Koronavirüs Krizi: Kadınların Hayatını Zorlaştıran 5 Ana Konu

Koronavirüsünün yayılması ile birlikte özellikle Asya başta olmak üzere diğer ülkelerde de kadınlar birçok zorluk yaşıyor: BM Asya ve Pasifik Kadın Birimi insani ve afet risk danışmanı Maria Holtsberg’ın da dediği gibi: “Kriz her zaman cinsiyet eşitsizliğini daha da kötüleştirir.”

Çin’de ortaya çıkışından bu yana, koronavirüs Asya’da on binlerce insanı öldürdü veya on binlercesine bulaştı ve dünya çapında yayılmaya devam ediyor.

Sağlık savaşının yanı sıra, virüsün sosyal etkisi de çok önemli ve Asya genelinde orantısız bir şekilde etkilenen kadınlardır.

BM Asya ve Pasifik Kadın Birimi insani ve afet risk danışmanı Maria Holtsberg “Kriz her zaman cinsiyet eşitsizliğini daha da kötüleştirir” diyor.

İşte Asya’daki kadınların bu kargaşanın yükünü taşıdığı beş alan.

1. Okulların Kapatılması

“ Üç haftadan bu yana çocuklarla evdeyim” diyor gazeteci ve iki çocuklu olan Sung So-young.

Henüz yeni okul yılının başlangıcını iki hafta daha ertelediğini açıklayan Güney Kore’de yaşıyor, bu nedenle çocuklar 23 Mart’a kadar sınıfa dönmeyecek.

Bölgedeki birçok ülkede milyonlarca çocuk okuldan uzak bir şekilde evde tutuluyor.

Unesco’nun son rakamlarına göre, 4 Mart itibarıyla, Güney Kore, Çin ve Japonya’da normalde ilkokul öncesi ve lise sınıflarına devam edecek 253 milyondan fazla çocuk okula gitmiyor.

Bu önlem özellikle Sung gibi insanlar için zor, çünkü birçok Doğu Asya ülkesinde anneler evde orantısız bir yük taşıyor ve Sung “depresyonda” olduğunu söylüyor.

“Dürüst olmak gerekirse, ofise gitmek istiyorum çünkü evde gerçekten odaklanamıyorum. Fakat evi geçindiren eşim ve gerçekten izin isteyemez.” Diyor Sung.

Sung, 11 yaşındaki kızı ve 5 yaşındaki oğlu zamanlarını oyunlar oynayarak ve film izleyerek geçiriyorlar. Onlar uyurken bazı işleri halletmeye çalışıyor.

Onun durumu Güney Kore’nin işyerinde cinsiyet eşitliği konusundaki zayıf kaydının bir yansımasıdır. 2020’de Dünya Ekonomik Forumu’na göre, Güney Kore kadınların ekonomiye katılımında 155 ülke içerisinde 127. sırada.

Sung, okulların kapanmasından sonra çocuk bakımı nedeniyle ofise gelemeyen kadın çalışanların ücretlerini kesen bazı şirketler olduğunu duydu.

“Pek çok şirket bunu söylemiyor ama çalışan anneleri hala daha az rekabetçi bir ruha sahip bir yük olarak görüyorlar. Hepsinden öte, eğer çocuğunuz yoksa ofise daha fazla gelebilirsiniz” diyor.

Japonya hükümeti bu hafta, çalışanlarının okulların kapanması nedeniyle çocuklarına bakmak için ücretli izin almaları durumunda şirketlere kişi başına günlük 80 dolara kadar ödeme yapacağını açıkladı.

Gündüz bakım merkezleri ve okul sonrası kulüpler, ebeveynlere yardımcı olmak için kapatma politikasından muaf, ancak bu aynı zamanda kapatmaların etkinliği hakkında soruları da gündeme getirdi.

