Koç Üniversitesi Raporu: Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından yayımlanan, “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” raporu, 2018 verileriyle Türkiye’de toplumsal cinsiyet “eşitsizliğinin” bir panoramasını sunuyor.

Fotoğraf: Reuters

Koç Üniversitesi, Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KOÇ-KAM) ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Sürdürülebilir Kalkınma UNESCO Kürsüsü işbirliğiyle hazırlanan, “2018 Verileriyle Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” raporu yayımlandı.

Rapora, Bertil Emrah Oder Şebnem Köşer Akçapar Dikmen Bezmez Başak Can Özgün Çelebi Çetin Çelik Mine Egbatan Fatoş Gökşen H. Berra İnce Aslı E. Mert Murat Önok Lerzan Örmeci Kader Tekkaş Kerman Ayşen Üstübici Pınar Yanardağ’ın katkıda bulundu.

Raporda sağlık,”Kaynaklara Erişim” bölümü altında, eğitim, doğa bilimleri, teknoloji, mühendislik, matematik iş gücü ve istihdam başlıkları, “Kaynaklara Erişim” altında, engellilik, yaşlılık, mülteciler ve uluslararası göç, “Kesişimsel Ayrımcılık” altında toplumsal cinsiyet eşitliği ve anayasa yargısı, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve anayasa yargısı ve aile hukuku uyuşmazlıkları bağlamında toplumsal cinsiyet ve boşanmalar konuları işleniyor.

Raporda yer alan bulgular özetle şöyle:

Sağlık

*Kadınlarda anne ölümü riski annenin yaşı, eğitim düzeyi, sosyoekonomik durumu, doğum sayısı, doğum öncesi bakım sayısı ve niteliği gibi birçok faktörle ilişkilidir. Türkiye’de anne ölüm oranı 2017 yılında 100.000 canlı doğumda 14,6% olarak saptandı.

*Koroner arter hastalıklarına bağlı ölüm oranı kadınlarda %38 olup kadınlarda görülen tüm kanser türlerinin toplamından daha fazladır. Kadınların ölüm nedenlerinde ikinci sırada iyi ve kötü huylu tümörler (%19,7) ve üçüncü sırada solunum sistemi hastalıkları (%11) yer almaktadır.

*Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinin başında meme (%24,7), tiroid (%12,1), kolorektal (%8,3), uterus korpusu (%5,5) ve akciğer (%5,1) kanserleri gelmekte olup bu kanserleri sırasıyla mide (%3,7), over (%2,8), non-hodgkin lenfoma (%2,8), uterus serviksi (%2,5) ve beyin-sinir sistemi (%2,1) kanserleri izlemektedir.

Eğitim

*Türkiye’de son on yıl içinde eğitime erişim ve okullaşma alanlarında cinsiyet eşitliği büyük oranda sağlanmış olmakla birlikte coğrafi ve bölgesel farklılıklar, kız öğrencilerin yoğunlaştığı eğitim alanları ve okul türleri, okuldan erken ayrılma ve yükseköğretimde kadın öğrencilerin daha az paya sahip olmaları hâlâ eğitim alanında kat edilecek önemli mesafeler olduğunu göstermektedir.

*2017-2018 yılı itibarıyla, Türkiye’de 3-5 yaş net okul öncesi okullaşma oranı %38,5’tir. Bu oran kız çocukları için %38,2, erkek çocukları için %38,84’tür.

*İlkokul düzeyinde %91,5 olan net okullaşma oranı cinsiyete göre çok farklılaşmadı: kızlar için %91,7, erkekler %için 91,4’tür. Ortaokulda kızlar için net okullaşma oranı %94,7, erkekler için ise %94,3’tür. 2017- 2018 yılında ortaöğretimde net okullaşma oranı artarak %83,6’ya çıktı.

*2018 yılında yükseköğretimde, ilk ve ortaöğretime göre kadınların erkeklere oranla daha az katılımı izlendi. Lisans eğitiminde toplam öğrenci sayısının 45,9%’u kadın iken, erkek öğrenci oranı %54,1’dir.

