Sosyolog ve yazar Pınar Selek, yıllar önce yürüttüğü Kürt Hareketi araştırmasını kitaplaştırarak gündeme taşıdı. Selek’in yeni kitabı Başkaldırmak: Kürt Direnişi Üzerine Yasak Araştırma”, yıllar önce kriminalize edilen çalışmasının yeniden görünür hâle gelmesini sağlıyor. Selek’e göre bu kitap yalnızca eski bir araştırmanın yayımlanması değil. Yasaklanan bir hafızanın yeniden dolaşıma girmesi anlamına geliyor.

Pınar Selek, Bianet’e verdiği röportajda yıllar önce yaptığı araştırmayı yeniden gündeme taşıdığı yeni kitabı üzerinden, bir hafızanın nasıl susturulduğunu ve nasıl yeniden geri çağrılabileceğini anlatıyor.
Pınar Selek Kürt Hareketi araştırmasını hiçbir zaman yalnızca bir saha çalışması olmadığını, o araştırmanın içinde insanların ve tanıklıklar olduğunu söylüyor ve ekliyor “O araştırmada Bastırılmaya çalışılan bir toplumsal hafıza vardı. Bu yüzden araştırmasını yeniden yazmak kendime karşı bir borç olarak gördüm”.
“Araştırmamın ayrıntıları hücrelerime işlemiş gibi”
Pınar Selek “Bazı şeyler yalnızca arşivlerde kaybolmuyor, insanların bedenine yerleşiyor” diyor ve araştırmasına katılan insanların isimlerini vermemek için yıllarca sustuğunu anlatıyor. Kendisine hapiste yapılan işkence sürecinde bile araştırmayı korumaya çalıştığını söylüyor ve araştırmacı ile saha arasındaki mesafenin tamamen ortadan kalktığını düşünüyor. Kendini artık yalnızca araştırmayı yapan kişi olarak değil, araştırmanın bir parçası olarak da görüyor.
“Elimden alınan şeyleri bedenimde taşımaya başladım” diyen Pınar, bu nedenle yeni kitabını klasik bir akademik metin gibi kurmadığını, bilimsel verilerle kişisel hafızayı aynı anlatının içinde bir araya getirdiğini söylüyor.
Yeni kitap: Yasaklanan hafızanın geri dönüşü
Selek’in yeni kitabı Lever la tête: La recherche interdite sur la résistance kurde, yani “Başkaldırmak: Kürt Direnişi Üzerine Yasak Araştırma”, yıllar önce kriminalize edilen çalışmasının yeniden görünür hâle gelmesini sağlıyor. Selek’e göre bu kitap yalnızca eski bir araştırmanın yayımlanması değil, yasaklanan bir hafızanın yeniden dolaşıma girmesi anlamına geliyor. Selek, bir örgütün yapısından çok bir toplumun nasıl ayağa kalktığını anlamaya çalıştığını söylüyor.
“Bir anda yüz binlerceinsan nasıl ayağa kalktı?” sorusunun peşine düştüğünü söyleyen sosyolog Pınar Selek onu etkileyen şeyin tam olarak bu toplumsal dönüşüm olduğunu ifade ediyor.
“Hazinemizi saklamamız lazım”
Pınar Selek’e göre yasaklanan şey yalnızca bir dil değil. Bir kültür değil. Bir halkın hafızası. Bu yüzden röportajda anlattığı yaşlı kadın hikâyesi çok önemli bir yerde duruyor. Kadının kendisine “Hazinemizi saklamamız lazım” dediğini anlatıyor. Selek bu sözün ardından “hazine”nin ne olduğunu düşünmeye başladığını söylüyor. Sonunda bunun kültürel hafıza olduğunu fark ettiğini anlatıyor. Müziğin, dansın, gündelik hayatın ve ilişkilerin bu hafızayı taşıdığını ifade ediyor. Ona göre insanlar yalnızca geçmişlerini değil, varoluşlarını da korumaya çalışıyordu.
“Hafızayla yüzleşmeden gelecek kurulamaz”
Selek için hafıza geçmişte kalan bir şey değil. Bugünü kuran bir şey. Bu yüzden toplumsal kırılmaların üstünün örtülmesine karşı çıkıyor. Unutarak iyileşilemeyeceğini söylüyor. “Hafızayla yüzleşmeden gelecek kurulamaz” diyen Selek yeni kitabının ilk olarak Kürtçeye çevrilmesini de bu yüzden önemli buluyor. Çünkü görüştüğü insanların büyük bölümünün Kürtçe konuştuğunu söylüyor. Ona göre adalet yalnızca araştırmanın yayımlanmasıyla değil, o insanların diline geri dönmesiyle de ilgili.
