Oya Baydar’dan Edebiyatımızın İlk Ekolojik Distopyası

Yazar Oya Baydar’ın Can Yayınları’ndan çıkan ‘Köpekli Çocuklar Gecesi‘ isimli son romanı iklim değişikliği ile yok olmaya yüz tutan dünyamızda br kadının çırpınışlarını anlatıyor. 23 Eylül’de düzenlenecek BM İklim Zirvesi ve 20 Eylül  İklim grevi çağrısı öncesi okunması gereken bir roman.

sanatindibi.com

Türk edebiyatının önemli isimlerinden yazar Oya Baydar’ın ‘Köpekli Çocuklar Gecesi’ isimli son romanı Can Yayınları’ndan çıktı. ‘Köpekli Çocuklar Gecesi’, gezegenimizi bekleyen yok oluş felaketinin ortasında çırpınan insana dair çarpıcı bir roman.

“Dünyalı bir kadının tanıklığıdır bu, kulak verin”

Kitabın tanıtımında şu ifadelere yer verildi:

Bir zamanlar sekiz milyar insanın, yüz milyarlarca bitkinin, böceğin, hayvanın yaşadığı Dünya gezegeninde, henüz yıkılmamış, sulara gömülmemiş karanlık bir kulübede yaşamın sonunu bekleyen dünyalı bir kadının tanıklığıdır bu. Sıradan, gerçek insanın sesidir. Kulak verin, şifrelerini çözün, anlamaya çalışın.

Plastik adalarının doldurduğu denizler, eriyen buzullar, kurumuş dere yatakları, yaşam alanları istila edilmiş hayvanlar, her gün bir yenisine şahit olunan doğal felaketler… Taşları duyarsızlık ve sorumsuzlukla döşenen bu yolun sonunda bizi ne bekliyor? Biricik yaşam alanımız Dünya gezegeni insanın tahribatına daha ne kadar direnebilecek?”

“Köpekli Çocuklar’la İklim Çocukları’nın buluşması geleceği kurtarabilecek mi?”

Oya Baydar, edebiyatımızın ilk ekolojik distopyası denebilecek Köpekli Çocuklar Gecesi’nde hepimizin içten içe çok iyi bildiği ama birçoğumuzun umursamadığı küresel iklim krizine ve o krizin ortasında kalan insana çeviriyor kalemini.

Uzun yıllar sürecek kuraklıktan, susuzluktan ve savaşlardan sonra yaşanacak küresel tufan, yaşamı sona erdirirken umut, Köpekli Çocuklar’la yeniden yeşerecek mi? Köpekli Çocuklar’la İklim Çocukları’nın buluşması geleceği kurtarabilecek mi?”

Oya Baydar Hakkında

Oya Baydar, 1940’ta İstanbul’da doğdu. Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi’nde son sınıfta okurken yazdığı Allah Çocukları Unuttu adlı gençlik romanı nedeniyle neredeyse okuldan atılıyordu.

1964’te İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Aynı yıl bu bölümde asistan olarak çalışmaya başladı.

“Türkiye’de İşçi Sınıfının Doğuşu” konulu doktora tezinin Üniversite Profesörler Kurulu tarafından iki kez reddedilmesi üzerine öğrenciler olayı protesto etmek için rektörlüğü işgal ettiler. Bu olay ilk üniversite işgali eylemi oldu.

Daha sonra Ankara Hacettepe Üniversitesi’nde sosyoloji asistanı olarak işe başladı. 1971’deki 12 Mart Askerî Müdahalesi sırasında, TİP ve TÖS üyesi olarak sosyalist kimliği nedeniyle tutuklandı ve üniversiteden ayrıldı.

Yeni Ortam, Politika gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. 12 Eylül sırasında yurtdışına çıktı. 1992’ye kadar 12 yıl Almanya’da sürgünde kaldı. Burada, sosyalist sistemin çöküş sürecini yakından yaşadı.

1991’de yazdığı Elveda Alyoşa adlı öykü kitabıyla Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, 1993 yılında da Kedi Mektupları adlı romanıyla Yunus Nadi Roman Ödülü’nü aldı.

Türkiye’ye dönüşünde Tarih Vakfı ve Kültür Bakanlığı’nın ortak yayını olan İstanbul Ansiklopedisi’nde redaktör ve Türkiye Sendikacılık Ansiklopedisi’nde genel yayın yönetmeni olarak çalıştı.

Sıcak Külleri Kaldı romanıyla 2001 yılı Orhan Kemal Roman Armağanı’nı, Erguvan Kapısı’yla da 2004 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü aldı.

Kaynak: T24, Can Yayınları

avatar
  Kaydol  
Bildir
11 Eylül 2019