Yerel Yönetimlere “Cinsiyet Eşitliği” Uygulama Önerileri

Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG) Platformu, belediyelerde toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımının kurumsallaştırılması ve kadınların sosyo-ekonomik hayata katılımını desteklemek üzere cinsiyet eşitliği perspektifiyle yapılması gerekenler konusunda bir öneri listesi hazırladı.

Temmuz 2014’te çıkarılan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu belediyelere kadınlara yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek, geliştirmek ve bu amaçla sosyal tesisler kurmak, meslek ve beceri kazandırma kursları açmak, işletmek veya işlettirmek, bu hizmetleri yürütürken üniversiteler, yüksekokullar, meslek liseleri, kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapmak konusunda yetki ve sorumluluk vermiştir (m.7-v). Belediyeler bütün bu hizmetleri, oluşturdukları stratejik planlar aracılığıyla uygulayabilmektedir.

Bu gerekçelerle, KEİG Platformu, belediyelerin plan ve programlarında yer alması amacıyla birtakım öneriler oluşturdu. Belediyelerde ve belediyelerin sundukları hizmetlerde cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınların toplumsal ve ekonomik hayata katılımına odaklanan bu öneriler, KEİG’in faaliyet alanı olan kadın emeği ve istihdamı konusu ile sınırlandırıldı.

Platform, her ne kadar toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi bütünsel bir yaklaşım gerektiriyorsa da, eşitsizliğin yaşandığı diğer konuların o alanlarda deneyim ve birikim sahibi olan STK’lar tarafından doldurulacağına inandığını ifade etti.

Platform, önerilerini, “belediyelerde toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımının kurumsallaştırılması” ve “kadınların sosyo-ekonomik hayata katılımı” olmak üzere iki başlık altında topladı:

I. Belediyelerde toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımının kurumsallaştırılması ile ilgili öneriler:

Türkiye’de ve İstanbul’da belediye çalışanlarının cinsiyete göre dağılımı kadınların aleyhine vahim bir tablo sergilemektedir. Birçok belediyede kadın çalışanlarının oranı %20’nin altındadır. Hiyerarşik düzeyde kadın-erkek oranları ile ilgili bir bilgi bulunmamakla birlikte, belediye başkanlarının büyük bir çoğunlukla erkek olması, kadınların üst düzey yöneticiliğe yükselmekte ciddi engellerle karşılaştığına işaret etmektedir. Belediye yönetim ve hizmet birimlerinin cinsiyet eşitliğine yönelik olarak güçlendirilmeye ihtiyacı vardır.

  • Toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalık programları hazırlanması ve başkanlar da dahil olmak üzere tüm belediye ve bağlı kuruluş (örneğin toplu taşıma, zabıta vb) çalışanları ve belediye meclis üyelerinin bu programlara katılımının teşvik edilmesi. Bu programların bir eğiticinin anlatı monoloğu biçiminde değil, çalışanların tasarım aşamasından başlayarak aktif katılımının sağlandığı programlar olmasına özen gösterilmesi,
  • İşe alma aşamasından, meslek içi eğitime, işte yükselmeye ve maaş ve ücret dağılımına kadar, her aşamada kadınların karşı karşıya kaldığı ayrımcılığın sorgulanması ve dönüştürülmesini sağlayacak plan, program ve uygulamaların geliştirilmesi,
  • Belediyelerin kendi güncel kadın erkek çalışan sayılarını temel alarak, bu sayılarda kadınlar lehine ilerleme kaydetmek üzere stratejik plana hedef kadın kotası yüzdesi koyması. Bu kotaların,  hem genelde kadın çalışan sayısını artırmak hem de kadınlara kapalı erkek işlerine girebilmeleri için uygulanması. Her yıl bu alanlardaki gerçekleşmelerin raporlanması ve hedefin altına düşüldüğü takdirde, hedefin tutturulması için yeni yollar önerilmesi,
  • Tüm gelir ve harcamaların cinsiyete duyarlı analizlerinin yapılması ve her düzeyde cinsiyete duyarlı bütçelerin hazırlanmasının sağlanması. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, cinsiyete duyarlı bütçelemenin kamu yönetiminin her kademesinde, dolayısıyla belediyede uygulanmasının alt yapısını oluşturmaktadır. Cinsiyete duyarlı bütçenin faaliyet ve performans raporlarında yer alması. İki yılın sonunda hazırlanacak olan Strateji Planı revizyon raporunda bu alandaki çalışmaların değerlendirilmesi,
  • Tüm yazışmalarda ve belediye içi iletişimde cinsiyetçi dil kullanılmasına karşı önlem alınması,
  • Belediye Meclisi’nde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu kurulması; mevcut ise aktif çalışmaya teşvik edilmesi,
  • Belediye idari yapısı içinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Birimi gibi yapıların oluşturulması; mevcut ise aktifleştirilmesi,
  • Belediye içinde varlığını sürdüren cinsiyetçi pratiklere karşı mücadele amacını taşıyan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eylem Planı oluşturulması.
  • Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği için Avrupa Sözleşmesi’ni Türkiye’de sadece 24 belediye imzalamıştır. Cinsiyet eşitliğini amaçlayan bu sözleşmenin imzalanması ve uygulamaya geçirilmesi.