Doğa Bilimleri, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik

*2017-2018 öğretim yılında yükseköğrenim kurumlarına yeni giren öğrencilerin ise %49’u kadındır. Ancak bu oranlar bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında %33- 35 civarına gerilemektedir.

*2017-2018 öğretim yılında üniversiteye yeni giren kadın öğrenci oranları gıda, kimya ve tekstil mühendisliklerinde sırasıyla %72, %66 ve %61 olarak gerçekleşti. Bu oran bilişim ve iletişim teknolojilerinde %22’ye, bina ve inşaat mühendisliğinde %17’ye düşmektedir.

*Kadın temsilinin en az olduğu alan ise %11’le motorlu taşıtlar, gemiler ve uçaklarla ilgili mühendislikler oldu.

İşgücü ve İstihdam

*Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2018 yılında kadınların istihdama katılım oranı %29,4 olmakla birlikte, son yirmi yılda yalnızca %2,2 oranında bir yükselme gerçekleşti.

*2018 yılında kadınlar, işgücünün %32,5’ini oluşturdu.

*Kadınların işsizlik örüntülerine baktığımızda, 2018 yılında genel işsizlik oranı %13,9, tarım dışı işsizlik oranının ise %17,8.

*Yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranları %71,6, istihdama katılım oranları ise %59,3 düzeyinde.

Son olarak, işgücüne dâhil olmayan kadınların 2018 yılında da “işgücüne katılmama nedeni” oranlarında en yüksek yüzdeye 54,8 ile “ev işleriyle meşgul” kategorisinin sahip olduğunu görmekteyiz.

Engellilik

*Türkiye’de engelli kadınlara yönelik eşitsizliğin ortadan kaldırılabilmesi için öncelikle nitelikli veri toplanmasına ihtiyaç olduğunu söylemek mümkündür.

*2016 yılının verilerine göre, engelli bireyler arasında okuma yazma bilmeme oranı %30,6’dır. Bu oran engelli kadınlar söz konusu olduğunda %40,4’e yükseliyor. TÜİK 2017 verilerine göre Türkiye genelinde aynı oran %3,5, kadınlar arasındaki okuma yazma bilmeme oranı ise %5,9’dur.

*Yine TÜİK’in 2016 senesine ait verilerine göre engelli bireyler arasındaki çalışmayan kesim genel engelli nüfusunun %80,4’ünü oluştururken aynı oran kadın engelliler için %86,5’tir.

*Aynı sene Türkiye genelindeki işsizlik oranı ise %10,9’dur. 2017 yılındaki İŞ-KUR verilerine göre Türkiye genelinde 12.151 kişinin kamu ya da özel sektörde işe yerleştirilmiş olmasına rağmen bunun 2.025’i kadın, 10.126’sı ise erkektir.

Yaşlılık

*Yaşlı nüfus içerisinde kadınların konumu ele alındığında yaşlılığın bir kadın sorunu olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşamaktadır.

*Kadınlarda beklenen yaşam süresi 80,8, erkeklerdeyse 75,3’tür. Ayrıca yaşlı kadınlar sayıca çoğunluktadır ve tüm yaşlı nüfusunun %55,9’unu oluşturmaktadır.

*Ülkemizde tek kişilik hanelerin %36’sında yaşlılar yaşamaktadır. Yalnız yaşayan yaşlı nüfusun %76,7’sini ise kadınlar oluşturmaktadır. Yalnız yaşayan yaşlı kadınlar psikososyal sorunlarla ve yoksulluk riskiyle karşı karşıyadır.

*İşgücüne katılım açısından da yaşlı kadınlar yaşlı erkeklere göre oldukça dezavantajlı durumdadır. Yaşlı erkek nüfusta işgücüne katılım oranı %19,9 iken yaşlı kadın nüfusta ise %5,8’de kalmıştır.

Mülteciler

*Suriyeli nüfusun %46,01’ini 0-18 yaş aralığındaki çocuklar meydana getirmektedir.

*Yabancı gelinlerin uyruklarına bakıldığında en büyük grup yabancı gelinlerin %15,7’sini oluşturan Suriyeli gelinlerdir.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

 

avatar
  Kaydol  
Bildir
20 Kasım 2019