Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Cinsiyet Eşitliği

BM Kadın Birimi’nin paylaştığı, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ilişkin ilerlemeyi ve 2019’da gelinen noktayı ortaya koyan rapora göre, dünya genelindeki ülkelerin 2030 yılına kadar cinsiyet eşitliğini sağlaması oldukça zor.

Geçtiğimiz ay, devlet ve hükümet başkanları, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi ve 17 maddelik Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin uygulanmasına ilişkin ilerlemeyi kapsamlı bir şekilde değerlendirmek için Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Görüşmelerde, BM Kadın Birimi ve BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ilişkin ilerlemeyi ve 2019’da gelinen noktayı ortaya koyan bir rapor paylaştı.

Raporda ortaya konan verilere göre, bazı ilerlemelere rağmen, dünya genelindeki ülkelerin 2030 yılına kadar cinsiyet eşitliğini sağlaması zor görünüyor.  Rakamlar endişe verici. Yasal ayrımcılık, sosyal normlar ve kadınlara yönelik şiddet konularındaki ilerlemeler oldukça yetersiz. 106 ülkeden gelen son veriler, evli ya da bekar, yaşları 15 ve 49 arasında değişen kadın ve kız çocuklarının yüzde 18’inin yıl içinde fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kaldığını gösteriyor. Ve en az 45 ülkede, kadınları ev içi şiddete karşı korumaya yönelik hiçbir kanun bulunmuyor.

Veriler ayrıca, yaşam standardı açısından da kadınların erkeklerden çok daha geride olduğunu gösteriyor. Dünyadaki kadınlar ve kız çocuklarının aşırı yoksulluk içinde yaşama riski erkeklere kıyasla yüzde 4 daha yüksek ve 25-34 yaşları arasındaki kadınlarda bu oran yüzde 25’e kadar çıkıyor. Kadınların ayrıca gıda güvensizliği yaşama riski de erkeklerden daha yüksek.

“Kimseyi geride bırakma” yaklaşımı yalnızca kimlerin mevcut kalkınma stratejilerinden dışlandığını değil, aynı zamanda bu kişilerin marjinalize edilme ve dışlanma boyutlarını da ortaya koymayı amaçlar. Örneğin gelir, konum ve etnik kökenle ilgili farklılıklar bir araya geldiğinde, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimden, temiz su ve insana yakışır işe kadar sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından büyük uçurumlar meydana geliyor. Rapordaki veriler de ülkeler arasındaki eşitsizliğin giderek arttığını, yoksul, kırsal kesimde yaşayan ve marjinalize edilmiş kadın ve kız çocuklarının daha dezavantajlı durumda olduğunu gösteriyor.

  • Kolombiya’da, kırsal kesimde yaşayan kadınların (18 ve 49 yaşları arasında), kentte yaşayan kadınlara oranla doğum sırasında nitelikli sağlık bakımından yoksun olma ihtimali 12 kat daha fazla.
  • Pakistan’da, kırsal kesimde yaşayan yoksul Sindhi kadınların (18 ve 49 yaşları arasında) yüzde 40,6’sı, kentli Pencaplı kadınların ise yüzde 2,4’ü yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.
  • Nijerya’da, 15 ve 49 yaşları arasındaki kadın ve kız çocuklarının yüzde 55.4’ü, erkek ve erkek çocuklarının ise yüzde 38.3’ü altı yıldan daha az bir süre eğitim alıyor. Bununla birlikte, o ülkedeki en yoksul kırsal hanelerde yaşayan Fulanili kadın ve kız çocuklarının yüzde 99,4’ü, kentte yaşayan Igbolu kadın ve kız çocuklarının ise yüzde 5,5’i altı yıldan daha az bir süre eğitim alıyor.

Politika açısından, ölçümleme ilgili olanlar da dahil olmak üzere “kimseyi geride bırakma” stratejileri, daha fazla sosyal parçalanma, etiketlenme ve/veya savunmasız grupların suistimal edilmesi gibi sorunların önüne geçebilmek için kaçınılmazdır. İhtiyacımız olan şey, tarihsel olarak dışlanmış gruplara erişimi artıran kapsayıcı kalkınma stratejileri ve risk paylaşımı, gelirin yeniden dağılımı ve hizmet tedariği yoluyla dayanışma duygusu yaratan evrensel sistemler inşa etmektir İlerleme ancak bu şekilde sağlanabilir.

Kaynak: Ginette Azcona / UN Women 

Rapora buradan ulaşabilirsiniz.

avatar
  Kaydol  
Bildir
25 Ekim 2019