II. Kadınların sosyo-ekonomik hayata katılımını desteklemek üzere cinsiyet eşitliği perspektifiyle gerekli düzenlemeleri yapmak

Belediyelerin kadın çalışmalarında sosyo-ekonomik boyut, öneminin en çok vurgulandığı, buna karşın genelde bu konuda verilen hizmetin girişimcilik ve meslek kursları ile sınırlı kaldığı muğlak bir alana işaret etmektedir. Kadınlara yönelik mesleki eğitimler ise, belediyelerce çoğunlukla dikiş, çocuk bakımı gibi, kadınların hali hazırda yaptıkları işleri sertifikalandırmaya yönelik olarak verilmekte ve kadınları, aile içi rolleri ile sınırlandıran bir kısır döngüye sokmaktadır. Bu durumu aşmak üzere,

  • Kadınların toplumsal cinsiyet rollerini yeniden üreten alanlarda mesleki eğitim almasından ziyade, kadınlara ufuk ve umut verecek alanlarda fırsat yaratılması ve teşvik mekanizmaları ile desteklenmeleri. Mesleki eğitimlerin il bazında yürütülen işgücü ihtiyaç analizleri çerçevesinde ve kadın işi-erkek işi ayrımını aşındıracak bir perspektifle düzenlenmesi,
  • Kadınlara – cinsiyetçi yaklaşımlardan sakınarak- İŞKUR’la işbirliği içinde iş danışmanlık desteği sağlanması,
  • Kadınların istihdama katılmalarına yönelik faaliyetlerin sonuçlarının izlenmesi, ilgili veri tabanlarının güncellenmesi,
  • Organize Sanayi Bölgeleri ile işbirliği protokollerinin imzalanarak kadınların istihdamının teşvik edilmesi,
  • Ev eksenli çalışan kadınlar için tasarım/ ürün geliştirme, satış ve pazarlama desteği sunulması,
  • Kadınların yoğun olarak çalıştığı ev işçiliği, tekstil gibi işlerde görülen meslek hastalıklarına yönelik bilgilendirme yapılması,
  • Ebeveynlerin farklı yaşam ve çalışma koşulları ile uyumlu çocuk bakım hizmetlerinin tasarlanması; bunların mekân, süre, sunulan hizmetin türü ve ücretlendirme gibi açılardan hizmetin alanın durumuna göre çeşitlendirilmesi. Çocuklara verilen bakımın ve eğitimin kalitesini, ebeveynlerin gelir düzeyleri arasındaki farkların ve eşitsizliklerin etkilememesini sağlayacak önlemlerin alınması. Kreşin yanı sıra emzirme odalarının varlığının da kadın istihdamı açısından önem taşıyan bir başka fiziksel imkân olduğundan hareketle emzirme odalarının yaygınlaştırılmasının teşvik edilmesi,
  • Bağımlı aile bireylerine yönelik (yaşlı, engelli) bakım hizmetlerin artırılması ve mekân, süre, sunulan hizmetin türü ve ücretlendirme gibi açılardan hizmeti alanın durumuna göre çeşitlendirilmesi,
  • Göçmen kadın emeğinin değerli kılınması ve işgücü piyasasında ayrımcılıkla karşılaşmamaları için destekleyici hizmet verecek birimlerin kurulması,
  • Göçmen kadınların meslek kurslarına katılımının teşvik edilmesi ve göçmen ailelerinin çocuklarının da kreş hizmetlerinden yararlanması.
  • Kadınların sosyo-ekonomik hayata katılımının önündeki en önemli engellerden biri de kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddettir. Fiziksel ve psikolojik şiddet çoğunlukla ekonomik şiddetle birlikte ortaya çıkar. Kadınların, istihdam temelli kurslara katılımının engellenmesi, maddi kaynaklardan uzak tutulması gibi ekonomik şiddet biçimlerine maruz kaldığı bilinmektedir. Kadınların erkek şiddetine uğramadığı, can güvenliği endişesi taşımadığı, yerel hizmetlere mahalle ölçeğinde erişebildiği bir kent yaşamı için şiddeti önleyici önlemlerin alınması, bu alanda hizmet ve danışmanlık veren birimlerin artırılması, sığınma evlerinin açılması.

Kaynak: KEİG Platformu

avatar
  Kaydol  
Bildir
24 Temmuz 2019