Yerel Yönetimler ve Toplumsal Cinsiyet: “Belediyelerde Kadın, Kadınlar için Belediye”

Önümüzdeki yıl Mart ayında yapılması beklenen yerel seçimler için partiler, pusulada yer bulacak isimleri belirlemek için adaylık müzakerelerini başlatırken, Türkiye’de partilerin iç dinamiklerinin belirleyici olduğu adaylaşma süreçleri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin genel bir tezahürü olarak karşımıza çıkan temsiliyet sorunlarını yeniden ele almak ve yerel yönetimleri katılımcılık yönünden tartışmaya açmak için çok doğru bir zaman.

Görsel: Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV)

TESEV’in İsveç Başkonsolosluğu ortaklığı ile “İyi Yönetişim” çalışma alanının bir parçası olarak yürüttüğü “Yerel Yönetişimde Kadının Güçlenmesi” projesi kapsamında geçtiğimiz yıl yayımlanan ve Ulaş Bayraktar tarafından kaleme alınan “Belediyelerde Kadın, Kadınlar İçin Belediye” başlıklı çalışma da bu tartışmaya değerli bir katkı sağlıyor.

Türkiye’deki büyükşehir belediyelerinde kadın temsili ve kadına yönelik hizmetler arasındaki ilişkiyi irdeleyen Bayraktar, yerel yönetimi hem temsil hem de hizmetlerin niteliği açısından toplumsal cinsiyet farkındalığı çerçevesinde ele alıyor. Bayraktar’a göre, 2014 seçimleri tablosuna bakacak olursak, Türkiye genelinde %3’e ulaşmayan kadın belediye başkanı oranı ve yüzde 10 civarındaki kadın belediye meclis üyesi oranı, yerel yönetimlerde kadın temsiliyetinin oldukça sınırlı olduğunu açıkça gösteriyor. Belediye yönetimlerinde kadın temsilinin güçlenmesi ve kadınların şehir yönetimine aktif katılımını sağlayacak politikaların gerekliliğinin altını çizmekle beraber, Bayraktar’ın yürüttüğü çalışmanın asıl odak noktası, kadın temsilinin daha yüksek olduğu belediyelerde kadına yönelik hizmetlerin niteliğini araştırmak.

Bayraktar’ın İstanbul, Ordu, Konya, Gaziantep ve Aydın büyükşehir belediyelerinde kadınların siyasi ve idari makamlardaki varlığını ve bu yönetimlerin kadınlara yönelik hizmetlerini irdelediği çalışma, bu belediyelerde kadınların toplumsal ve siyasal güçlenişine hizmet edecek politikaların beklenilen düzeyde olmadığını gösteriyor.

Kadınlar arasında siyasetin eril dilinin varlığını sürdürmesi, toplumsal cinsiyet farkındalığının kısıtlılığı ve kadına yönelik hizmetlerin kadına yüklenen toplumsal cinsiyet rol ve sorunlarını tekrar üretmesi sebebiyle bu sonuca varıldığını belirten Bayraktar, yerel yönetişimde kadının güçlenmesi için üç yeni yaklaşım öneriyor:

“1. Siyasetin eril dili, pratikleri ve dinamiklerinin keşfi için belgesel, fotoğraf, karikatür gibi görselliğiyle akademik dünyadan daha geniş bir alana ulaşabilecek etnografik çalışmalar yapılması ve bu çalışmalarla seçilmişler ve bürokratlara yönelik toplumsal cinsiyet duyarlılığı eğitimleri hazırlanması;

2. Kadın kooperatifleri gibi yeni platformlarla mevcut siyasete alternatif alanların yerel yönetimlerle etkileşim içerisinde çalışması ve bu yönde kamu-sivil toplum işbirliklerinin geliştirilmesi;

3. Bu alanlarda çalışmalar yürüten dünyanın farklı ülkelerinden aktör ve örgütlerle, kadınların uluslararası süreçlere aktif katılımının önündeki toplumsal ve finansal engelleri aşmaya yönelik siyasette başarılı olan kadınların anıları ya da biyografileri gibi anlatıların basılması ve uluslararası alanla işbirliği içinde tecrübe aktarımın sağlanması.”

“Belediyelerde Kadın, Kadınlar için Belediye” raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

*Kapak Görseli: Stanford Conference on Women’s Political Empowerment

avatar
  Kaydol  
Bildir
18 Ekim 2018