Küçük bir işletme sahibi Natsuko Fujimaki Takeuchi, “Okulların kapatılması virüsün tamamen yayılmasını engellemiyor. Sadece çalışan annelerin yükünü arttırıyor” diyor ve “Özellikle benim işim için zorlayıcı, daha büyük şirketlerin ekonomik zarar için aldığı desteği almıyorum,” diye de ekliyor.

2. Ev İçi Şiddet

Çin’de milyonlarca insanın içeride zaman geçirmesiyle, hak aktivistleri ev içi şiddet vakalarının arttığını söylüyor.

Kasım 2019’da sadece virüsün kaynağı olan Wuhan’a taşınan bir kadın aktivist olan Guo Jing, karantinaya alınan şehirde yaşayan gençlerden ebeveynleri arasında aile içi şiddete tanıklık ettiklerine dair kişisel olarak bilgiler aldığını söylüyor. Arayanların yardım için nereye başvuracakları hakkında hiçbir fikirleri olmadığını söyledi.

Henan eyaletinde yaşayan Çinli bir aktivist olan Xiao Li, uzak bir akrabasının eski kocası tarafından saldırıya uğramasından ve yardım talebinde bulunmasından sonra Çin sosyal medyasında endişesini yazdı.

BBC’ye konuşan Li, “Başlangıçta köyünü terk etmesi için izin almanın imkânsız olduğunu farkettik” Dedi.

“Sonunda uzun bir ikna çabasından sonra polis nihayet çıkış ve giriş izninin verilmesine izin verdi. Bu şekilde erkek kardeşim arabayla gidip onu ve çocuklarını alabildi.”

Ev içi şiddete dair bu raporlar sosyal medyadan yayıldıkça, bazı kadınlar insanlara ev içi şiddet ile karşılaştıklarında karşı gelmelerini ve pasif seyirci olmamalarını hatırlatan posterler hazırladılar.

#salgındaantieviçişiddet # 疫 期 反 家暴 # hashtagi, Çin sosyal medya platformu Sina Weibo’da 3.000’den fazla kez tartışıldı.

Geçtiğimiz hafta, Pekin merkezli kar amacı gütmeyen kadın hakları örgütü Weiping’in direktörü Feng Yuan, örgütünün mağdurlardan karantinalar öncesine göre üç kat daha fazla şikâyet aldığını söyledi.

“Polis, salgın bahanesini ev içi şiddeti ciddiye almamak için kullanmamalıdır” diye ekliyor.

BM Kadın Birimi, salgınları kontrol altına alma çabalarının artmasıyla kaynakların olası başka yere kaydırılması konusunda da endişeli.
Holtsberg, “Kaynakları kadınların rutin sağlık kontrolleri veya cinsiyete dayalı şiddet hizmetleri gibi güvendiği kritik hizmetlerden başka yerlere kaydırmak çok endişe duyduğumuz bir şey” diyor.

3. Sahadaki Bakım Çalışanları

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, kadınlar sağlık ve sosyal sektördeki işçilerin% 70’ini oluşturmaktadır.

Çin medyası, sahalarda hemşire olarak çalışan kadınların “azizlik” ve “savaşçı benzeri” doğasını öven öyküler geliştiriyor. Peki, bu kadın sağlık personelleri için gerçek nedir?

Hemşireler arasında kahramanlık ve aşırı çalışma hikâyeleri Çin sosyal medyasını sarmış durumda.

Gansu eyaletinden kadın sağlık çalışanlarının, korona virüs salgını ile savaşmaya yardımcı olmak için gönderilmeden önce kafalarını traş ettiğini gösteren bir video bu ay çok ilgi gördü.
Son zamanlarda düşük yapmış ancak işe geri dönen dokuz aylık hamile bir tıp çalışanının hikâyesi, propaganda gösterisi ve tehlikeli bir emsal oluşturması nedeniyle büyük bir tepki yarattı.

Geçen ay BBC, hastane personelinin 10 saatlik vardiyaları sırasında yemek yemesine, dinlenmesine veya tuvaleti kullanmasına izin verilmediğini söyleyen bir hemşireyle konuştu.

