Türkiye’nin Aday Göstermediği GREVIO Başkanı Feride Acar: “Karar Siyasi”

Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nin denetim organı GREVIO’nun başkanlığını yürüten Prof. Dr. Feride Acar, yeni dönemde kurulacak komite üyeliğine Türkiye tarafından aday gösterilmemesini, “siyasi bir karar” olarak yorumluyor. Acar’la adaylık seçimlerini, GREVIO ve Başkanlığın kadın hareketi açısından önemini konuştuk.

Fotoğraf: Council of Europe

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi)’nin 66. maddesi gereğince kurulan GREVIO’nun Başkanı Prof. Dr. Feride Acar, yeni dönemde aday adaylığı için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na başvuruda bulunmuştu.

Ancak Bakanlık, kadın örgütlerinin yoğun desteğine rağmen, GREVİO’nun iki dönemdir başkanlığını yürüten, ODTÜ siyaset sosyolojisi öğretim üyesi Prof. Dr. Feride Acar’ın yerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla annesi Tenzile Erdoğan’ın adını taşıyan Kız Anadolu Meslek Lisesi’nde müdür olan Prof. Dr. Aşkın Asan’ı ‘tek aday’ olarak önerdi. Fakat taraf devletler GREVIO’ya aday ülkeler ‘tarafsız üç aday adayı gösterme kuralı’nı gözetmek durumunda.

Halen GREVIO Başkanlığını yürüten Acar, aday adaylarından beklenen bir dizi önemli nitelik olduğunu ifade ediyor:

“İnsan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddet gibi konularda en az 15 yıl deneyim ve bu konularda uluslararası düzeyde çalışmış olmak bekleniyor. Bu alanlarda araştırma ve uygulama projeleri yönetmek veya uluslararası kuruluşların yapıları içerisinde yer almak gerekiyor. Diğer önemli bir beklenti, bu tür Avrupa Konseyi kurumlarında söz konusu olduğu gibi, GREVIO adayının da tarafsız ve bağımsız aday olması. Zaten GREVIO üyeliğine seçildikten sonra bağımsızlık yemini edersiniz. Devletten bir talimat almayacağınıza dair, tamamen bağımsız ve tarafsız hareket edeceğinize dair yemin edersiniz. 

Adaylardan aranan nitelikler hem Avrupa Konseyi’nin, hem de Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde duyuruldu. Avrupa Konseyi bu niteliklere sahip kişilerin aday gösterilmesini bekliyor ve devletlerin üç aday gösterme hakları var. Bu biraz da seçimi yapacak olan İstanbul Sözleşmesi’ne taraf devlet temsilcilerinin daha iyi seçim yapabilmelerini, kimin daha nitelikli olduğuna bakarak karar vermelerini sağlamak için getirilmiş bir kural.”

Bu nitelikleri karşıladığını düşündüğü için aday adayı olduğunu belirten Acar, daha önce de iki kez seçilmesinin bunun bir kanıtı olduğunu söylüyor:

“Daha önce devletimiz tarafından aday gösterildiğim ve Avrupa Konseyi tarafından bu göreve seçildiğim göz önünde bulundurulursa, bu niteliklere sahip olduğum zaten tescil edilmişti. GREVIO tarafından da iki kez başkan olarak seçilmiş olmam da bunu açıkça gösteriyor. Ulusal ve uluslararası düzeyde deneyimli, kendisine ispat etmiş bir uzmanım. 16 yıl BM CEDAW, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin denetim komitesinin üyeliğinde bulundum, CEDAW Raportörlüğü ve Başkanlığı yaptım. Kadınlara yönelik şiddet konusundaki en güncel küresel standart olan CEDAW Genel Tavsiye35’i (GR 35) belirleyen görev grubunun başkanı olarak çalıştım. En önemlisi de, kadınlara yönelik şiddet konusunda Avrupa’da en temel bir referans haline gelen İstanbul Sözleşmesi’ni yazan uzmanlardan birisiyim. İstanbul Sözleşmesi’nin yapılması ve yürürlüğe girmesi için çok çaba sarf ettim ve bu da uluslararası kamuoyunda biliniyor.”

