TESEV ve KESK Ortak Raporu: “Kamuda Kadının Adı Yok Mu Oluyor?”

Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) eş genel başkanı Aysun Gezen tarafından hazırlanan “Kamuda Kadının Adı Yok Mu Oluyor?” başlıklı değerlendirme notunda, hükümetin uyguladığı istihdam politikalarının ve ekonomik krizin kamuda görev alan kadınların iş alanını daralttığı vurgulandı.

Gezen tarafından hazırlanan değerlendirme notunda, kamu alanındaki küçülme, kamu personeli sayısının azaltılması ve sözleşmeli, esnek, güvencesiz çalışmanın hâkim olduğu bir kamu personel rejiminin kurulması yönünde atılan adımların, kadın kamu emekçilerini çok daha olumsuz etkilediği kaydedildi.

Değerlendirmede, iş güvencesini ortadan kaldıran uygulamaların cinsiyet ayrımcılığını derinleştirdiği ve kadınları eve kapatmaya ya da ucuz iş gücü olmaya zorladığı belirtildi.

Kadınların rolünün anneliğe ve çocuk başta olmak üzere ‘bakım rollerine’ indirgendiğinin aktarıldığı notta, “Kadınların istihdama katılımı sınırlandırılıyor, kadınlar iş yerlerinde ayrımcılığa ve mobbinge maruz kalıyor, ‘kadının yeri evidir’, ‘kariyeri anneliktir’, ‘görevi erkeğe itaattir’ söyleminde somutlaşan zihniyet ve bu zihniyeti destekleyen uygulamalar, yasal düzenlemeler nedeniyle kadınların gerek kamusal alandaki, gerek istihdamdaki varlıkları ciddi bir tehdide maruz kalıyor” ifadelerine yer verildi.

Kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) düzenlenen ve yasalaşan güvenlik soruşturması, arşiv kaydı araştırması ve mülakatla işe alım gibi düzenlemelerle iş güvencesinin ciddi bir tehdit altına alındığına dikkat çekilirken, ekonomik krizle alım gücünün düşmesi nedeniyle düşük ücret alan ve çalışabilmek için bakım hizmetlerinin yüksek ücretlerini karşılayamayan kadınların bakım sorumluluğunu üstlenmelerine yol açtığı dile getirildi.

Notta, vergilerin arttırılması, kıdem tazminatının fona devri, işsizlik fonunun sermayedarlara teşvik olarak aktarılması gibi çalışanların haklarının, iş güvencesinin ortadan kaldırılmasına dönük uygulamaların da cinsiyet ayrımcılığını derinleştirdiği ve kadınları eve kapatmaya ya da ucuz iş gücü olmaya zorladığı ifade edildi.

Ekonomik krizle birlikte kadın emeğinin yoğun olduğu alanlarda, ilk işten çıkarılanların kadınlar olduğu belirtilen notta, “Bununla birlikte ekonomik kriz dönemlerinde kadınlar ya ucuz iş gücü olarak ele alınıyor ya da işten ilk çıkarılanlar oluyor. Bu da kadına yönelik ekonomik şiddetin yanı sıra fiziksel ve psikolojik şiddeti de arttırıyor. Her ne kadar kamusal kreşlerin önündeki engellerin kaldırılması adımını tedbir olarak açıklasa da bir sonraki maddede özel kreşlerin teşvik edileceğinin yazılması ücretleri açlık sınırına giderek yaklaşan kadınların bu maliyeti karşılayamaması ve işi bırakarak bakım hizmetlerini kendilerinin üstlenmesi anlamına geliyor. Özellikle kamusal olarak bakım hizmetlerinin verilmemesi kadını eve hapsetmek anlamına geliyor” denildi.

Değerlendirme notunda, kamu alanında cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi için çözüm önerilerine de yer verildi.

Çözüm önerileri şöyle sıralandı:

* Öncelikle kız çocuklarının eğitim almasını, eğitime devam etmesini sağlayacak düzenlemeler getirilmeli, karma eğitim esas alınmalı, çocuk yaşta evlilikler yasaklanmalıdır.

* Eğitim sistemi toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerini içerecek şekilde düzenlenmeli, çocukların gönenci, üstün yararı esas alınmalıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinin yetişkinler için de verilmesine, kamu kurum ve kuruluşlarında farkındalığın arttırılmasına yönelik çalışmalar yürütülmelidir.

* İş yerlerinde kadına yönelik mobbing, ayrımcılık, taciz gibi her tür şiddetin önüne geçecek önlemler alınmalı, yaşanması durumunda etkin bir şekilde soruşturulması ve cezalandırılması sağlanmalıdır.

* Kadınların çalışma yaşamına katılımı önünde önemli bir engel teşkil eden bakım hizmetlerinin aslen ebeveynlerin ortak sorumluluğu olduğu bilince çıkarılmalı, başta kreş olmak üzere bu hizmetlerin herkes tarafından eşit, parasız, bilimsel ve kamusal olarak alınması sağlanmalıdır.

* Eğitim ve sağlık başta olmak üzere kamusal alanın tümüne yayılan dinselleşme politikalarından vazgeçilmelidir.

* Kamu kurumlarının bütçeleri ve genel bütçe oluşturulurken toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilmelidir.

* Kadınların kamusal alana katılımını azaltacak, sınırlayacak, engelleyecek politikalara, kamunun ve kamu personel rejiminin dönüşümüne karşı etkili bir mücadele yürütülmelidir.

* Kadınların sürekli ve güvenceli istihdamını sağlayacak adımlar atılmalı; eşit işe eşit ücret verilmelidir.

* Kadınların aile, eş ve erkek üzerinden tanımlanmasına son verilmeli, bir kadın bakanlığı kurulmalıdır.

* İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere kadınlardan yana imza atılan uluslararası sözleşmelerin gereklilikleri yerine getirilmelidir.

* Özelleştirmeler iptal edilmeli, planlı bir ekonomi, kamucu politikalar hayata geçirilmeli, laiklik ilkesi uygulanmalıdır.

Kaynak: TESEV

avatar
  Kaydol  
Bildir
5 Kasım 2019