Yeni Bir Liderlik

Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde bir camiye yapılan ve 50 kişinin hayatına mal olan saldırı sonrası, Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern’in saldırıda yakınlarını kaybedenlerin yanında dimdik durarak, onların acılarını paylaşarak, bir liderin böylesine güç bir süreci nasıl bir incelikle yürütmesi gerektiğini gösterdi.

Gazeteci Zeynep Miraç Taner, Ardern’in yas sürecini, seçildiği günden bu yana siyasetin eril diliyle ve üslubuna karşı verdiği mücadeleyi ve bir kadın lider olarak başarılarını yazdı.

Fotoğraf: abc.net

ZEYNEP MİRAÇ

Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde bir camiye yapılan ve 50 kişinin hayatına mal olan korkunç saldırı, bütün dünyayı sarstı. Böyle büyük acılarla baş etmek zor; geride kalanları teselli etmek, yaraları sarmak ve topluma güven vermek, bir lider için en büyük sınavlardan biri.

Günlerdir Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern’in bu güç görevi nasıl incelikle yürüttüğünü izliyoruz.

Şiddete şiddet diliyle cevap vermeden, şiddetin pornografisine hizmet etmeden, kurbanları daha da kurbanlaştırmadan, odağı kaybetmeden, teröre siyasi gerekçelerle terör demekten imtina etmeden, kişisel ajandaları insanlığın önüne koymadan…

Seçildiği günden beri siyasetin eril diliyle ve üslubuyla mücadele eden Ardern, bu kadar büyük bir testin içinde tökezlemeden ilerliyor.

Saldırıda yakınlarını kaybedenleri ziyarete başörtüsü takarak giden ve üzüntüsünü gizlemeden, alelacele başsağlığı dileyip kaçmadan onlara tek tek sarılan, acılarına ortak olan Ardern; “yeni bir liderliğin” sayfalarını tek tek çeviriyor.

Amerikalı Müslüman insan hakları savunucusu Qasim Rashid’in sözleri bunun kanıtı: “Bir kamu hizmetlisinin bir trajedi karşısında bu kadar içten bir şefkatle ve sevgiyle davrandığını hiç görmemiştik. Dünyadaki siyasetçiler ders çıkarmalı”.

Fotoğraf: AAP

Başbakan olduğu gün hükümetini “odaklanmış, empati kuran ve güçlü” bir hükümet olarak tarif eden Ardern’in hayatı da bu sözcükler üzerine kurulu.

1980 doğumlu Ardern bir Mormon olarak yetiştirildiyse de, özellikle eşcinsel hakları konusunda kilisenin görüşleriyle uyuşmadığı gerekçesiyle bu inancı terk etti. Bugün kendisini agnostik olarak tanımlıyor. İdeolojik olarak hem sosyal demokrat hem de ilerici olduğunu söylüyor. Tabii bir de feminist olduğunu.

Dünyanın en genç kadın başbakanı Jacinda Ardern, Waikato Üniversitesi’nde siyasal iletişim okudu. Siyasete ilgisi, İşçi Partisi’nin kadim üyelerinden biri olan halası sayesinde gelişti. Marie Ardern, yeğeni Jacinda’yı henüz 19 yaşındayken bir milletvekilinin seçim kampanyasında çalışmaya teşvik etti. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre eski başbakan Helen Clark’ın ofisinde, bir süre de Londra’da Tony Blair’in ofisinde çalıştı. Zaman içinde İşçi Partisi’nin genç kanadının önemli figürlerinden biri haline geldi.

2008’de Uluslararası Sosyalist Gençlik Birliği başkanı seçildi; aynı yıl meclise girdi. Parti lideri Phil Goff onu öne çıkardı, gençlikle ilişkiler konusunda partisinin sözcüsü oldu.

2017 yılında ise partisinin en genç başkanı sıfatını kazandı. Henüz 37’sindeydi. Seçilmesinin ardından İşçi Partisi’ne bağışlar rekor kırdı; hem ülkesinde hem de dünyada olumlu bir değişimin öncüsü olarak karşılandı. Medya Jacindamania olarak tanımlıyordu yarattığı rüzgarı. Dünyanın bir bölümü, Trump sarsıntısını onunla atlatmaya çalışır gibiydi. (Ardern, 2017’de Trump’a karşı yapılan kadınlar yürüyüşünde yer almıştı ve onunla sert bir karşılaşma yaşamasına aylar vardı).

İşçi Partisi ve Yeşiller, su ve çevre kirliliği vergileri önerisi getirince çiftçiler ayaklandı ve Ardern’in memleketi Morrinsville’de bir protesto yürüyüşü düzenlediler. Ona karşı açtıkları “Güzel Komünist” pankartı, herkesten önce dönemin başbakanı Helen Clark’ın tepkisini çekti: “Bu pankart düpedüz kadın düşmanlığı”.

