Pandemi Süreci ve Erkek Egosu

New York Times yazarı Nicholas Kristof, “Kadın liderler salgınla mücadelede daha iyi bir performans mı sergiliyor?” sorusu üzerinden pandemi sürecini yönetim kabiliyetiyle erkek egosu arasındaki ilişkiyi inceliyor.

Nicholas Kristof

Kadın liderler salgınla mücadelede daha iyi bir performans mı sergiliyor?

Koronavirüsle ilişkili olarak 13’ü erkek, 8’i kadınlar tarafından yönetilen 21 ülke için ölüm oranlarını derledim. Erkeklerin yönettiği ülkeler, milyon kişi başına ortalama 214, kadınlar tarafından yönetilen ülkelerde ise bunun beşte biri yani, milyon kişi başına 36 kişi koronavirüs kaynaklı ölüm yaşadı.

Eğer ABD, kadınların liderliğindeki bir ülkenin koronavirüs kaynaklı ölüm oranına sahip olsaydı, kaybedilen 114 bin kişiden 102 bininin hayatı kurtarılmış olurdu.

“Kadınların liderliğindeki ülkelerin, özellikle koronavirüs mücadelesinde iyi bir başarı sergilediği görülmektedir” diyor U.C.L.A.’de bir epidemiyolog olan Anne W. Rimoin. “Yeni Zelanda, Danimarka, Finlandiya, Almanya, İzlanda, Norveç belki de kadın liderlere atfedilen liderlik ve yönetim tarzları nedeniyle bu kadar başarılı oldu.”

Yıllar içinde başarız kadın liderlerle de karşılaştığımızı kabul ederek söze başlayalım. Gerçekten de, bir zamanlar bir kitap için yaptığım araştırmaya göre, dünyadaki kadın liderler, kız çocuklarının eğitimini geliştirme veya anne ölümlerini azaltma konusunda bile erkek meslektaşlarından daha iyi bir performans sergilememişti.

Yönetim kurullarında ve sivil toplum örgütlerinde kadın temsilinin fazla olmasının bir fark yarattığı konusunda sağlam araştırmalar mevcut ancak Covid-19 sürecine kadar daha kadınların daha iyi başkan veya başbakanlar olduklarına dair kanıtlar eksikti.

Bu süreci iyi yöneten liderlerin hepsi de kadın değil. Ancak kötü iş çıkaranların hepsi erkek ve çoğunlukla belli bir tipolojiyi temsil ediyorlar: otoriter, aşırı gururlu ve tehditkar. İngiltere’de Boris Johnson, Brezilya’da Jair Bolsonaro, İran’da Ayatollah Ali Khamenei ve ABD’de Donald Trump’ı bir düşünün.

Neredeyse milyon kişi başına 150’den fazla koronavirüs kaynaklı ölüm oranına sahip tüm ülkelerin liderleri erkek.

Başkan Barack Obama’nın ulusal güvenlik danışmanı olan Susan Rice, “Virüsle en iyi mücadele edilen yerlerin bazılarının kadınlar tarafından yönetilmesinin bir tesadüf olduğunu düşünmüyorum: Yeni Zelanda, Almanya, Tayvan” dedi. “Ve işlerin kötü şekilde gittiğini gördüğümüz yerlerde – ABD, Brezilya, Rusya, İngiltere – ise yüksek seviyelerde erkek egosu ve küstahlık görüyoruz.”

Bu farklılığın ego ve küstahlık ile çok ilgisi var.

Pennsylvania Üniversitesi’nden Dr. Hezekiel Emanuel, “Sık sık erkek sürücülerin asla yön sormadığı konusunda şaka yapıyoruz” dedi. “Aslında bunun kadın liderlerin uzmanlığı tanıma ve uzmanlardan tavsiye isteme, erkeklerinse öne atılıp her şeyi bildiklerini düşünmesiyle ilişkilendirilebileceğini düşünüyorum.”

Haklı. Bu süreci en iyi yöneten liderler, halk sağlığı uzmanlarına alçakgönüllü bir şekilde danışıp hızla hareket edenler oldu ve birçoğu kadındı; Buna karşılık, her şeyi eline yüzüne bulaştıran erkek otoriteler ise uzmanlardan şüphelenip kendini beğenmiş bir tavır sergiledi.

“Gerçekten anlıyorum,” dedi Trump, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerini Mart ayında ziyaret ettiğinde. Etrafı tıp uzmanlarıyla doluydu. “Belki de doğal bir yeteneğim var” diye ekledi ve bir bilim insanı olup olmayacağını sorguladığı bir an oldu.

Uluslararası alanda, kadınlar erkekleri liderlik anlamında geride bıraksa da, ABD içinde aynı şekilde olmadı. Bazı kadın valiler iyi, bazıları kötü performans sergiledi, bu yüzden belirgin bir cinsiyet farkından söz etmek mümkün değil.

Bu başarı belki de kadın liderlerle ilgili değil,  kadın lider seçen bir ülke olmakla ilgilidir.

Ortalama olarak daha fazla kadın yöneticiye sahip şirketler, daha az kadına sahip olanlardan daha iyi performans sergiliyor, ancak analistler, bunun nedeninin sadece kadın liderlerle ilişkili olmadığını düşünüyor. Şirket kültürü olarak üst düzey kadın yöneticilere kapı açan şirketler,  yenilikleri benimsemeye daha istekli  oluyor ve daha yüksek karlılığa yol açan bu yenilikçi ruh olabilir. Benzer şekilde, kadın başbakanları seçmek isteyen ülkeler de epidemiyologları dinlemeye daha eğilimli ülkeler olabilir.

Ama yine de liderliğin kendisinde de bir fark olduğunu düşünüyorum.

Eski İsveç Dışişleri Bakanı Margot Wallstrom, gösterişten uzak, kapsayıcı ve kanıta dayalı liderlik özelliklerine sahip kadınlardan örnekler vererek “Kadınlar genellikle erkeklerden çok farklı bir tarzda liderlik ediyorlar” diyor.

Wallstrom ayrıca halk sağlığının birçok kadın lider için geleneksel bir kaygı olduğunu belirtiyor. Stanford Üniversitesi’nde sağlık ekonomisi uzmanı Grant Miller, eyaletlerin tek tek 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında kadınları seçmeye başlamasıyla, bu eyaletlerin sanitasyon ve halk sağlığına daha fazla yatırım yaptığını ve yılda yaklaşık 20 bin çocuğun hayatını  Erkekler bu nedenle kadınların oy hakkından faydalanan en büyük kesim oldu.

Kadın politikacılar için bir tuzak da küstahlığın erkek adaylar için etkili olabileceğidir, ancak araştırmacılar hem erkek hem de kadın seçmenlerin kendini beğenmiş kadınlara oy vermeyi tercih etmediğini söylüyorlar. Bu, siyasetteki kadınları gösterişten uzak bir şekilde, etkili iletişim kurma sanatında ustalaşmaya zorluyor ki bu da bir pandemide ihtiyaç duyulan şey.

Epidemiyolog Rimoin “Belki de onları zirveye ulaştıran beceriler, şu anda bir ülkeyi bir araya getirmek için gerekli olan becerilerdir”.

avatar
  Kaydol  
Bildir
16 Haziran 2020