Nusaybin’den Tate Modern’e: Zehra Doğan’ın Sanat Yolculuğu

Gazeteci ve ressam Zehra Doğan’ın Nusaybin, Dargeçit, Sur gibi sokağa çıkma yasağının ve çatışmaların yoğun yaşandığı bölgelerden topladığı objelerden oluşan enstalasyonu, dünyanın en prestijli müzelerinden Tate Modern’de sergilenecek.

Fotoğraf: Gazete Karınca

“Yıkık binalara neden Türk bayraklı bu resmi yaptın” diye 2 yıl 9 ay hapis cezası aldım. Oysa bu fotoğrafı çeken onlardı. Ben sadece resmettim…” bu sözler Zehra Doğan’a ait.

Doğan, Mardinli küçük bir kızın Batı’daki çocuklara seslendiği, günlüklerini yayınladığı ve çatışma bölgelerindeki resimleri sosyal medyada paylaştığı için 23 Temmuz 2016’da Mardin’de gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Önce Aralık 2016’da görülen ilk duruşmada serbest bırakıldı. 141 gün tutuklu kaldığı süreç içinde cezaevinde yaptığı resimleri yine ismini “141” koyduğu sergide sergiledi. 2 yıl 9 ay hapis cezasının onanmasıyla 2 Haziran 2017’de yeniden tutuklanarak Diyarbakır Cezaevi’ne gönderildi. Tutuklandıktan sonra “141” isimli sergisi Avrupa’yı teker teker gezdi.

İngiliz sokak sanatçısı Banksy’den Doğan’a destek

Doğan’ın resim ve gazetecilik faaliyetinden dolayı tutuklanması, uluslararası alanda da büyük tepki yarattı. Dünyaca ünlü İngiliz sokak sanatçısı Banksy, New York’ta Zehra Doğan’ı parmaklıklar ardında duvar resmini çizdi.

Doğan, Banksy’nin kendisi için çizdiği duvar resmi için, cezaevi idaresinden gizlice kaleme alıp ulaştırdığı bir mektupla Banksy’e teşekkür etti.

Saçından fırça, rokadan ve kahveden boya

İkinci kez tutuklanıp Diyarbakır Cezaevi’ne gönderilen Doğan’a bu kez cezaevi yönetimi tarafından resim malzemeleri verilmedi. Pes etmeyip cezaevinde gazeteler üzerine resim yapmaya devam eden Doğan, daha sonra kendi malzemelerini de kendi imkanlarıyla yapmaya başladı.

“Saçımı kesip fırça yapıyordum, kuş tüyünü fırça olarak kullanıyordum. Hiçbir şey yoktu. Sonra baktım, rokadan yeşil renk çıkıyor. Salçadan kırmızı renk yaptım. Sonra arkadaşlar zerdeçal getirdi ve herkes bir şey önerdi ve böylece dışarıda sahip olmayacağım kadar çok malzemem oldu.”

Cezaevinde çok zor şartlar altında resim yaptığını belirten Doğan, “Annem üzerine resim yapayım diye elbiseler etekler dikip getirmeye başladı. “Resim okuma” diyen insan model model elbiseler dikti. Yoksa o kadar kumaşı içeri sokmaları mümkün değildi. Bazen yönetim ‘bu etek değil’ diye geri gönderiyordu. Bir parça eteği bile içeri aldırana kadar canı çıkıyordu” diye anlatıyor o günleri.

Fotoğraf: Euronews

“Onların kirliliğini göstermek için regl kanıyla resim yaptım”

Cezaevi yönetimi tarafından uygulanan engellere rağmen resim yapmaya devam eden Doğan, yaşadığı bir olayla “kırmızı renge” nasıl ulaştığını şu sözlerle aktarıyor: “Yine koğuşta bir gün, arama yaptılar. Kahveden, nar kabuğundan yaptığım boyalara ve gazetenin üzerine yaptığım 20 resme el koydular. Sonra o resimleri yırtıp attılar, oturdum ağladım bu durum karşısında. Amed kırığı gibi bir kadın vardı, çok severdik; o yanıma geldi, ‘bu kızdan ne istiyorlar, bu ne rezalet, neredeyse kendi dışkısından resim yapacak’ diye yakınmaya başladı. Sonra başka bir arkadaş, ‘oldu olacak kandan da yap’ dedi. O zaman güldüm ama yönetim bütün malzemelerimi aldıkça, regl kanından neden resim yapılmasın ki diye düşünmeye başladım.”

