Seda Yılmaz Yazdı: Korona Günlerinde Dört Duvar Arasında

Yazar Seda Yılmaz, karantina halinin kadınlar üzerinde yarattığı yük üzerine yazdı: “Evden çalışan kadın arkadaşlarım arasında saçını tarayacak vakit bulamamaktan dert yanan da, ev işlerinden ve çocuk bakımından bunaldığı için tükenmişlik sendromunun eşiğine geldiğini söyleyen de var.”

Görsel: Louise Bourgeois, Femme Maison // 5 Harfililer

Seda Yılmaz

Önüme bir tweet düştü. “Karantina özellikle erkek milletinin ayarını bozmuş. Ekmek falan pişiriyorlar fırında. Entelektüel bir şey yapmak niye kimsenin aklına gelmiyor?” diye sormuş şair bir erkek. Kendisinin kafasındaki şablona hakimiz. Kadını özel alan ve değersiz sayılan ev işleriyle, erkeği kamusal alan ve mühim meseleler üzerine kafa yoran akılla bağdaştırıyor. Erkekler kendilerini entelektüel gelişimlerine adayabilir ve bununla böbürlenebilirler. Ne de olsa yemek yapmak, çamaşır ve bulaşık yıkamak, çocuk bakmak gibi görünmeyen emek kapsamındaki işlerle zihinlerini meşgul etmeleri gerekmez. Evde bunların çoğunu, genelde de hepsini üstlenen bir kadın vardır en nihayetinde.

Gündemin çalkantısından bir şeylere odaklanmakta güçlük çektiğim için Twitter ile Instagram arasında mekik dokurken bu defa Instagram’a daldım. Kısa süre önce çocuğu olan bir tanıdığım, bebeğin ayaklarının fotoğrafını paylaşmış ve iki saattir çorapları giydirmekle uğraştığını söylemiş. “Herkes bildiği işi yapsın,” minvalinde de bir şeyler eklemiş. Malum, ekmek yapmak gibi çocuk bakmak da erkekten çok kadının görevi kabul edilir.

Devlet erkânının ev yapımı OHAL’lerimiz çerçevesinde, gönüllü karantina altında yaşamamızı buyurduğu bugünlerde, evden çalışan kadın arkadaşlarım arasında saçını tarayacak vakit bulamamaktan dert yanan da, ev işlerinden ve çocuk bakımından bunaldığı için tükenmişlik sendromunun eşiğine geldiğini söyleyen de var. Hatta eşiyle apayrı iki karantina yaşadıklarından dem vuran bile mevcut. Bunların hepsi, tecrit halinin kadınların üzerindeki yükün üzerine yük bindirdiğinin göstergesi.

 

 

Aslında ev içinde cinsiyetler arasında eşit iş paylaşımı, salgından önce de pek parlak bir tablo çizmiyordu. Kadir Has Üniversitesi’nin Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması’nın sonuçlarına göre, erkeklerin ev toplamak, çamaşır, bulaşık, yemek ve temizlik gibi ev işlerine olan düşük katkısı 2020’de daha da düştü. Dünyaya baktığımızda da durum değişmiyor. Birleşmiş Milletler’in geçen yıl hazırladığı rapor, dünyada kadınların erkeklere oranla ortalama 3 kat daha fazla ücretsiz bakım verdiğini ve ev işi yaptığını ortaya çıkardı. Gülnur Acar Savran’ın dediği gibi, “Kadınların ücretli işlerde daha çok çalışmaya başlamalarıyla birlikte erkeklerin daha çok ev işi yaptıkları ve kadınların paylarına düşen bakım ve ev işlerinin azaldığı düpedüz bir efsanedir!”

Koronavirüsten korunmak için evden çalışma imkânı olanlar hanelerine çekilince, okullar kapanıp çocuklar uzaktan eğitime başlayınca halihazırdaki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerin daha da derinleşmesi kaçınılmaz hale geldi. Tüm aile fertlerinin evde olduğu bu olağanüstü zaman diliminde bakım emeğinden kim sorumlu olacak? Tabii ki kadınlar. Çocukların derslerinin planlanması, duygusal ihtiyaçlarının karşılanması, hobilerinin ve boş zaman aktivitelerinin yola konması hep kadınlara bakıyor. Ailenin yaşlıları ve hastalarıyla ilgilenenler de yine onlar. Tüm bunları kadınların halletmesi öylesine alışıldık bir durum ki, Ankara Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Hakan Kumbasar, TRT Haber’e çıkıp salgın süresince yemek ve temizlik yapan kadınlara teşekkür edilmesini önerebiliyor. Nedense ev içi eşit iş bölümünün öneminden bahsetmek gelmiyor aklına.

Karantina döneminde kadınların ev içindeki sorunları artan iş yükünden ibaret değil. Evin, her kadın için güvenli bir alan olmadığını biliyoruz. Şiddet failleriyle aynı çatı altında yaşayan kadınlar açısından “Hayat Eve Sığar” çağrısı ürpertici olmaktan öteye gidemez. Tecrit hali, hem kadınların şiddete uğradıkları mekânı terk edememelerine hem de şiddetten korunmak için yardım alabilecekleri kaynaklara ulaşmakta güçlük çekmelerine yol açıyor. Hatta bunun salgının doğurduğu evrensel bir mesele olduğu söylenebilir. Zira Fransa’dan İngiltere’ye, Brezilya’dan Çin’e pek çok ülkede erkek şiddetinde ciddi bir artış söz konusu.

Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz.

avatar
  Kaydol  
Bildir
15 Nisan 2020