Eşitlik Barıştır

Barış sözcüğünün terörle eşdeğer tutulduğu, “çocuklar ölmesin” dediği için Ayşe öğretmenin bir yıl hapis cezası aldığı, barış isteyen akademisyenlerin görevden uzaklaştırıldığı ve hapisle cezalandırıldığı bir dönemden geçiyoruz. Üstelik dünyada da son on yılda çatışmanın üç kat arttığı bir dönemdeyiz.

Olsun.

Biz yine barış isteyeceğiz, yurtta ve dünyada.

Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu olarak, biz kadınların eşitlik ve adalet mücadelesinin barışa çıkacağını biliyoruz.

Biliyoruz ki eşitlik varsa barış da var ve eşitlik yoksa barış da yok.

Platformumuzun açılış haftasında yaklaşan seçimler dolayısıyla, kadının siyasetteki eşitlik arayışını dillendirmiştik. Cumhuriyetin kuruluşundan beri kadının siyasette varlığının olmadığını, 24 Haziran seçimlerinde de bunun değişemeyeceğini söyledik. Partilerin seçim bildirgelerini incelediğimizde de toplumsal cinsiyet eşitliğinin içselleşmediğine tanıklık ettik.

Öte tarafta memleketimizde ve coğrafyamızda kutuplaşma, çatışma, şiddet sarmalı devam ediyor. Otuz beş yıldır devam eden kırk bin kişinin yaşamını kaybettiği Kürt sorunu hala siyasi bir çözüme kavuşmadı. Kürtlerin siyasi temsilcisi HDP’nin eş genel başkanları milletvekilleri belediye başkanları hapiste. Toplum etnik köken, siyasi tercih, dinsel inanışlar üzerinden kutuplaşmış durumda.

Bu ortamın altında birden fazla neden sıralayabiliriz. Biz bir tanesi söyleyelim;

Kadınların siyasette eşit temsil edilmemesi, karar mekanizmalarında yer almaması.

Barış ancak kadın erkek eşitliğinin gerçekte var olduğu zaman sağlanabilir. Toplumsal cinsiyet eşitliği barışın özüdür. Bu nedenle, platformumuzun ikinci dosyasını Kadın ve Barış olarak seçtik. Bu çerçevede düşüncenizi derinleştirecek, cesaretinizi arttıracak, dayanışma gücünüze destek olacak içerikler hazırladık.

Barış için Çalışan Kadın Örgütlerini Destekliyoruz

Barış kadının aktif katılımı olmadan sağlanamaz, biliyoruz. Bu yönde kadın dayanışmasını sağlayan Barış İçin Kadın Girişimi’nin, 689 haftadır Galatasaray meydanında toplanarak fail-i meçhul yakınlarını aramaya devam eden Cumartesi Anneleri’nin direnci kadın mücadelesine ışık tutuyor, ilham veriyor. Ancak OHAL baskısı ile birçok sivil toplum örgütünün kapatıldığını veya etkisiz hale geldiğine tanıklık ettiğimiz için üzgünüz. Ama en üzücü olanı kadın sivil toplum örgütleri ve aktivistler arasında da bir toplumsal barışın inşası konusunda bir ayrışma olduğunu gözlemlemek.

Bu aşamada Sabancı Üniversitesi’nden Profesör Ayşe Betül Çelik’in benim de katılımım ile gerçekleştirdiği bir çalıştayı da temel alan ve İstanbul Politikalar Merkezi tarafından yayınlanan Toplumsal Mutabakatta ve Çatışma Çözümünde Kadınların Rolü raporunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu çalışma toplumsal kutuplaşmanın yansıdığı, özellikle toplumsal cinsiyet, çatışma çözümü, barış gibi konularda sivil toplum alanında çalışan kadınların hangi alanlarda fikir birliğinde olduğu, hangilerinde ise aşılması zor güçlükler yaşadığını tespit ediyor, Kürt meselesinde tekrar çözüm arama yoluna girilirse nerelerden başlanacağına dair bize yol gösteriyor.

Bölgemizden bir kadın dayanışması ile barışı işleyen kadınlardan bir örnek olan Two Neighbors (iki komşu) projesini bir cesaret örneği olarak vermek istedik. İsrail ve Filistin arasında devam eden yıkımın ortasında kadınlar barış umudunu ayakta tutuyorlar. İsrail ve Filistin arasındaki küçük bir sınır kentinde, İsrail ve Filistinli kadınlardan oluşan küçük bir grup, birlikteliği sembolize eden bir iş kurarak birlikte çalışmaya başladılar. 2009 yılında doğan Two Neighbors  markası Filistin işlemelerini İsrail’in dikiş zanaatiyle birleştiriyor ve moda yoluyla barış için bir patika açıyor.

