UNICEF Genel Direktörü Henrietta Fore: Çocuklar için 8 Endişe ve 8 Umut

UNICEF Genel Direktörü Henrietta Fore, çocukları tehdit eden sekiz nedeni ve bu tehditleri ortadan kaldırabilecek sekiz umut verici gelişmeyi anlattı.

Bianet

Bir açık mektup yayınlayan,UNICEF Genel Direktörü Henrietta Fore, çocuklara yönelik giderek büyüyen ve geleceğe ilişkin tehditlere dikkat çekti.

Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin kabulünün 30. yılı sebebiyle yayınlanan “Dünya Çocuklarına Mektup”ta Fore, devam eden çatışmaların, daha da kötüye giden iklim krizinin, gençler arasında zihinsel hastalıkların yaygınlaşmasının ve çevrim içi yayılan yanlış bilgilerin günümüzde çocuklara yönelik belli başlı tehditler olduğuna değindi.

Sözleşmenin ilk 30 yılına bakarken geleceğe de sonraki 30 yıla da bakmamız gerektiğinin altını çizen Fore, “Sizleri yakından ilgilendiren konularda günümüzün çocukları ve gençleri olarak sizlere kulak vermeli, yirmi birinci yüzyıl sorunlarına yirmi birinci yüzyıl çözümleri bulmak için birlikte çalışmaya başlamalıyız” dedi.

Bu durum karşısında Fore, “geleceğinizden endişe duymamın, buna rağmen ortada umut olduğunu düşünmemin sekiz nedeni” diyerek dünya çocukları açısından sorun oluşturan ve giderek büyüyen sekiz tehdide mektubunda değindi.

Bir sonraki kuşak hakkında endişeli ve umutlu olmamın 8 nedeni:

Mektubunda özetle Henrietta Fore, şöyle dedi:

  1. Temiz suya, temiz havaya ve güvenli iklime ihtiyacınız var

Neden endişeliyim: Tüm çocukların yaşamlarını sağlıklı biçimde sürdürebilmek için yaşanacak temiz bir çevreye, solunacak temiz havaya, yiyecek ve içeceğe ihtiyaç duyduğu hepimizin kabul ettiği bir gerçek. Ne var ki iklim değişikliği, bu temel hakların hepsine, aslında çocukları yaşatma ve çocuk gelişimi alanında son 30 yılda elde edilen kazanımların çoğuna zarar verebilecek niteliktedir.

2017 yılında elde edilen verilere göre yaklaşık 300 milyon çocuk, hava kirliliği zehir düzeyinin en yüksek olduğu bölgelerde yaşıyor. Buralardaki kirlilik düzeyi, uluslararası standartlarca belirtilen seviyeden altı kat daha fazla ve bu durum 5 yaşından küçük yaklaşık 600 bin çocuğun hayatını kaybetmesinde rol oynayıp, çocukların beyin ve ciğer gelişiminde kalıcı hasarlara neden olacak.

Ve 2040 yılına gelindiğinde, her dört çocuktan biri aşırı su sıkıntısı çekilen yerlerde yaşıyor olacak ve binlerce çocuk da kirli su yüzünden hastalanacak. Temiz, yeterli ve erişilebilir su kaynaklarının idaresi, korunması ve plastik atıkların yönetilmesi gibi kavramlar günümüzde çocuk sağlığını tanımlayan etmenler haline gelmektedir.

Bianet

Umut neden var: İklim değişikliğinin temel nedenlerine karşı hükümetler ve iş çevreleri birlikte hareket etmeli, Paris Anlaşması doğrultusunda sera gazı emisyonlarını azaltmalıdır. Bu arada, çevrenin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltacak uygulamalar bulma çabalarına birinci derecede öncelik verilmelidir.

UNICEF aşırı hava olaylarının etkilerini hafifletmek için çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmaların arasında fırtınalara ve tuzlu su sızmalarına dayanıklı su şebekesi tasarımları, okul binalarının güçlendirilmesi, hazırlık tatbikatlarının desteklenmesi ve toplum sağlığını güçlendirme sistemlerine yardım edilmesi de yer almaktadır.

Hava kirliliğinin önlenmesinde hükümetlerin ve iş çevrelerinin, fosil yakıt tüketiminin azaltılmasında, daha temiz tarımsal, sınai ve ulaştırma sistemleri geliştirilmesinde ve yenilenebilir enerji kaynaklarında ölçek büyütülmesini hedefleyen yatırımlar konusunda birlikte çalışması gerekmektedir.