Fotoğraf: Hürriyet

Türkiyeli yetkililerin kendisine aday göstermemesine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadığını söyleyen Acar, aday tercihini liyakat dışı, siyasi nedenlere bağlıyor:

“Açıkçası neden aday gösterilmediğimi bilmiyorum. Hangi nedenlerle uygun veya yeterli görülmediğim hakkında Bakanlıkça herhangi bir açıklama ya da bilgilendirme yapılmadı. Bana da, ilgili sivil toplum kuruluşlarına da, kamuoyuna da. Objektif olarak bakılırsa, liyakat açısından değerlendirme yapılırsa niteliklerimin eksik, yetersiz olduğunu düşünmüyorum. Bu nedenle düşüncem, tercihin liyakat dışı nedenlerle yapıldığı, siyasi bir karar olduğu şeklinde. 

 Aday adayı gösterilmediğimi öğrendiğimde GREVIO Başkanı olarak Strasburg’daydım. Programım çerçevesinde Avrupa Konseyi’nin en üst düzey kişileri ve kurumlarıyla görüşmeler yaptım. Gelen habere herkes müthiş şaşırdı. Türkiye’nin beni aday adayı bile olarak göstermemesini kimse anlayamadı. Hem yurtdışında hem yurtiçinde aldığım reaksiyon, kimsenin böyle bir şey beklemediği, bunu hiç doğal karşılamadığı yönündeydi.”

Acar, GREVIO ve GREVIO Başkanlığı kadın hareketi açısından  önemini şöyle değerlendiriyor:

İstanbul Sözleşmesi birçok nedenle çok önemli. Kadınlara yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı en yeni ve ileri standartları getiren bir sözleşme. Sadece Avrupa’da değil tüm dünyada ‘altın standart’ olarak tanınıyor. Dolayısıyla toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen, savunan tüm kurum ve kişiler için dört elle sarılacak son derece önemli bir referans belge bu Sözleşme. Doğal olarak ülkemizde de kadın hareketleri bu sözleşmeye çok sahip çıkıyor; çok sayıda sivil toplum kuruluşunun katılımıyla kurulan İstanbul Sözleşmesi Türkiye İzleme Platformu da konuya verilen önemin bir sonucu. İstanbul Sözleşmesi, getirdiği standartlara uyacaklarını kabul ederek taraf olmuş devletleri yasal olarak bağlayan bir sözleşme. Bu sözleşmenin gereklerini yerine getireceğini ifade eden devlet, kadın sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışmayı da kabul ediyor. Bu sözleşme sayesinde kadın hareketlerinin kendi aralarında ve devletle işbirliği yapma çerçevesi doğuyor. 

İstanbul Sözleşmesi ve onun denetleme organı olan GREVIO çok yeni oluşumlar. Bütün yeni oluşumlar gibi gelişmeye, kök salmaya, tanınırlık, saygınlık kazanmaya devam ediyorlar. Bu süreçte devamlılık ve dünyaya açık olabilmek çok önemli. GREVIO Başkanlığı, bu gayretlerin başarısı açısından doğal olarak çok önemli ve etkili bir konumdur. 

Yeni dönemde, GREVIO’ya yeni bir başkan seçilecek. Türkiye’nin şimdi gösterdiği aday komiteye seçilse dahi, yani GREVIO üyesi olsa dahi, GREVIO Başkanı olması hiç gerçekçi bir beklenti değil. Buna karşılık, GREVIO ve Avrupa Konseyi çevrelerinde, aday gösterilmem halinde, üye ve başkan olarak göreve devam etmem bekleniyordu. Sonuçta, burada Türkiye açısından bir kayıp söz konusu. Bugüne kadar Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili olarak kazandığı çok olumlu bir konum ve prestij var. GREVIO Başkanı olan bir Türk, Avrupa’da ve tüm dünyada Türkiye’ye önemli görünürlük ve prestij getiriyor. Bunu kendi ellerimizle niçin feda ediyoruz anlamıyorum. Türkiye böyle bir olanağı neden kaybetmek ister, anlamış değilim.

