Operation1325 ve EAK Platformu Bir Araya Geldi

İsveç’te ve dünya genelinde savunuculuk ve eğitim yoluyla barış süreçleri ve çatışma çözümünde kadınların etkisini arttırmayı amaçlayan Operation 1325 çalışanları Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu kurucusu Gülseren Onanç ve IPM Çatışma Çözümü ve Arabuluculuk Programı Proje Yöneticisi Pınar Akpınar ile buluştu.

Operation 1325, Birleşmiş Milletlerin’in 1325 numaralı kararını uygulamak hedefiyle, kamuoyunu, karar alan liderleri ve sivil toplumu etkileyecek tartışma ve diyalog kanallarını genişletmek amacıyla platformlar oluşturuyor ve eğitimler veriyor.

Organizasyon 1325 numaralı karar konusunda farkındalık yaratmak ve bu kararın kapasitesini inşa etmek için Türkiye’de aktif olarak çalışıyor. Aynı zamanda, barış ve güvenlik ile alakalı her çalışmada kadınları seslerini duyurmak amacıyla destekleyen Operation1325, epeydir Türkiye’de çalışıyor olması neticesinde,  Türkiye sivil toplumunda oldukça geniş bir ağ ile tanışıklığı mevcut.

Türkiye’de çatışma süreçleri ve kadınların rolü ile ilgili STK’larla saha araştırması yapmak için İstanbul’a gelen Operation1325 direktörü Annika Schabbauer ve ekibine yeni katılan araştırmacılar, Eşitlik, Adalet Kadın Platformu Kurucusu Gülseren Onanç ve İstanbul Politikalar Merkezi  Çatışma Çözümü ve Arabuluculuk Programı Proje Yöneticisi Pınar Akpınar’la Platformun ofisinde bir araya geldi.

Araştırmacılar, haberlerden ve İsveç kurumlarının okudukları raporlardan edindikleri bilgilere göre, Türkiye’de sivil toplum alanının giderek daha da daraldığını ve bu alandaki insanların ve akademisyenlerin çalışma alanlarının giderek daha da kısıtlandığını gözlemlediklerini ifade etti.

Operation1325, Akpınar’a ve Onanç’a böyle riskli bir ortamda, akademisyenlerin ve STK’ların nasıl etkilendiklerini ve nasıl bir yol planı çizdiklerini sordu.

Kamusal alanın kısıtlanmasının Türkiye’de yeni olmadığını ifade eden Akpınar, bu sürecin, Cumhuriyetin kurulmasından bu yana devam ettiğinin altını çizdi: “Cumhuriyet, savaştan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkıntıları üzerine kurulduğunda,  milliyetçilik ve cumhuriyetçi ideoloji ilkeleriyle inşa edilmiştir. Tarihe baktığınızda, ordu çok güçlüydü ve Türkiye yıllar boyunca askeri darbelerle karşı karşıya kaldı, bu darbeler sivil alanı kısıtladı. Türkiye’nin ulusal güvenliği için görülen iki tehdit Kürt sorunu ve İslamcılıktı. Tüm bu darbeler sivil alanı kısıtlamak için yapıldı, çünkü sivil toplumun kendisi başlı başına bir tehdit oluşturuyordu.”

Bugün Türkiye’yi anlamak için tarihsel bağlamın iyi okunması gerektiğini ifade eden Akpınar, sivil alanın AK Parti hükümetiyle birlikte daha da kısıtlandığını anlattı: “Bu, AK Parti hükümetiyle başlayan bir şey değil, ancak AK Parti, özellikle 2016’da Türkiye’deki başarısız darbe girişiminden bu yana alanı daha da kısıtladı. Binlerce akademisyen, sivil toplum üyeleri, politikacılar hapse atıldı.”

Operation1325’in böyle bir ortamda güvenlik risklerinin EAK Platformu’nu ve genel sivil toplum kuruluşlarını nasıl etkilediğine dair sorusu üzerine, Gülseren Onanç korkuyla değil ancak cesaretle başarıyla ulaşılabileceğini söyledi.

“Yeni kurulan derneğimizle ve platformumda elimizden geldiğince objektif olmaya çalışıyoruz. Herhangi bir politik söylemi desteklemiyoruz, ama elbette bizim tarafımız kadın tarafı. Böyle olmaya da devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti ve muhafazakar hükümetler her zaman, Kürt hareketi ve kadın hareketinden korkmuştur. Bu yüzden kadın hareketi dinamik bir hareket ve uzun süredir de devam ediyor. Öte yandan kadın aktivistleri olarak akıllı olmalı, kendimizi korumayı bilmeliyiz. ”

Türkiye’de hükümetin kutuplaşmayı iktidarını korumak için kullandığının altının çizildiği toplantıda, Mart’taki yerel seçimlerin bu tablonun değişeceği sinyali verdiği konuşuldu. Onanç, uzun yıllardan sonra ilk kez muhalefet partilerinin bir araya gelmeyi başardığını ve muhalefetin koalisyonla iktidar partisini yenilgiye uğratabilececeğini gördük.”

Barış süreçlerinde kadın

Kürt sorunuyla ilgili barış süreçlerinde gençliğin ve kadının rolünün oldukça zayıf kaldığını ifade eden Akpınar, sürecin erkek egemen şekilde işlediğini ifade etti.

Akpınar, Türkiye tarafında, kadınlar arasında işbirliği ağının çok iyi gelişmediğini söyledi. “Toplumdaki kutuplaşma, kadın organizasyonları ve STK’lar arasında da mevcut ve bu süreçte işbirliği yapmadılar, ortak bir bildiri yayımlamadılar.” 

CHP’de başkan yardımcılığı yaptığı süreçte, anneler arasında dayanışma sağlamak için çabaladığını ifade eden Onanç, bunun için parti içinde eleştirildiğini ifade etti.

avatar
  Kaydol  
Bildir
9 Ekim 2019