Ardern, partisinin başına geçer geçmez de –aynı konumdaki bir erkeğe sorulmayacak olan- şu soruyla karşılaşmıştı: “Çocuk doğuracak mısınız?”. Daha sonra yaptığı açıklamalarda, işverenlerin kadınlara annelik planlarını sormasını “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.

2017 sonundaki seçimlerde Ardern’in kampanyasının en önemli parçaları kürtajı Yeni Zelanda Suç Yasası’ndan çıkarmak ve çocuk yoksulluğunu bitirmekti (Ardern’in en çok eleştirildiği konulardan biri göçmen politikası. “Altyapının yetersizliği” ve ülkenin “nüfus artışı için yeterli planlaması olmaması” nedeniyle göçmen sayısının azaltılmasını savunan Ardern’in bu saldırıdan sonra kararının nasıl yönleneceği belirsiz.)

Seçimlerde partisi 45 koltuk kazandı ve Yeşiller’in desteğiyle, Yeni Zelanda Birinci Partisi ile birlikte koalisyon kurdular. Jacinda Ardern, böylece kadınlara seçme hakkını veren ilk ülke olan Yeni Zelanda’nın üçüncü kadın başbakanı oldu. Otoriter, kısıtlayıcı, popülist erkek liderlerinde arttığı bir dönemde empatiye önem veren, işbirliğini öne alan bir kadın lider olarak beklentileri arttırdı.

2018’in ilk günlerinde hamile olduğunu açıklarken “Aynı anda birden fazla işi yapan tek kadın ben değilim” diyordu, “Hem çalışıp hem de bebeği olan ilk kadın da değilim. Bunu daha önce yapan birçok kadın var”.

Fotoğraf: Mashable

Haziran ayında bir kızı oldu ve sıfatlarına Benazir Butto’dan sonra görevi sırasında doğuran ikinci başbakan sıfatını ekledi. Altı haftalık doğum iznini kullanıp işinin başına döndü. Hatta Birleşmiş Milletler toplantılarına bebeğiyle katıldı.

BM Genel Kurulu’na seslendiği konuşmasının vurguları dünya gençliğine daha fazla destek, toplumsal cinsiyet eşitliğine daha fazla dikkat ve küresel ısınmaya karşı daha fazla önlem üzerineydi. Yaklaşımında ırkçılık ve tecridin yerine nezaketi ve kolektivizmi koymasıyla Trump karşıtları arasında namı yürüdü. Zaten 2017 sonunda Vietnam’da yapılan bir zirvede Trump ile karşılaşmış ve aralarında gerilimli bir konuşma geçmişti.

“Bu hanımın seçilmesi ülkesinde hayal kırıklığı yarattı” demişti Trump.

Ardern’in cevabı gecikmemişti: “En azından bana karşı sokaklara dökülmediler”.

Ardern’in savunduğu politikalar arasında eşcinsel hakları ve küresel ısınma önemli yer tutuyor. 2018’de LGBTİ yürüyüşüne katılan ilk Yeni Zelanda başbakanı oldu. Küresel ısınma ve iklim değişikliğine karşı mücadeleye destek için okul kırıp eylem yapan öğrencilere de destek veren az sayıdaki liderden biri. Nükleer enerji karşıtı olduğunu da defalarca dile getirdi. Greenpeace’in okyanusta petrol aramaya karşı başlattığı kampanyaya destek verdi.

Milliyetçiliğin, muhafazakarlığın, tüketim politikalarının zirveye tırmandığı bir dönemde bir nefes alanı açtı.

Jacinda Ardern şimdi de dünyaya devlet yönetiminin adalet, dayanışma, merhamet ve saygıyı her şeyin önüne koyabileceğini; kısasa kısas yerine “hep birlikte iyileşelim” demenin gücünü gösteriyor.

Görmek isteyen gözlere…

avatar
1 Toplam yorum
0 Yorumlara verilen cevaplar
0 Takipçiler
 
En çok cevap verilen yorum
En güncel tartışma
1 Yorum yapan yazar
Tülay Ararat yeni yorum
  Kaydol  
En güncel En eski En çok oy alan
Bildir
Tülay Ararat
Ziyaretçi
Tülay Ararat

Bu güzel yazı için teşekkür ederiz, özellikle son paragraftan sonra belirtmek isterim ki; Allah’ın “Kahhar” ve “Cebbar” isimleri de var, ama “BismillahirRahmanirRahim” i tüm isimlerinden öne alarak bize, tüm insanlığa “Rahman” ve “Rahim” olarak seslenir. Bu seslenişi duyan ve uyan herkese selam olsun 🙂

19 Mart 2019