Acar, GREVIO üyelerinin belirlenmesi gündeminin yanı sıra bir yandan da GREVIO’nun Ekim ayında yayımladığı Türkiye raporundaki tavsiyelerin uygulamaya geçirilmesi sürecinin başlayacağının altını çiziyor:

İki süreç önemli olacak. Ekim ayı itibariyle GREVIO’nun Türkiye raporu yayımlandı. Devlet ve sivil toplum açısından ilk bakılması gereken nokta, raporda önerilen tavsiyelerin mevcut mekanizmalar kullanılarak nasıl yerine getirileceği ve nasıl en hızlı ve etkili adımların atılacağı. Diğer taraftan sözleşmenin Türkiye’de daha iyi uygulanmasını sağlamak için neler yapılabileceği konusunda sürekli yeni inisiyatifler, daha etkili mekanizmalar geliştirmek de bu sürecin bir parçası.

Diğeri süreç ise, GREVIO’nun yeni üyelerinin ve başkanının belirlenmesi. Taraf devletler tarafından gösterilen adaylar arasından 10 yeni üye seçilecek. Seçim Nisan başında Avrupa Konseyi’nde taraf ülke temsilcileri tarafından yapılacak. Haziran ayında da yeni GREVIO kendi içinde yeni başkanını seçecek.

“Türkiye’nin Adayı Feride Acar Olmalıdır” 

İstanbul Sözleşmesi Türkiye İzleme Platformu bileşeni kadın örgütleri Türkiye’yi temsilen tek aday gösterilmesine ve Acar’ın aday adayı dahi gösterilmemesine tepki gösterdi. Platform, 97 kadın örgütünün imzasıyla ortak bir bildiri yayımladı.

Kadın örgütlerinin “Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi Denetleme Komitesi (GREVIO) Adayı Prof. Dr. Feride Acar Olmalıdır!” başlıklı bildirisi  şöyle:

Kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, bir insan hakları ihlali olan kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadele edilmesi için yöntemleri belirleyen en kapsamlı ve güncel uluslararası yasal araçtır. Bağımsız uzmanlardan oluşan İstanbul Sözleşmesi’nin izleme ve denetleme mekanizması GREVIO (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzmanlar Grubu) üyeleri taraf devletlerin temsilcilerinden oluşan Taraflar Komitesi tarafından seçiliyor. 31 Mayıs 2019’da ilk on üyesinin görev süresi sona erecek olan GREVIO’nun yeni dönem üyelerinin seçimi için taraf devletler 1 Şubat 2019 tarihine kadar en çok 3’er aday göstermeye davet edilmişti. Avrupa Konseyi Taraflar Komitesi’nin 1-2 Nisan 2019 tarihlerinde yapılacak 6. toplantısında GREVIO’nun yeni üyelerinin seçimi gerçekleştirilecek.

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü açıkladığı aday belirleme takviminde, belirlenen adaylarla ilgili kamuoyunun görüşlerine başvuracağını belirtmiştir. Buna rağmen gerek sözleşmenin oluşturulması gerek imzalanması gerekse de GREVIO’nun oluşturulması süreçlerinde aktif rol almış İstanbul Sözleşmesi İzleme Platformu’na üye kadın ve LGBTİ+ örgütleri, ön elemeden geçen adaylarla ilgili bilgilendirilmediği gibi hiçbir noktada görüşleri alınmamıştır. Buna karşın, Platform olarak, 25 Aralık 2018’de adayımızın Feride Acar olduğunu belirten mektubu ilgili mercilere iletmiştik.

