Medyada “#MeToo”: Sesi Duyulmayanların da Sesini Duyurun

The Women’s Media Center’ın raporuna göre, “#MeToo” hareketi, medyada yer alan cinsel şiddet haberleri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olmasına rağmen medya organlarının önünde kat etmeleri gereken uzun bir yol var.

Megan Thowey, Ashley Judd, Jodi Kantor

Bir yıl önce bu zamanlarda, gazeteci Jodi Kantor ve Megan Twohey, film yapımcısı Harvey Weinstein’a yöneltilen cinsel saldırı ve taciz iddialarına ilişkin The New York Times’da çok ses getiren bir yazı yayımladı. Gazeteye konuşan aktris Ashley Judd dahil birçok kadın, 12 yıl önce cinsel saldırıya uğramış aktivist Tarana Burke’ün V-DAY hareketinden güç alarak yürüttüğü mücadelenin yaygınlaşmasını sağladılar. (V-DAY hareketi, 20 yıl önce Eve Ensler’in kadına karşı şiddete son vermek için başlattığı bir kampanya.)

Fakat cinsel saldırı ve taciz, gündelik ve iş yaşamının her alanında ifşa edilmesine rağmen hala devam ediyor. Ama değişen tek bir şey var; o da konuyla ilgili medyada yapılan haberler.

The Women’s Media Center’ın yayımladığı yeni bir rapor, #MeToo hareketinden bir yıl önce ve bir yıl sonra medyada çıkan haberleri analiz ederek hareketin medya üzerindeki etkisini inceliyor. Bu rapor oldukça önemli çünkü bugün yaşanan cinsel şiddetin medyada nasıl yer bulduğunu belgeleyen çok az araştırma var.

“#MeToo hareketi, daha önce yaşanan cinsel taciz vakalarını, ücret ayrımcılığını ve kadınlara yönelik dışlayıcı ve caydırıcı işe alma politikalarını açığa çıkardı” diyen WMC başkanı Julie Burton, sistematik adaletsizliklerin ortaya çıkmasını, “kadınları daha eşit ve güçlü kılacak şeffaf bir ortam ve kalıcı bir değişime fırsat vereceğini görüyoruz. The Women’s Media Center’da, iktidar sahiplerini ve önemli meseleleri topluma çok etkili bir biçimde anlatabildiği için medyada yer alan haberlere odaklanıyoruz. ”

Medyada yer alan cinsel şiddet haberleri arttı

Geçtiğimiz yılda, medyada yer alan cinsel saldırı ve taciz haberlerinin artması şaşırtıcı değil. The New York Times, Ekim 2017’de, Weinstein’a yönelik cinsel saldırı suçlamalarını konu eden 155’in üzerinde makale yayımladı. Hollywood ve medya sektöründeki diğer ünlü isimlere de bu suçlamaların yönetilmesiyle birlikte gazeteler cinsel saldırı haberlerine ciddi şekilde yoğunlaşmaya başladı. WMC raporundaki en olumlu bulgu ise, #MeToo hareketinden öncesine kıyasla bugün çok daha fazla cinsel taciz ve şiddet haberlerinin medyada yer alması. 2017’de cinsel saldırı, taciz, tecavüz gibi konularda günde ortalama 24 başlık yazılırken, çalışmamızın sonunda (bu yılın Ağustos ayında) bu sayı günde 31 hikayeye yükseldi.

Kadın yazarlar arttı

The Women’s Media Center her yıl medyada cinsiyet eşitsizliği hakkında bir rapor yayımlıyor. En yeni sonuçlara göre, 2017 yılında ABD’nin en iyi gazetelerinde yer alan haberlerin 40’ı kadın gazetecilere aitti. #MeToo hareketi başlamadan beş ay önce, kadına yönelik cinsel saldırı haberlerinin yüzde 45’i kadın, yüzde 55’i erkek gazeteciler tarafından yazılmıştı. Buna karşılık, Ekim 2017’den sonra kadınların yazdığı cinsel saldırı haberleri yüzde 48’e ulaştı.

