PODEM Araştırması: Kadınların Gözünden Türkiye

Kamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları PODEM,  Türkiye’deki kadınların siyasete dair algı, tutum ve beklentileri farklılıkları ve gündelik hayata yansımalarıyla analiz eden araştırma yayımladı.

 

Yaşama Dair Vakıf’ın (YADA) katkılarıyla yürütülen saha araştırmasının niceliksel ayağı 2018’in Kasım, Aralık ve 2019’un Ocak ayında, 12 farklı şehirde (İstanbul, Çanakkale, İzmir, Bursa, Ankara, Adana, Kayseri, Samsun, Trabzon, Erzurum, Van ve Diyarbakır) kent nüfusunun bölgeye oranı gözetilerek ve yaş, siyasi parti tercihleri, SES statüsü kotaları dikkate alınarak rastgele seçilen toplamda 2.832 kişilik bir örneklem grubuyla gerçekleştirildi.

Makro alanda siyasete bakışlarını Türkiye’nin güncel siyasi meseleleri ve dış politika alanındaki tartışmalar üzerinden yorumlayan kadınlar, diğer yandan tüm bu siyasi gelişmelerin mikro seviyede kendi hayatlarını ve gündelik kaygılarını nasıl etkilediğini bizlerle paylaştı.

Derinlemesine mülakatlar ve anket çalışmasının öne çıkan bulguları şu şekilde

• Derinlemesine görüşmeler ve bulanık bilişsel haritalama sırasında, siyasetin anlamı ve itibarını değerlendiren kadınların büyük bir çoğunluğu, siyaseti olumsuz kavramlarla nitelendirdi.

Kadınların yarısı siyasi gerilimlerden rahatsız

Siyaset “kavga ve karmaşa ortamı” şeklinde tasvir edilirken siyasi alanın, “adaletsizlik”, “hırsızlık”, “riyakarlık”, “yalancılık”, “samimiyetsiz”, “kendi çıkarlarını düşünerek hareket etme”, “kutuplaşma” ve “çatışma” kavramları üzerinden tartışıldı.

Görüşülen kadınların %55’i günümüzdeki siyasi gerilimlerden rahatsız olduklarını dile getirdiler.  “Yetkinin kötüye kullanılması” ve “yalan söylemler” siyasetin tüm yaşlardan kadınların gözündeki etkisinin ve itibarının azalmasındaki en belirgin unsurlar olarak öne çıktı.

• Öne çıkan bir diğer bulgu, siyasetin toplum ve vatandaşın taleplerine cevap vermediğine yönelik algı oldu. Siyasi parti tercihi farketmeksizin kadınların birçoğu, siyasetin beklentilerini karşılayamadığı ve vatandaşın kaygılarını dikkate almadığı görüşünü paylaştı.

Bununla birlikte, siyasetçilerin daha çok kendi çıkarlarını gözettiklerine dair geniş bir algı var. Bu görüşü, kadınların siyasi ideolojisini veya görüşünü temsil eden kurumlara yönelttiği önemli bir eleştiri ve değişim talebi olarak okumak mümkün.

Kadınlar, siyasetin halkın talep ve ihtiyaçlarını daha çok merkeze alması gerektiği ve bu konuda özellikle yerel yönetimlere önemli görevler düştüğünü belirtiyor. Makro perspektiften bakıldığında bu eleştirilerin siyasi parti tercihlerinde bir değişime gidileceği izlenimini vermediğini de ayrıca belirtmek gerekir. Kadınlar, eleştirilerini ve değişim taleplerini yine halihazırda destekledikleri siyasi partilere yöneltiyorlar.

Siyaset kadınların hayatını tümüyle etkiliyor

• Özellikle derinlemesine görüşmeler sırasında kadınlar, siyasetin gündelik hayatlarındaki neredeyse her şeyi etkilediğini belirtiyorlar. Mahalli seviyede kentsel dönüşüm çalışmalarından imar affı ve sokak temizliğine, marketteki ürün fiyatları, gıda güvenliği ve ürün kalitesinden diğer belediye hizmetlerine kadar birçok konu siyasetin görünür olduğu alanlar olarak dile getiriliyor. Makro seviyedeki siyasi tutumların ve gündem konularının gündelik hayatlarını ve sosyal ilişkilerini etkilediğini belirten kadınlar, anket çalışması sonuçlarına göre özellikle ekonomik gelişmelerin yaşamlarını olumsuz etkilediğini düşünüyorlar.