Aday gösterme süreci 1 Şubat 2019 tarihinde bitecek olmasına rağmen, devlet tarafından adaylarla ilgili tarafımıza herhangi bir bilgilendirme yapılmamıştır. Hiçbir şekilde şeffaf yürütülmeyen bu sürecin neticesinde hükümete yakın bir kişinin aday gösterildiğine dair aldığımız bilgiler bizi şaşırtmıştır.

Hükümet, ismi GREVIO’yla özdeşleşmiş, Platformun adayı Feride Acar yerine, liyakat ilkesine uygun olmayan, bağımsızlık, tarafsızlık gibi adaylık kriterlerini karşılamayan bir aday göstermiştir.

Önemle vurguluyoruz, iktidarla ilişkisi bakımından bağımsızlıktan uzak, konu hakkında uzman olmayan biri aday gösterilmemelidir!

Platform olarak adayımızın Sözleşme’nin 66. Maddesinde ve diğer maddelerinde işaret edilen aşağıdaki özelliklere sahip olan ve halihazırda GREVIO’ya iki dönem başkanlık etmiş Feride Acar olduğunu bir kez daha yineliyoruz!

İnsan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddet, cinsel şiddet ve mağdurların korunması ve onlara yardımcı olma alanında yetkinliğe sahip olarak bilinen, yüksek ahlaki karaktere sahip olan veya Sözleşme kapsamında belirlenen alanlarda profesyonel deneyimini olan; Sözleşme’nin, diğer konuların yanı sıra ulusal azınlıklar ile ilişkilenme, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, yaş, sağlık durumu, sakatlık, medeni hal, göçmen veya mülteci olma durumu ya da benzeri herhangi bir temelde ayrım gözetmeksizin uygulanmasını gözetecek; Kadınların aşağı bir cins olduğu veya erkekler ile kadınlar için alışılagelmiş rollerin bulunduğu düşüncesine dayanan önyargıları, örf ve adetleri, gelenekler ve her türlü uygulamaları yok etmek amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesi perspektifine sahip; Kültür, örf ve âdet, din, gelenek veya sözde “namus”un Sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerinin bir gerekçesi olarak kabul edilemeyeceği konusundaki sözleşme hükümlerinin takipçisi olacak;

Sözleşmenin kadına karşı şiddetin toplumsal güç eşitsizliklerinden kaynaklandığ tespiti ve sorunun kadınların güçlendirecek politikalar ile çözülebileceği vurguları nedeniyle sosyal politikalar alanında birikimi olan; Şiddetle mücadelede mağdurun insan haklarını merkeze koyan bir bakış açısını içselleştirmiş; Kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddet alanında ilgili paydaşları (öncelikle STK’lar)ve organları temsil eden; Görevlerini bağımsız, tarafsız ve etkili bir şekilde yerine getirecek niteliklere sahip kadınlar olması gerekmektedir.

Prof. Dr. Feride Acar, Mart 2015’te Türkiye Cumhuriyeti tarafından, GREVIO üyeliği için önerilmiş ve Avrupa Konseyi tarafından bu göreve seçilmişti. Feride Acar, GREVIO üyeleri tarafından 2015 yılında oybirliği ile bu Kurul’un başkanlığına seçilmişti. Başarılı çalışmaları sonucunda, 12 Ekim 2017’de yapılan seçimler sonunda yine oy birliği ile GREVIO başkanlığı görevine ikinci kez seçilmişti.