The Women’s Media Center raporunda, yaşanan artışın kadın yazarların bu konuları yazmak için daha fazla inisiyatif aldığına veya editörlerin kadın gazetecilerden bu tür haberleri daha çok yazmasını istediklerine işaret olduğuna dikkat çekiliyor. Bu, bir yazarın cinsiyetinin bu hikayelerin anlatılma biçimini nasıl etkilediğini düşündüğümüzde çok önemli bir gelişme. Erkek yazarlar faillere odaklanma eğilimindeyken, kadın yazarların odak noktası maruz kalanlar. Gazetelerin üniversite kampüslerinde yaşanan tecavüz vakalarına nasıl yer verdiklerini inceleyen 2015 WMC raporuna göre, “kadın gazeteciler erkek gazetecilere oranla daha fazla tecavüze uğrayan kadınla konuşurken, kadın gazetecilerin daha büyük bir kısmı, saldırıların maruz kalanların üzerindeki etkisi hakkında yazdı.”

Kadın gazetecilerin ve cinsel istismara maruz kalanların seslerini giderek daha çok yükseltmesine rağmen, medya organları, #MeToo hareketini güçlendirmek ve belki de daha da önemlisi, bu güç suiistimallerinin altında yatan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ele almak konusunda yetersiz kalıyorlar. Bu özellikle Hollywood için geçerli. Yazar Sophie Gilbert geçen hafta Atlantic gazetesindeki köşe yazısında bu konuyu çok iyi biçimde özetledi: “Bir yıl boyunca #MeToo hareketiyle elde edilen somut başarıların, anlatılan hikayelerin ve bu hikayeleri anlatan kişilerin hiç değişmediği gerçeğiyle birlikte düşünülmesi gerek.”  WMC raporu ayrıca, Hollywood dışında, özellikle faillerin ve maruz kalanların “ünlü” olmadığı cinsel saldırı vakalarının haberleştirilmesi konusunda medya organlarının yetersiz kaldığını söylüyor. Hollywood, medya, siyaset ve kilise kategorileri karşılaştırıldığında, haber merkezlerindeki cinsel taciz ve saldırı haberlerinin azınlıkta kaldığı tespit edilmiş.

The Women’s Media Center haber organları ve gazetecilere şöyle tavsiyelerde bulunuyor:

· Net ve güçlendirici bir dil kullanın. – “mağdur” yerine “maruz kalan” kelimesini tercih edin, “taciz” ve “saldırı” kelimelerini keyfi olarak seçmek yerine, klinik tanımlara ve resmi suçlara dayandırın.

· Kadına yönelik cinsel saldırı ve taciz haberleri için özel bir birim oluşturun ve gazetecilere bu tür hikayelerin nasıl hassas bir şekilde ele alınacağı ve araştırılacağı konusunda eğitim verin.

· Çalıştığınız medya organının, hangi tür vakalara ağırlıkla yer verip vermediğini dikkatlice düşünün. Neden Hollywood’da yaşanan vakalar medyada daha çok yer alıyor? Medya, henüz sesi duyulmayanlara nasıl daha çok ses verebilir.

· Medyada yer alan haberlerin cinsel saldırı gibi konularda toplumsal algıyı nasıl etkilediğini düşünün ve bu gücü özenle kullanın.

· Kapsayıcı haber merkezleri oluşturun.

*Gazeteci, yapımcı, medya yöneticisi ve TEDWomen küratörü Pat Mitchell’ın Patmitchellmedia.com’da yayımlanan makalesi Eda Doğançay tarafından Türkçeleştirilmiştir. “How the Media Has Covered #MeToo – And How It Can Do Better” adıyla yayımlanan makalenin orijinaline ulaşmak için tıklayınız.

 

avatar
  Kaydol  
Bildir
29 Ekim 2018