  1. Dördünüzden birinin çatışma ve afet bölgelerinde yaşayıp okula gitme ihtimali var

Neden endişeliyim: Savaşın ilk mağdurları her zaman çocuklar olmaktadır. Bugün çatışmalara sahne olan ülke sayısı Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin benimsendiği 1989 yılından bu yana en yüksek düzeye ulaşmıştır. Günümüzde her dört çocuktan biri şiddetli çatışmaların ya da doğal afetlerin etkilediği ülkelerde yaşamaktadır; 28 milyon çocuk savaş ve güvensizlik gibi nedenler yüzünden evlerinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Bu çocuklardan pek çoğu okuldan birkaç yıl uzak kaldığı gibi gelecekteki eğitimleri ve kariyerleri açısından önem taşıyan eğitim belgelerinden de yoksun kalmaktadır. Çatışmalar ya da doğal afetler, çoğu başka ülkelere giden ya da kendi ülkesinde yerinden edilen 75 milyon çocuğun ve gencin eğitimini kesintiye uğratmıştır. Daha da kötüsü, eğitimsiz çocuklardan kayıp, hayal kırıklığı yaşayan ve öfkeli bir kuşak yaratılması ileride hepimizin bedel ödeyeceği tehlikeli bir risk sayılmalıdır.

Umut neden var: Kimi devletler mültecilerin eğitimlerini sürdürebilmelerini sağlamak üzere etkili politikalar uygulamıştır. Suriye Arap Cumhuriyeti’ndeki savaştan kaçan çok sayıda çocuk, Lübnan’a ulaştığında hükümet yüzbinlerce çocuğa zaten çeşitli zorlukların baskısı altında olan kamusal okul sisteminde yer bulabilmek gibi bir sorunla karşılaşmıştır. Uluslararası ortakların da yardımıyla bu sorun bir fırsata dönüştürülmüş, bir yandan Lübnanlı öğrenciler için eğitim sisteminde iyileştirilmelere gidilirken diğer yanda mülteci çocuklar okul sistemiyle bütünleştirilmiştir.

Dijital yenilikler bu alanda daha pek çok şey başarmamızda bize yardımcı olabilir. UNICEF bir ‘öğrenme pasaportu’ geliştirilmesinde Microsoft ve Cambridge Üniversitesi ile ortak çalışma içindedir. Bu dijital platform çocuklara ve gençlere kendi ülkelerinde ve sınır ötesinde öğrenme fırsatı yakalamalarını kolaylaştırma amacı taşımaktadır. Öğrenme pasaportu sığınmacıların, göçmenlerin ve kendi ülkelerinde yerlerinden edilen kişilerin bulundukları ülkelerde denenmekte ve pilot ölçekte uygulanmaktadır.

  1. Zihinsel sağlık konusunda konuşmak sakıncalı bir iş olmaktan çıkmalı

Neden endişeliyim: 18 yaşından küçükler arasında zihinsel sağlık bozuklukları son 30 yıldır sürekli olarak yaygınlaşmış ve depresyon gençler arasındaki engellilik durumlarının başlıca nedenlerinde biri haline gelmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) tahminlerine göre 2016 yılında kendine zarar verme sonucu 62 bin ergen hayatını kaybetmiştir. Günümüzde ise 15-19 yaş grubunda meydana gelen ölümlerin nedenleri arasında kendine zarar verme üçüncü sırada yer almaktadır.

Umut neden var: 14 yaşından önce belirtileri başlayan ve yaşam boyu süren zihinsel sağlık sorunları söz konusu olduğunda yaşa uygun destekleyici, önleyici, tedavi ve rehabilite edici müdahalelere öncelik tanınmalıdır. Ne var ki genç insanlar henüz erken aşamalarda yardım aradıklarında önlerine çıkan engel, toplumların zihinsel sağlık konusunu açıkça konuşmalarını engelleyen yerleşik damgalamalar ve tabulardır. Ama sevindirici bir şekilde, gençler bir alanda daha öncülük ederek, bu tabuların çözülmesinde rol oynamaya başlamıştır. Başkalarının da aynı şeyleri yapacak gücü kendilerinde bulmaları umuduyla hükümet dışı kuruluşlar kurmakta, uygulamalar geliştirmekte, farkındalık yaratmakta, zihinsel sağlık sorunlarına ilişkin kendi mücadelelerini ve çabalarını dile getirmektedirler.