Birleşmiş Milletler Güvenli Konseyi (BMGK) 1325 numaralı Kararını Yaşama Geçirmeliyiz

Kadınların özellikle çatışma çözümündeki rolleri uluslararası belgelerce de tanınmıştır. Burada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 1325 no.lu kararı oldukça önemli bir yere sahip.8 Mart 2000 yılında kabul edilen bu karar, kadınları çatışmaların yalnızca kurbanları olarak gören bakış açısından onları çatışmaların çözümlenmesi, barışın inşaası ve korunmasında erkeklerle eşit şartlarda görev alan özneler olarak gören bakış açısına geçişin öneminin altını çizmektedir.

Türkiye’nin de imzacısı olduğu bu kararla; kadınların silahlı çatışmalardan korunması (protection), kadına yönelik şiddetin önlenmesi (prevention), kadınların her türlü siyasi ve toplumsal seviyede katılımlarının sağlanması (participation), silahlı çatışmaların getirdiği travmalardan kurtulmaları için gerekli ortamın oluşturulmasını (relief and recovery) hedeflenmektedir.

BMGK 1325 kararının imzacısı olan ülkeler kendi Ulusal aksiyon planlarını yapmakla yükümlüdür. Ancak bugüne kadar sadece 63 ülke Ulusal Planını yazdı. Türkiye’de bir Ulusal Eylem Planı yazılmış değil. Bir ulusal aksiyon planı nasıl olur diye soranlara İrlanda’nın ikinci 3 yıllık Ulusal Eylem Planı’nı örnek vermek istiyoruz. İrlanda Ulusal Eylem Planı‘nın başında şu söz yer alıyor; “Barış çatışmasızlıktan çok daha fazla bir şeydir. Sürdürülebilir barış kadınların bütün süreçlere aktif katılımı ile kurulabilir.” Eşitlik Adalet ve Kadın Platformu olarak Türkiye’de Yürütme erkinin ivedilikle bir Ulusal Aksiyon Planı’nı kadın sivil toplum örgütleri, akademisyenler, uzmanların katılımı ile yazması gerektiğini savunuyoruz.

Toplumdaki artan şiddet sarmalının olumsuz etkilerinin toplumun her alanına, özellikle de kadına yönelik şiddete sıçradığını araştırmalar söylüyor. Bu çalışmalardan yola çıkarak barışın/şiddetsizliğin ancak bütüncül bir yaklaşımla yakalanabileceğine inanıyoruz.

Türkiye’nin BM 1325 numaralı kararının uygulanması yönünde çalışan kurumlar var ve biz Eşitlik Adalet Kadın Platformu olarak bazıları ile iş birliği içindeyiz. Operation 1325 Platformumuzun kurulmasında bize destek olan İsveç merkezli bir şemsiye örgütü. Size Operation 1325’i birkaç soruda tanıtmaya çalıştık.

Diğer kuruluşlar ile de çalışma iş birliğimize devam edeceğiz. Ulusaleylem planlarının yazılmasına destek olan UN Womenkadın örgütlerinin barış mücadelesine destek olan Georgetown Women Peace and Security Center ve LSE Women Peace and Security Center ve Türkiye’de de aktif çalışmalar yapan Democratic Progress Institute-DPI ile yakın çalışmalar sürdüreceğiz.

Son olarak yine kadın örgütlenmesinin önemine vurgu yapmak istiyorum. Özgür kadın örgütlerinin bir araya gelerek sesini yükseltmesi ve kutuplaşan, zayıflayan toplumumuzda güveni ve barışı yeniden tesis etmek gibi çok önemli bir işlevi yerine getirmesi gerekiyor. Biliyoruz ki kadının eşitlik mücadelesi aynı zamanda barış mücadelesidir. Toplumsal cinsiyet eşitliği olmadan barış olmaz.

Eşitlik Barıştır.

Birlikte memleketimizde ve dünyada barışı tesis edeceğiz

Birlikte değiştireceğiz. 24 Haziran seçimleri bize bu yolda önemli bir fırsat sunuyor.

Barış ve sevgiyle kalın,

Gülseren Onanç

Eşitlik Adalet Kadın Platformu Koordinatörü ve Sözcüsü

*Cumartesi Anneleri Görsel:  MUSTAFA OZDABAK/ISTANBUL,(DHA)

avatar
  Kaydol  
Bildir
18 Haziran 2018