Nuray Özbay Yazdı: Cinsiyet Eşitliği Lensi ile COVID-19’a Bakmak

Avrupa Kadın Lobisi ve BM Kadın Birimi’nde cinsiyet eşitliği üzerine çalışmalar yürüten feminist aktivist Nuray Özbay, pandemi ile mücadele ederken sığındığımız evlerin kadınlar için nasıl güvenli hale getirilebileceğini yazdı:

“Evde kalmak herkes için hayatta kalmak anlamına gelmiyor. O yüzden tam da şimdi, tekrar ‘İstanbul Sözleşmesi Yaşatır’ demenin, 6284 sayılı Kanun’a sahip çıkmanın, evdeki eşitsizlikleri görünür kılmanın ve kadın hayatını önceliklendiren bir kamu politikası bakış açısının tam zamanı.”

Fotoğraf: Jeenah Moon // Reuters

Nuray Özbay*

COVID-19 tüm dünyayı kasıp kavurmaya devam ediyor. Hayatta kalma dürtüsü ve korunma isteği ile evlerimize kapanıyoruz. Her gün yeni bir coğrafyada sokağa çıkma yasağı, karantina uygulamaları ve evde kalmayı teşvik eden kampanyalar ilan ediliyor. Virüsle mücadele önceliği ile alınan bu kararlar gölgesinde kadının insan hakları savunucuları, kadın örgütleri ve aktivistler haykırıyor: “içinde kal dediğiniz o evler kadınlar için güvenli mi?” “Hayatta kalmak için sığındığımız evler, gerçekten güvenle, huzurla ve özgürce yaşayabildiğimiz mekanlar mı?” Yanıtı çoğumuz biliyoruz….

Pandemi ile mücadele için alınan evde kalma kararları mevcut cinsiyete dayalı eşitsizlikleri daha da derinleştirirken, kadınlar için daha büyük sağlık ve güvenlik risklerini beraberinde getiriyor. Artan erkek şiddeti, bu şiddetle mücadelede destek olabilecek kaynaklara erişememe ve ev içinde artan bakım yükünün yarattığı fiziksel ve duygusal travma ilk etapta akla gelenler ve tabii ki bu liste uzayıp gidiyor…

Bu krizle gerçek anlamda mücadele edebilmek için toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısı ile alınacak kamusal kararlara ve önlemlere ihtiyacımız var. Cinsiyet körü toplum sağlığı politikalarını bir kenara bırakmanın tam zamanı. Bağımsız kadın örgütleri ve feminist platformlar yakın zamanda COVID-19 ile mücadelede kadınların taleplerini dile getiren ve bu süreçte şiddetten korunma konusunda yol gösteren harika kaynaklar yayınladılar. [1] Pandemi ile mücadele ederken sığındığımız evleri herkes için güvenli kılmak mümkün, nasıl mı?

Kadına karşı şiddetle mücadele alanında ulusal ve uluslararası düzeyde yasal haklarımızı hatırlamak, hatırlatmak ve etkin bir biçimde kullanmak. Yakın zamanda GREVIO Başkanı Marceline Naudi’nin açıklamasında yer verdiği gibi İstanbul Sözleşmesi hala var ve geçerli. [2] 6284 sayılı Kanun Türkiye’de kadına karşı şiddetle mücadeledeki en kapsamlı yasa ve pandemi kadınların yasal haklarını rafa kaldırmıyor. Tam tersine şiddetle mücadele etmek için 6284 sayılı Kanun kapsamındaki haklarımızı ve talep mekanizmalarını hatırlatan ve kadınları haklarını aramaya teşvik eden bir iletişimin tam zamanı. Bununla birlikte, yasa uygulayıcı konumunda olan tüm kamu birimlerini özellikle pandemi sürecinde yasanın etkin uygulanması için göreve çağırmak ve denetim mekanizmalarını işletmek önemli ve gerekli.

Şiddetle mücadelede dijital teknolojileri kullanmak. 7/24 erişilebilen mevcut destek ve danışma hatlarının etkin bir şekilde duyurulmasına ek olarak, online ortamda hukuki destek ve danışmanlık sunacak mekanizmalar oluşturulması şiddetin olumsuz etkilerini veya şiddet riskini azaltmak için destek kanallarına erişimde hızlı ve etkin çözümler olabilir.

COVID-19’un doğrudan ve dolaylı etkileri üzerine cinsiyete dayalı veri toplamak. Krizin farklı toplum kesimleri üzerindeki etkilerini daha iyi anlayabilmek ve farklılaşan ihtiyaçlara yanıt verebilecek kamu politikaları hayata geçirebilmek için COVID-19 vakalarına yönelik cinsiyete dayalı veriye ihtiyaç var. Sadece cinsiyet bilgisinin ötesine geçen, çeşitli demografik kırılımlarda analize imkan tanıyacak ve ulusal bazda standardize edilmiş ve tabii ki şeffafça yayınlanan bir veri setinin oluşturulması krize yönelik eylem planının en temel adımlarından biri olarak konumlanmalı.