Bunun üzerine cezaevinde kendi regl döngüsü bittikten sonra diğer kadınlardan da yardım istemiş Doğan: “Bize iğrençmişiz gibi yaklaşıyorlar. Regl olayı da öyle. Ataerkil mantık, kadınlara kirliymiş gibi bakıyor. Ben de bunu kullanarak onların kirliliğini göstereyim biraz dedim. O malzeme tek başına bir mesaj haline geldi. Cezaevinde herkesin regl döngüsünü ezbere biliyordum.”

“Bizler yanmış, o rengarenk halı gibiyiz”

24 Şubat 2019’da tahliye olduktan sonra Londra’ya giden Doğan, “Tate Modern”den bir teklif aldı.

Doğan’ın yıllardır belge olarak Nusaybin’den, Cizre’den, Sur’dan, Derik’ten, Dargeçit’ten topladığı, yanmış ve çok eskimiş bir halı, yamulmuş tencereler, yanmış ayakkabılar, kıyafetler ve yazmalar  “Tate Modern”de entelasyon olarak sergilenecek. Doğan bu objelere ilişkin duygularını şöyle aktarıyor: “O halıya bakarken hep şu aklıma geliyordu: Halı rengarenk. Ermeni, Arap, Süryani, Kürt herkesin bir arada yaşadığı Kürt coğrafyasında biz de o renkler gibi bir aradayken çok güzeldik. O halı gibiydik. Güzel bir örtü yaratmıştık o topraklarda. Ama işte onun gibi de yanmışız.”

Tate Modern’de enstalasyonu sergileneceği için sevinen ama bir yandan da içinin buruk olduğunu ifade Doğan, en çok da annesinin sergiyi göremeyecek olmasına üzülüyor: “Şimdi kendi topraklarımda bir şey yapamıyorum. Biraz buruk kalıyorum bu yüzden. Evet, sergi Tate Modern’de ama annem gelip göremeyecek. Oysa Diyarbakır’da yapsam, “Bak gördünüz mü güzel kızımı” diyecek konuya komşuya, akrabaya. Burada bir parlamenterin veya büyük bir sanatçının yaptıklarımı görmesi onu çok etkilemiyor, ama yaptıklarımı komşusu görse gururlanacaktı. Burada bir özgürlük var ama onun da işte böyle tadı buruk.”

Zehra Doğan Hakkında

1989 Diyarbakır doğumlu ressam ve gazeteci.

Çok küçük yaşta resim yapmaya başlayan Zehra Doğan’ın ressam olmasını ne ailesi ne çevresi tarafındanistenmemekteydi. Bir arkadaşının vesilesiyle girdiği, yetenek sınavdan başarıyla geçen Doğan, Dicle Üniversitesi Resim Bölümü’nde okumaya başladı. Resim bölümünden mezun olduktan sonra 2012 yılında Türkiye’nin ilk kadın haber ajansı olan Jin Haber Ajansı’nın (JİNHA) kurucu kadrosunda yer aldı ve gazetecilikle tanıştı. Hem muhabirlik hem de editörlük yapan Doğan, resim yapmayı da bırakmadı. ‘Ezidi Kadınların Çığlığı’ haberiyle Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü’ne layık görülen Doğan, 2015 yılında sokağa çıkma yasaklarının başladığı ilk günlerden itibaren başta Mardin olmak üzere bölgenin birçok yerinde görev yaptı. Mardin’in Nusaybin ilçesinde Doğan, uzun süre muhabirlik yaptı.

Kaynak: Euronews, BBC, DW

avatar
  Kaydol  
Bildir
21 Mayıs 2019