1994 yılında ODTÜ Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı ve Yüksek Lisans Programı’nın kurulmasına öncülük ederek, 2003 yılına dek Program’ın kurucu başkanlığını yapan Feride Acar, kadın erkek eşitliği ve kadınların insan hakları konularında Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi kurumlar için uluslararası danışman, kurul üyesi ve kurul başkanı olarak görev yapmıştır. Feride Acar, İstanbul Sözleşmesi’nin yapımı müzakereleri dahil birçok uluslararası ortamda da Türkiye’yi temsil etmiştir. 1997-2018 yılları arasında Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komitesi’nde (CEDAW Komitesi) raportör, başkan yardımcılığı ve başkanlık görevlerinde bulunmuştur. Türkiye’nin imzasını taşıyan ve kadına karşı şiddet konusunda küresel mücadele için kritik önem taşıyan İstanbul Sözleşmesi’nin Avrupa’da ve tüm dünyada görünürlüğünün artırılması, etkili bir biçimde uygulanmasının sağlanması yönünde Türkiye’yi ve Sözleşmeyi etkili olarak temsil etmek açısından Prof. Dr. Feride Acar en doğru adaydır. Ayrıca İstanbul Sözleşmesi izleme mekanizması olan GREVIO’nun mevcut üyelerinin devamlılığı yeni bir sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nin taraf devletlerce etkin uygulanabilmesini de sağlayacaktır. İstanbul Sözleşmesi’nin denetim usulü hala oluşum aşamasında olup, sağlam bir zemine oturtulması açısından Feride Acar gibi baştan beri konunun içinde olan ve gerekli bilgi ve tecrübeye sahip, uzmanlığı uluslararası camia tarafından da kabul ve tescil edilmiş olan bir uzmanın bir süre daha bu işi yürütmesi oldukça önemlidir. Acar’ın ikinci kez kurula üye olması ve belki de tekrar başkan seçilmesi Avrupa ve dünya kadın hareketinden de geniş destek bulacaktır.

GREVIO üyeliği için halen GREVIO başkanlığını sürdüren Prof. Dr. Feride Acar’ın neden tekrar aday gösterilmediğini anlamakta güçlük çekiyoruz. Feride Acar, kadının insan hakları alanındaki çalışmalarıyla öne çıkmış, dünyanın 13 saygın akademisyeni arasında yer almış ve dünyada bu alanda en etkili 100 kadının insan hakları savunucusu arasında gösterilmiş biri iken, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin neden kendisini GREVIO adayları arasında bile göstermediğini anlayamıyoruz.

İstanbul Sözleşmesi’ne taraf devletlerin GREVIO’ya önerecekleri adaylara ilişkin 9. kuralında da açıkça tavsiye edildiği gibi, üye ülkeler mümkün olduğunca çok sayıda (yani 1’den fazla) aday gösterme çabası içinde olmalıdır. Bu tavsiyeye rağmen, tek bir ismin aday gösterilmesini İstanbul Sözleşmesi ve onun izleme kurulu ile ilişkiler açısından sorunlu buluyoruz.

Kaldı ki, kadınlara karşı şiddetle mücadeleye yönelik şu anki en önemli mekanizmalardan biri olan GREVIO’nun başkanlığı kendisine emanet edilmiş, uzmanlığı ve yeterliliği Avrupa Konseyi tarafından da tescil edilmiş olan Feride Acar’ı Türkiye’nin bu kurula üye adayı bile göstermemiş olmasını bir skandal olarak görüyoruz.

Bu yanlıştan bir an evvel dönülmesini ve 1 Şubat 2019 tarihine dek Feride Acar’ın Türkiye’nin adaylarından biri olarak Avrupa Konseyi’ne bildirilmesini talep ediyoruz.”

avatar
1 Toplam yorum
0 Yorumlara verilen cevaplar
1 Takipçiler
 
En çok cevap verilen yorum
En güncel tartışma
1 Yorum yapan yazar
Seçil tok yeni yorum
  Kaydol  
En güncel En eski En çok oy alan
Bildir
Seçil tok
Ziyaretçi
Seçil tok

Herzamanki gibi tek adam yönetimi ve iki dudağı arasında seçim yapıyor.akraba,tanıdık, eş, dost kim varsa biryerlerde. Getirildikleri makamlar konusunda bilgileri olsun yada olmasın, uzman olsun yada olmasın bakılmaksızın biryerlere gelmiş olmaları yeterli onlar için, boyat kültürü işte bu.

1 Şubat 2019