Mor Çatı: Nafaka Hakkına Dokunma!

Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı, kadınların nafaka deneyimlerinden yola çıkarak nafakanın şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile ilişkisine dikkat çekmek için kapsamlı bir rapor hazırladı.

Mor Çatı, son zamanlarda nafaka hakkı üzerine yapılan tartışmaların yanlış ya da eksik bilgiler içermesi ve bu tartışmaların ardında kadınların bağımsız hayat kurabilmelerini, şiddetten uzak hayat kurmalarını engellemeye çalışan bir yaklaşım olması sebebiyle bir Nafaka Raporu yayınladı.

Yayınlanan rapor, ev içi şiddet biçimlerine maruz kalan kadınlarla kurdukları dayanışmadan edindikleri nafaka deneyimlerini, nafakanın şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile ilişkisine dikkat çekiyor.

Rapora göre, kadınların şiddetten uzaklaşıp ayrılık kararı vermesinin önünü kesen kişisel (şiddet biter umudu, korku, utanç, suçluluk), çocuklarla ilgili (çocuğun elinden alınacağı korkusu, tek başına bakamayacağını düşünme, çocuğa zarar geleceği tehdidi) ve toplumsal (boşanmış kadınlara dair toplumsal yargılar, aile ve arkadaşların destek olmaması, kurum desteği alamamak) nedenlerin yanı sıra ciddi ekonomik engeller bulunuyor.

Ücretli bir işte çalışmıyor olmak, çalışıyorsa da kendisini ve varsa çocuğunu geçindirecek kadar kazanmıyor olmak, kadınları şiddet gördükleri evlilikleri devam ettirmeye mecbur kılıyor.  Evlilik süresince ya da öncesinde kadınların örgün eğitime ve hatta meslek kurslarına dahi erişmeleri engellenerek bir meslek edinmelerine, uzmanlaşmalarına engel olunuyor.

Mor Çatı’ya başvuran kadınlardan edinilen bilgiler, ekonomik bağımlılığın erkekler tarafından bir şiddet aracı olarak kullanıldığını gösteriyor. Ekonomik bağımlılığın yarattığı ruhsal bunalım nedeniyle, kadınlar iş arayabilecek gücü kendinde bulamıyor ve hiç çalışma deneyimi olmadığından için birden beden gücü gerektiren yorucu işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar.

Medeni Kanun 175. madde

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz”.

Kadınların erkeklerle eşit eğitim ve istihdam olanaklarına ve eşit maaşa erişiminin olmaması onları ekonomik olarak dezavantajlı kılıyor. Bu sebeple nafaka hakkından genellikle kadınlar yararlanıyor.

Çoğu durumda kadının nafaka hakkı olmasının bile yeterli olmadığını ifade eden rapora göre, bazı durumlarda erkeğin uyguladığı şiddet, kadını nafaka veya tazminat gibi haklarından vazgeçmeye zorluyor.

Yoksulluk Nafakası

Rapora göre, nafaka miktarı standart olmayıp, hakim tarafından belirlendiği için kadınları yoksulluktan kurtaracak ya da çocukların bakımını karşılayacak nafakalar bağlanmıyor. Ve Mor Çatı’nın genelde karşılaştığı vakalara göre, çoğunluğu yaklaşık aylık 300 TL yoksulluk nafakası alıyor.

Raporun vurgulamaya çalıştığı konu, kadınların çalışmak yerine ömür boyu nafaka almayı tercih ettiği ya da kadınların nafaka alabilmek için bir hafta evli kalıp boşandığı gibi argümanların gerçeği yansıtmaması.

İştirak Nafakası

Son zamanlarda yapılan nafaka tartışmalarında iştirak nafakasının da kaldırılmasının da gündeme geldiğini ifade eden rapor, iştirak nafakasının, bir ebeveynin velayete sahip olan diğer ebeveyne yetişkin olmayan çocuklarının bakım masraflarını eşit bir şekilde üstlenebilmek için ödediği bir nafaka olduğunu ve bunun kaldırılmasının  bakım masraflarının velayete sahip olan ebeveynin, yani çoğunlukla kadınların üstüne yıkılması anlamına geleceğini vurguluyor.

Nafakanın Kaldırılmasının Sonuçları

“Nafakanın kaldırılması talebi aslında kadınları daha da yoksullaştırma talebidir,” diyen rapora göre, bu talep hali hazırda ekonomik sebeplerle zaten boşanmakta güçlük çeken kadınların boşanma talebini tümden ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Nafakada kusur aranması tartışmalarının da oldukça tehlikeli olduğunu ifade eden Mor Çatı, mevcut durumda nafaka alacak tarafın kusurunun diğer taraftan daha fazla olmaması şartı aranmadığını, ancak yapılmak istenen değişiklik ile eşit kusur bulunması halinde nafaka verilmemesi ve süre ve miktar belirlenmesinde kusurun göz önüne alınması hedefleniyor.

Bu noktada, kusurun belirlenmesinin hakimin takdirinde olması, cinsiyetçi önyargıların devreye girmesine neden olabilir.  Mor Çatı’nın verdiği örneklerden biri de kadın cinayetleri davalarında, kadınların ev işlerini yapmamalarının ceza indirimi kapsamında değerlendirildiği vakalar.

Çözüm nedir?

Rapor çözüm için nafaka konusunda toplumsal cinsiyet eşitsizliğini önleyen ve telafi eden çalışmalar yapmayı öneriyor. Kadınların istihdama katılımı, sosyal desteklere erişimi, eğitimden eşit bir şekilde yararlanmaları, kreşlerin yaygınlaştırılması ve iş saatleriyle uyumlu hale getirilmesi yönünde düzenlenmelerin sorunun esas kaynağını çözeceği ifade ediliyor.

Yapılmaması gereken şeylerin başında ise nafaka süresi ve kusur konusunda mevcut yasanın değiştirilmemesi.  Hatta mevcut yasanın yeni düzenlemeler üzerinde çalışılarak, kadınların nafaka hakkıyla ilgili yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi gerekiyor.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

avatar
  Kaydol  
Bildir
19 Nisan 2019