Kadına karşı şiddet konusunda uzmanlaşmış bağımsız kadın örgütleri ile iletişimi güçlendirmek. Kadına karşı şiddetle mücadelede en etkin yöntemlerden birisi sahada yıllardır mücadele veren ve hizmet sunan bağımsız kadın örgütleri ile yakın bir diyalog ve işbirliği oluşturmak. Maalesef Türkiye hükümetinin bu konudaki karnesi kötü. Oysa ki sahadaki örgütlerin bilgi ve deneyiminden beslenmenin ve bu örgütlerin varlığını ve hizmetlerini devamlı kılmak için onlara destek olmanın tam zamanı. İlgili bakanlıkların ve kamu birimlerinin şiddet konusunda uzmanlaşmış kadın örgütlerinin taleplerini dinlemesi ve krizle mücadele eylem planını bu doğrultuda hazırlaması önemli.

Sığınakların koşullarını ve kapasitelerini iyileştirmek. Şiddete maruz kalan veya şiddet tehlikesi altında olan kadınların hizmet aldığı sığınakların kapasitelerini iyileştirmek, yerelde yaygınlığını ve erişilebilirliğini artırmak kriz dönemlerinde özellikle gerekli. Bu süreçte merkezi hükümet ve belediyelerin yakın işbirliği içinde çalışması hızlı bir çözümün ilk koşulu. Mevcut sığınaklardaki sağlık ve hijyen koşullarının da COVID-19 kapsamında gözden geçirilmesi gerekiyor. 

Ev içinde artan bakım yükünü görünür kılmak ve hafifletmek üzere adımlar atmak. Normal şartlar altında, dünya çapında kadınlar erkeklere kıyasla ortalama 2,5 kat daha fazla ücretsiz ev ve çocuk bakım emeği veriyor. [3] COVID-19 kapsamında alınan sağlık önlemleri ile okula gitmeyen çocuklar, evden çalışan eşler ve tamamen evde gerçekleşen günlük yaşam aktiviteleri kadınların omuzlarında gittikçe artan bir bakım yükü anlamına geliyor. Bu yükün kadınlarda oluşturduğu fiziksel ve duygusal travmalar ek bir sağlık riski oluşturuyor. Öte yandan bu büyüyen bakım sorumluluğu kadınların ev dışında istihdam arama imkanlarını daha da kısıtlıyor.

Bu süreçte atılacak ilk adım bu yükü görünür kılmaktan geçiyor. Ulusal ve yerel düzeyde organize edilecek kampanyalar, hane bireylerini evde iş bölümüne cesaretlendiren ve iyi örnekler sunan iletişim çalışmaları faydalı olabilir. Öte yandan uzaktan eğitim yöntemlerinin ve içeriklerin azami düzeyde ebeveyn takibi ve eşliği gerektirecek şekilde yeniden düzenlenmesi, ders müfredatı dışında çocukların zaman geçirebileceği destekleyici pedagojik online aktivite ve uygulamaların artırılması da evdeki dengeleri bir nebze de olsa düzeltebilir.

Evde kalmak herkes için hayatta kalmak anlamına gelmiyor. O yüzden tam da şimdi, tekrar “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” demenin, 6284 sayılı Kanun’a sahip çıkmanın, evdeki eşitsizlikleri görünür kılmanın ve kadın hayatını önceliklendiren bir kamu politikası bakış açısının tam zamanı.

[1] Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu açıklaması için: https://twitter.com/AvrupaKadinTR/status/1246016948409896960/photo/1

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Korona Günlerinde Kadınlar için Şiddetten Korunma Klavuzu için: http://www.kadincinayetlerinidurduracagiz.net/

Kadın Savunma Ağı’ndan Sezen Özkan, Mor Çatı’dan Melike Keleş ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri ve Kadın Meclisleri Üyesi Fidan Ataselim’in çözüm önerileri için: http://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/221863-korona-gunlerinde-erkek-siddetini-onlemek-icin-acil-eylem-plani-aciklayin

[2] https://www.coe.int/en/web/istanbul-convention/newsroom/-/asset_publisher/anlInZ5mw6yX/content/for-many-women-and-children-the-home-is-not-a-safe-pla-1?_101_INSTANCE_anlInZ5mw6yX_viewMode=view/

[3] BM Kadın Birimi, UN Women, https://www.unwomen.org/en/news/in-focus/csw61/redistribute-unpaid-work

*Nuray Özbay: Toplumsal cinsiyet eşitliği stratejisti olarak son on bir yıldır iş dünyası, sivil toplum ve kamu sektöründen liderlerle eşitlikçi dönüşüm yolunda çalışmalar yapan Nuray profesyonel yolculuğuna KAGİDER’de başladı ve beş yıl boyunca derneğin savunu çalışmalarına yön verdi. Dünya Bankası
danışmanı olarak özel sektör şirketlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini yaygınlaştırmak için Fırsat Eşitliği Modeli’ni hayata geçirdi. 2014 yılında araştırmacı ve danışman olarak Ipsos ekibine katıldı ve Türkiye’de çalışan ebeveynlerin çocuk bakım ihtiyaçları konulu araştırma projesi ile Türkiye
Araştırmacılar Derneği Sosyal Baykuş ödülünü aldı. Kendini feminist aktivist olarak tanımlayan Özbay, Avrupa Kadın Lobisi ve BM Kadın Birimi gibi dünya çapında etkin kadın örgütlerinde liderlik görevleri almaktan gurur duyuyor.

avatar
  Kaydol  
Bildir
7 Nisan 2020