  1. Aranızdan 30 milyonu doğduğu yerden başka bir yere göç etmiş durumda

Neden endişeliyim: En az 30 milyon çocuğun kendi ülkesinin sınırlarını aşıp başka ülkelere gittiği hareketli bir dünyada yaşıyoruz.
Bu çocukların doğdukları yerlerde güvenli, sağlıklı ve varlıklı bir yaşam kurma fırsatları yoktur. Göçün ardındaki neden umutsuzluk olduğunda çocuklar yasal izin olmadan göç yollarına düşebilir ve böylece sözde ‘düzensiz’ ya da ‘kaçak’ göçmen haline gelebilirler.

Bianet

Umut neden var: UNICEF’in tahminlerine göre on binlerce çocuk aileleriyle ya da kimi zaman tek başına yasal izin olmadan göç etmektedir ve bu da onları her tür olumsuzluğa açık hale getirmektedir. Hükümetler, göç yasalarının uygulanmasında çocukların yüksek yararlarını gözeterek çocuklara öncelik tanıyabilir. Hükümetler, mümkün olan durumlarda aileleri bir arada tutmalı ve gözaltına alma uygulaması yerine bakıcı aile ya da grup evleri gibi yararı kanıtlanmış alternatiflere başvurmalıdır.

Çocuk yaşatma ve çocuk gelişimini destek amaçlı sosyal politikalar ve programların en yoksul ve en marjinal konumdaki kentli çocuklara daha fazla dikkat etmesi gerekir. Kent yöneticileri, kentlerinde yaşayan çocuklara erişim ve fırsat eşitliği sağlarlarsa, kent yaşamı çocuk yaşatma ve çocuk gelişimi alanlarında gerçekten ileri hamleleri mümkün kılabilir.

  1. Harekete geçmememiz halinde aranızdan binlercesi resmen yok sayılacak

Neden endişeliyim: Her çocuğun yasal kimliğe, doğum kaydına ve yurttaşlığa sahip olma hakkı vardır. Ne var ki bugün dünyaya gelenlerin dörtte biri – hemen hemen 100 bin bebek- hiçbir zaman nüfusa kaydedilmeyebilir veya bir pasaporta hak kazanamayabilir. Ebeveynleriniz devletsiz kişilerse, baskı altındaki marjinal bir topluma mensupsa ya da ücra ve yoksul bir yerde yaşıyorsanız hiçbir zaman bir yasal kimliğiniz ya da nüfus kaydınız olmayabilir. Hatta size yurttaşlık tanınmayabilir ya da yurttaşlığınız elinizden alınabilir. Herhangi bir devletin sizi bu anlamda resmen tanımıyor oluşu nedeniyle sağlık, eğitim ve diğer kamu hizmetlerinden yoksun kalabilirsiniz.

Umut neden var: Birleşmiş Milletler dünyada yaşayan her insanın 2030 yılına kadar yasal bir kimliğe sahip olması hedefini belirlemiştir. UNICEF de tüm yeni doğumların nüfusa kaydından başlamak üzere hükümetlerin bu hedefe yönelik çabalarını desteklemektedir.

UNICEF Üye Devletleri 18 yaşından küçük herkesi Çocuk Haklarına dair Sözleşme uyarınca koruma yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırmaktadır. Buna, başka devletlerin yurttaşı olan kişilerin çocukları, göçmenler, sığınmacılar ya da yabancı savaşçılar da dâhildir; çünkü bunlar en başta ve her şeyden önce çocukturlar.

  1. Yirmi birinci yüzyıl ekonomisi için yirmi birinci yüzyıl becerilerine ihtiyacınız var

Neden endişeliyim: Dünyada 10 ile 24 yaşlar arasında 1,8 milyardan fazla genç vardır ve bu insanlık tarihinin tanık olduğu en kalabalık topluluklarından birini oluşturmaktadır. Bu kesim genellikle kendilerini çağdaş çalışma ve iş fırsatlarına hazırlayacak, 21. yüzyıl ekonomisinin gerektirdiği beceri ve bakış açılarını kazandıracak bir eğitime erişememektedir. Geçtiğimiz 30 yıl içinde ülkeler arasındaki göreli gelir eşitsizliği azalmış olsa bile mutlak anlamdaki eşitsizlik önemli ölçüde artmıştır ve bu yüzden düşük gelir düzeyindeki bazı çocuklar ve aileler geride kalmış, bu kesimler daha varlıklı akranlarının sahip oldukları fırsatlardan yoksun kalmıştır.

Umut neden var: UNICEF ve küresel ortaklarımız, gençleri geleceğin üretken ve sorumlu yurttaşları olarak hazırlamak üzere yeni bir girişim başlatmıştır. “Sınırsız Kuşak”, 2030 yılına kadar her gencin okulda, eğitimde ve öğrenimde ya da istihdamda olmasını sağlamayı amaçlamaktadır.