Bu, tüm hastane personeline uygulanırken, kadınlar ayrıca başka bir ayrımcılığa da maruz kalıyorlar.

Hubei eyaletindeki ön saf bakım çalışanlarına kadın hijyen ürünlerini sunmaya çalışan Koronavirus Kız Kardeş Destek kampanyasının arkasındaki kadın Jiang Jinjing, yakın zamanda çevrimiçi medya yayını Sixth Tone’a kadınların menstruasyon ihtiyaçlarının göz ardı edildiğini söyledi.

Jinjing, Weibo sayfasında yazarak şunları söyledi: “28 Şubat itibariyle 481.377 regl pantolonu, 303.939 tek kullanımlık pantolon ve 86.400 ped bağışlandı.”

Jiang Jinjing, pek çok insanın on binlerce kadın tıbbi çalışan için doğru regl ürünlerini sağlamayı düşünmediğini söylüyor.

Gönüllülerin kampanyası Çin sosyal medyasında birçok kişi tarafından alkışlandıktan sonra, devlet tarafından işletilen Çin Kadın Kalkınma Vakfı, kadın sağlık çalışanlarına regl ürünleri göndereceğini söyledi.

4. Göçmen Ev İşçileri

Çoğu Filipinler ve Endonezya’dan gelen yaklaşık 400.000 kadın Hong Kong’da ev işçisi olarak çalışıyor.

Bu kadınlar sadece güvencesiz çalışma durumları için değil, aynı zamanda yüz maskeleri ve el dezenfektanları gibi koruyucu maddeler bulamama konusunda da giderek daha fazla endişe duyuyorlar.

Hong Kong’daki Göçmen işçiler yardım misyonu genel müdürü Cynthia Abdon-Tellez, “Maske satın alma için oluşan panik fiyatları o kadar yükseltti ki, artık göçmen işçiler için uygun fiyatlı değiller.”

Endonezyalı göçmen işçi Eka Septi Susanti “Tüm göçmen işçiler işverenlerinden maske alamıyor, bunları kendi maaşımızla satın almalıyız ve çok pahalı. İşverenlerinden maske alan bazıları bir hafta boyunca aynı maskeyi kullanacak,” diyerek BBC Endonezya’ya anlattı.

Abdon-Tellez, örgütünün, işverenlerin bunları sağlamadığı göçmen işçilere dağıtılmak üzere maskeler toplamaya başladığını söyledi.

Hong Kong Göçmen İşçiler Derneği başkanı Sring Sringatin, “Endonezya konsolosluğu ücretsiz maskeler dağıttı, ancak yeterli değil. Üç maske almak için [sırada beklemek] bir saat sürdü. Bir hafta boyunca en az altı maskeye ihtiyacımız var” diyor.

Hong Kong hükümetinin tavsiyeleri, kentteki yabancı ev işçileri arasında da hayal kırıklığına neden oldu. Hükümet, sağlıklarını korumak ve bulaşma riskini azaltmak için onları haftada bir gün olan izin günlerinde içerde kalmaya çağırdı.

Bu durum, kendi ailelerinden ve sevdiklerinden uzak yaşayan kadınların değerli olan sosyal zamanını ortadan kaldırıyor ve onları sömürü riskine sokuyor.

Endonezya vatandaşları Hong Kong Endonezya Başkonsolosluğu’nda ücretsiz maskeler için sıraya giriyor.

Sringatin, “Dışarı çıkamadıkları için tatil günlerinde evde kalan göçmen işçiler hala çalışıyor. Tazminat olmadan işverenlerine yemek yapacaklar, bebek bakacaklar veya işverenlerin ebeveynlerinin bakımını üstlenecekler. Bir gün izin almakta ısrar edenler işten çıkarılmakla tehdit edildi.” Diyor.

Etkilenen sadece kadınların kendileri değil. Milyonlarca insan, Filipinler ve Endonezya’ya evlerine gönderdikleri gelirlerine güveniyor.