• Anket çalışması, kadınların siyasete inancının düşük olduğu ve gerilimlerden rahatsızlık duyduğunu ortaya koyuyor. Kadınlar siyasetin hayatlarını önemli ölçüde etkilediğini ve tüm olumsuz çağrışımlara rağmen siyasetin topluma fayda sağlayabilecek bir araç olarak kullanılabileceğini düşünüyorlar. Öte yandan kendilerini aynı oranda siyasetin dışında hissediyorlar ve gündelik hayatlarında siyaset konuşmamayı tercih ediyorlar.

Milletvekili olmak isteyen kadınların oranı yüzde 29

• Siyasi etkinliklere ve siyasi alana katılım konusunda kadınların aktif rol almadıkları görülüyor. Hem anket çalışmasında hem de derinlemesine görüşmelerde öne çıkan eğilim, kadınların siyasi temsiliyete aday olmak istemediği yönünde (Milletvekilliğine aday olmayı istememe oranı %50,4, ‘‘Belediye başkan adayı olmak istemem’’ diyenler %51,4).

Diğer taraftan, ‘‘Aday olmak isterim’’ diyenler azınlıkta kalsalar da dikkat çeken bir paya sahipler (%29,7 milletvekili adayı olmak istiyor, %30,3 belediye başkan adayı olmak istiyor, %26,7 belediye meclis üyesi olmak istiyor).

Sivil toplum çalışmalarına katılım düşük

Siyasi etkinliklere paralel olarak, sivil toplum çalışmalarına katılım oranının da Türkiye toplumunun genelinde olduğu gibi kadınlar arasında da belirgin oranda düşük olduğunu söyleyebiliriz (Katılımcıların yalnızca %9,4’ü bir sivil toplum kuruluşuna üye). Siyasete ve sivil toplum alanına katılımın düşük olması ve katılıma yönelik artan “isteksizlik” üzerine daha derinlikli çalışmaların yapılması gerektiğinin ayrıca altını çizmek gerekiyor.

Yerel yönetimlerden beklenti daha fazla

• Yerel yönetimlere dair görüş ve beklentilerde öne çıkan eleştiri merkezle yerel arasındaki “bağımlılık” vurgusu olurken, kadınların merkeze kıyasla yerel yönetimlerden beklentilerine daha fazla önem verdiğini ve somut taleplerle bu beklentilerini dile getirdiklerini görüyoruz. Belediyelerin gündelik yaşamı kolaylaştırmaya yönelik hizmet sağlıyor olması, belediyeleri kadınların gözünde hem daha önemli hem de daha erişilebilir kılıyor. Özellikle derinlemesine görüşmelerde kadınlar, belediyelerin makro siyasetin gölgesinde kaldığını eleştirerek bağımsız davranmadıklarını dile getirdiler. Bu bulguyu, belediyelerin bağlı oldukları siyasi partinin seçmen kitlesinden gelen talepleri daha çok önemsedikleri görüşü destekliyor. Bu eleştirinin farklı siyasi partileri destekleyen kadınların ortak sorun alanlarından biri olduğunu görüyoruz.

• Gündelik hayatta farklı toplumsal gruplarla etkileşimi ve mesafeyi irdelendiği sorularda ise, Türkiye’deki kadınların kendilerini en uzak konumlandırdıkları kesim Suriyeli mülteciler olarak öne çıkıyor. Suriyeli mültecilerin ardından kadınların mesafeli durdukları toplumsal grupları eşcinseller, Ermeniler ve Ateistler.

• Kadınların gelecek kaygılarına bakıldığında, öncelikli alanların sırasıyla (1) ekonomi; (2) eğitim; (3) güvenlik ve savaş kaygısı; (4) siyasi gidişat ve ülke istikrarı ile (5) temel hak ve özgürlüklerin korunması olduğunu görüyoruz. Gelecek kaygıları yaş ve siyasi parti bazında ortaklaşırken, bu kaygıların azaltılmasında günümüz siyasi dinamiklerinin yeterli etki gücüne sahip olmadığı fikri kendini tekrar belli ediyor.

Araştırmanın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: PODEM

 

avatar
  Kaydol  
Bildir
29 Ocak 2020