  1. Dijital ayak izinizin korunması gerekir

Neden endişeliyim: Sosyal medyanın çocuklar açısından yararları ve tehlikelerine ilişkin tartışmalar artık herkese daha aşina gelmektedir ve çocukları zorbalığa ve zararlı içeriğe karşı korumak için daha fazla girişime ihtiyaç duyulduğu kesindir. Çocuklar gündelik çevrimiçi yaşamlarını sürdürürken, sosyal medyada dolaşırken, arama motorlarını, e-ticareti ve hükümet platformlarını kullanırken, oyun oynarken, uygulama indirirken ve mobil konum hizmetlerinden yararlanırken binlerce veri parçasından oluşan dijital ayak izleri de birikmiş olmaktadır.
‘Büyük veri’ adı verilen dönemin, çocuklara etkili, kişisel ihtiyaçları karşılayan ve duyarlı hizmetlerin daha iyi sunulmasında bir dönüşüm yaratma potansiyeli vardır; ancak, çocukların güvenliği, özel yaşamı, özerkliği ve gelecekteki yaşam tercihleri konusunda olumsuz etkilere yol açma potansiyeli de bulunmaktadır. Çocukluk döneminde oluşturulan kişisel bilgiler üçüncü şahıslarla paylaşılabilir, kâr amacıyla ya da başta en güç ve marjinal konumdakiler olmak üzere gençleri sömürmek için kullanılabilir.

Umut neden var: Bugün hepimizin üzerine düşen görev, verilerin ve yapay zekânın yararlarını artıracak sistemler tasarlarken, özel yaşamın gizliliğini korumak ve haklarından faydalanırken insanları -özellikle de çocukları- güçlendirmek ve zararlı sonuçlara karşı korumaktır. Bu alanda birtakım girişimlere tanık olmaya başladık bile: Hükümetler, denetleyici ve düzenleyici yapılarını güçlendirmektedir; özel sektörden hizmet sunucular kendi rol ve sorumluluklarını kabul etmektedir; eğitimciler ise çocukların çevrimiçi dünyada güvenli biçimde dolaşabilmelerini sağlayacak donanımı nasıl elde etmeleri gerektiği konusunu düşünmektedir. Bu da bir başlangıçtır.

Çocukların sosyal medyayı kullandıkları durumlarda, sağladıkları bilgilerin hizmet sunucusu ya da diğer ticari şahıslar tarafından nasıl kullanıldığına ilişkin gerçek kabul ve ret seçenekleri bulunmalı, ayrıca kullanım koşulları da çocuklar için net ve anlaşılabilir olmalıdır. Örneğin, bazı çocukların kendilerinin de söylediği gibi, eski sosyal medya profilleri silinebilmelidir. Çocukların çevrimiçi davranışları izlenerek veri toplandığı durumlarda net, saydam ve erişilebilir gizlilik politikalarının varlığı çok önemlidir. Böylelikle çocukların bilinçli bir şekilde onay verme şansı artar, çocuklar haklarını daha iyi anlayabilirler ve toplanan verilerin ne amaçla kullanılacağını bilebilirler.

  1. Bugüne kadar görülen “en az güvenen” yurttaş kuşağı sizler olabilirsiniz

Neden endişeliyim: Araştırmalar, günümüzde pek çok çocuğun ve gencin çevrimiçi ortamlarda gerçeği kurgudan ayırmakta güçlük çektiğini, bunun sonucunda kuşağınızın kime ve neye güvenilebileceğini ayırt etmekte daha da zorlandığını göstermektedir.

Umut neden var: Sosyal medya platformları yanlış bilgilere karşı mücadele ve güvenilir kaynakların açıkça belirlenmesinde haber kuruluşlarıyla birlikte çalışma çabalarında ciddi görünseler bile yalnızca arz tarafındaki çözümlerle yetinemeyiz. Çocukların, kendilerini yaşadıkları dünyaya hazırlayacak eğitimi alma hakları vardır ve günümüzde bu hak çok daha ileri seviyede dijital ve medya okuryazarlığını, eleştirel düşünmeyi ve kanıtları tartabilmeyi içermektedir. Demokratik toplumlar gelecekte de var olsun istiyorsak, güveni yeniden oluşturmak üzere gençlerle kurumlar arasında anlamlı ilişkiler kurulması için çok çalışmamız gerekmektedir.

Kaynak: Bianet

*Metin Bianet’te yer alan orijinalinden kısaltılarak yazılmıştır.

avatar
  Kaydol  
Bildir
11 Ekim 2019