Denizaşırı çalışan Filipinli işçilerin kişisel havaleleri 2019’da 33,5 milyar dolar (25,7 milyar £) rekor seviyeye ulaştı.

ING Bank Manila üst düzey ekonomisti Nicholas Mapa, yurtdışındaki Filipinli işçilerin dövizlerinin GSYİH’nın yaklaşık% 9’unu oluşturduğunu ve virüsün etkisinin Filipin ekonomisi tarafından hissedileceğini söyledi.

“Tüketiciler içeride kaldıklarından, Filipinlilerin genellikle istihdam edildiği çeşitli hizmet endüstrileri için talebi sınırlamak, işçilerin eve para göndermelerini olumsuz etkiliyor.

“Seyahat kısıtlamaları ve hareket edebilmeleri de maaş ödemeleri ve hatta iş güvenlikleri tehdit edilerek engelleniyor. “dedi.

5. Uzun Vadeli Ekonomik Etki

Ekonomistler ve hükümetler, salgın yüzünden küresel ekonominin 2009’dan beri en düşük oranda büyüme tahminleri üzerine tartışıyor.

“Sonuçta, korona virüsünün seyahate, üretime ve tüketime büyük bir etkisi var ki bu da birçok sektörü ve bu yüzden birçok kadın ve erkeği etkilemekte.” diyor SOAS Londra Üniversitesi öğretim görevlisi olan Christina Maags.

“Ancak düşük gelirli kadınlar, konaklama, perakende ve diğer hizmet sektörlerinde çalıştırılmaya yönlendirildikleri için, tüketimin yavaşlamasından özellikle etkileniyorlar.”

Çin’de “göçmen kadınların birçoğunun iş sözleşmesi olmadığı için, koronavirüs, onların bir gelir elde edemeyeceği anlamına geldi -çalışmazlarsa ödeme yapılmaz” diyor.

“Güvenebilecekleri bir sosyal güvenlikleri olmayınca, çalışmaya dönüp hasta olma riskini alma ya da diğer konaklama biçimleri için ödeme yapma ikilemi ile karşı karşıya kaldılar. Alternatif olarak, evde kalmaya zorlanabilir ve sahip oldukları küçük birikimler ile geçinmeye çalışabilirler. Bu onları çok zor bir duruma sokuyor.”

Çin’den gelen hammaddeye dayanan bazı Güney Asya hazır giyim fabrikaları, kapanmaya zorlanıyor.

Myanmar Hükümeti’ne göre, Ocak’tan bu yana 10’dan fazla fabrika kapandı. Ancak Çalışma Bakanlığı hepsinin korona virüs ile bağlantılı olmadığını söyledi.

Ma Chit Su, ailesinin kapanan hazır giyim fabrikasındaki işinden gelen maaşına bağımlı olduğunu BBC Burmese’ye anlattı.

“Tazminat umrumda değil, ben sadece fabrikadaki işimi geri istiyorum”. diyor Ma Chit Su.

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’ne göre, günlük kazananlar, küçük işletme sahipleri ve resmi olmayan sektörlerde çalışan kadınlar en çok etkilenecek olan kadınlardan bazıları.

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Asya ve Pasifik Bölge Müdürü Mohammad Naciri “Uzun ve orta vadeli iyileşme çabalarında kadınların ve erkeklerin farklı ihtiyaçlarının da dikkate alınması gerekir.” diyor.

“Salgınla mücadelede kadınlar sağlık çalışanları, bilim insanları ve araştırmacılar, toplumsal harekete geçiriciler, toplumsal barışı sağlayanlar ve birleştirenler ve bakım işçileri olarak vazgeçilmez bir rol oynuyor.”

“Kadınların sesinin duyulduğundan ve fark edildiğinden emin olmak çok önemli.”

Lara Owen tarafından kaleme alınan ve BBC’de yayımlanan yazı, Mor Dayanışma Çeviri Komisyonu tarafından Türkçeye tercüme edilmiştir.

avatar
  Kaydol  
Bildir
16 Mart 2020