 olan kadın işsizlik oranı, 2017’de 14.1’e yükseldi. Erkeklerde ise bu oran yüzde 10.8’den 9.4’e geriledi.

Ülke ekonomisindeki gidişatın erkeklerden çok kadın istihdamının düşmesine neden olduğunun vurgulandığı rapora göre, işverenler ‘küçülme’ döneminde ilk önce kadın çalışanların işine son veriyor.

Rapordaki diğer veriler şöyle:

“Ülkede işgücü piyasasındaki kadınlar genellikle düşük nitelikli ve kayıt dışı olarak çalışmak zorunda bırakılıyor.

Kadın istihdamının yoğunlaştığı sektörlerin, güvencesizleşmenin de daha fazla görülen sektörler olduğunu belirten rapora göre, kadınlar işyerlerinde sık sık taciz ve şiddete maruz bırakılıyor.

Ancak kadınların iş yerlerinde karşılaştığı taciz ve şiddet çoğunlukla raporlanmadığı için görünmez kılınıyor. Kadına yönelik şiddet ve tacizin ortaya çıkarılmasının önündeki en büyük engellerden biri toplumsal baskı.”

KEİG raporunda, kadın emekçilerin anlatımlarına da yer verildi. Kadın emekçilerin aktarımına göre, turizm ve inşaat sektörlerinde göçmen işçi sömürüsü ve kayıt dışı çalıştırma arttı. Ev eksenli çalışan kadınlar açısından ise çalışma koşullarının kötülüğünde ve güvencesizlikte bir değişim olmadı, ancak göçmen kadın emeği ile Türk kadın emeği arasında rekabet yaratıldı.

‘Bunun adı çöküş’

Beyaz yakalı kadınlar, çalışma koşullarının kötüleştiğini ve işsizlik risklerinin arttığını söyledi:

“Bizim için artık bunun adı kriz değil, çöküş. Çünkü krizin çözümü var, ama bizim yaşadığımız artık çözülecek bir durum değil, bir çöküş, çözümsüz.”

“Kriz nedeniyle kâğıt fiyatlarının artmasını bahane eden yayınevleri sözleşme koşullarını kötüleştirdi. Düşük ücretlerle daha kısa sürede işin bitmesini istiyorlar. Krizle de bağlantılı olarak düşük ücretli sözleşmelerin yapılması ya da ikinci ve üçüncü baskılarda daha düşük teliflerin verilmesi üzerine bir açıklama yapıldı. Bu nedenle kriz, işgücünden başka satacak bir şeyi olmayan bizleri etkiledi, yayınevlerinden ziyade.”

Kamu emekçisi bir kadın katılımcı ise “Kriz kamuyu nasıl etkiledi?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Mesela (kadınlar) sendikaya gelmiyor. Dışarıda herhangi bir etkinliğe gelmiyor. Eve gidiyor çünkü ekonomik kriz özellikle büyük şehirlerde kendisini etkiliyor. Sosyal yaşamından fedakârlık yapıyor. Erkeklerinki devam ediyor, ama eskiden kadınlar gelirken şimdi erkekler geliyor. Kadınlar gelmediği için yerini erkeklere bırakıyor.”

Ücretsiz çalışan kadınlar da etkilendi

Rapora göre, krizden yalnızca ücretli çalışan değil, ücretsiz çalışan kadınlar da etkileniyor. Ev içindeki ‘cinsiyetçi işbölümü’ nedeniyle ev işleri ve bakım yükü hâlihazırda kadınların omuzundayken, krizle birlikte hane gelirinin düşmesinin uyguladığı baskıyla bu yük arttı. Hane gelirindeki düşüş gıdadan sağlığa kadar piyasadan karşılanan tüketim ve hizmetlerin giderek daha fazla ev içinde karşılanmasına neden oldu. Ücretli işteki kayıplar eşitsizliği derinleştirdi.

‘Dönemsel çalışmayı getirmeye başladılar’

Kadın emekçilerin rapordaki diğer anlatımları şöyle:

“Tekstil ve metalde işten çıkarmalar var, ama ‘gönüllü işten çıkma’ diye bir süreç var. Patron bonus teklifiyle işten çıkarmaya teşvik ediyor. Kıdem tazminatları büyük oranda birikmiş işçiler bunlar. Patron kıdem tazminatı ve diğer haklarını veriyor, artı 30 bine kadar bonus veriyor. Kabul ediyor çoğu.”

“İnşaat sektörünün ofis kısmında krizle birlikte yemek ve yol yardımları kaldırıldı ya da on beş güne düşürüldü, miktarı azaltılıyor. Maaşlar geç ödeniyor. Gönüllü işten çıkarma burada da var. Dönemsel çalışmayı getirmeye başladılar.”

avatar
  Kaydol  
Bildir
6 Şubat 2019