Adını Arapçada “direnç” ve “sebat” anlamına gelen Sumud kelimesinden alan Sumud Filosu İsrail’in Gazze’ye uyguladığı deniz ablukasını kırmak ve kuşatma altındaki Filistinlilere insani yardım ulaştırmak amacıyla 12 Nisan 2026’da yeniden yola çıktı. İsrail kuvvetleri drone’lar, iletişim karıştırma teknolojisi ve silahlı baskın ekipleri kullanarak Akdeniz’in ortasında filonun önünü kesti.

Global Sumud Filosu — Arapçada “direnç” ve “sebat” anlamına gelen sumud kelimesinden adını alan uluslararası sivil inisiyatif — İsrail’in Gazze’ye uyguladığı deniz ablukasını kırmak ve kuşatma altındaki Filistinlilere insani yardım ulaştırmak amacıyla 12 Nisan 2026’da yeniden yola çıktı. İspanya’nın Barselona şehrinden yola çıkan 70’den fazla gemi ve dünyanın neredeyse her ülkesinden bin’i aşkın katılımcıdan oluşan filo; uzman doktorlar, savaş suçları araştırmacıları ve yeniden inşa ekipleriyle yalnızca yardım ulaştırmayı değil, Filistinlilerle omuz omuza çalışmak üzere karaya çıkmayı da hedefliyordu.
Müdahale: Girit Açıklarında, 600 Deniz Milinde
İsrail kuvvetleri 29 Nisan’da drone’lar, iletişim karıştırma teknolojisi ve silahlı baskın ekipleri kullanarak Akdeniz’in ortasında filonun önünü kesti. Filo yetkilileri “Teknelerimize ‘İsrailli olarak kendini tanıtan askeri sürat motorları yaklaştı; laser ve yarı otomatik silahlar doğrultarak katılımcıları teknelerin önüne geçmeye ve dizleri üstüne çökmeye zorladılar” diye aktardılar.
Filo sözcüsü Gur Tsabar, Al Jazeera’ya şunları söyledi: “Bu, uluslararası sularda silahsız sivil teknelere yönelik doğrudan bir saldırıdır. İsrail’in bu sularda hiçbir yargı yetkisi yok. Bu teknelere çıkmak yasadışı gözaltı açık denizde adam kaçırmadır.” Tsabar ayrıca önceki en uzak İsrail müdahalesinin Gazze’den 72 deniz milinde gerçekleştiğini hatırlatarak bu müdahalenin Gazze’den yaklaşık 600 deniz mili uzakta yapıldığını vurguladı.
1 Mayıs itibarıyla 22 geminin İsrail tarafından el konulduğu, 168 aktivist Yunan botlarıyla Girit’e taşınırken İspanya’dan Saif Abu Keshek ve Brezilyalı Thiago Ávila, iki aktivist İsrail makamlarında tutulmaya devam etti. Kalan 47 tekne ise yolculuğunu sürdürüyordu.
Amnesty International 22 geminin el konulduğunu ve yaklaşık 175 mürettebat üyesinin gözaltına alındığını doğrulayarak Amnesty Kıdemli Direktörü Erika Guevara Rosas’ın şu açıklamasını paylaştı: “İsrail deniz kuvvetlerinin bebek maması, gıda ve tıbbi malzeme taşıyan sivil teknelerin Filistinlilere ulaşmasını engellemek için yüzlerce mil açık denize çıkması, İsrail’in Gazze üzerindeki 19 yıllık yasadışı ablukasını sürdürmek için her yola başvurmaya hazır olduğunu gözler önüne seriyor.“
Geçmiş: Bu İlk Değil
Ekim 2025’te İsrail kuvvetleri, ilk Global Sumud Filosu’nun yaklaşık 40 gemisini durdurmuş ve 450’den fazla katılımcıyı gözaltına almıştı. Aralarında İsveçli aktivist Greta Thunberg, Nelson Mandela’nın torunu Mandla Mandela ve Avrupa Parlamentosu üyesi Rima Hassan da bulunuyordu. Gözaltına alınanların pek çoğu İsrail gözetimindeyken fiziksel ve psikolojik istismara maruz kaldıklarını beyan etti. İsrail daha sonra tüm gözaltındakileri sınır dışı etti.
O deneyimi bizzat yaşayanlar, 2026’da neler bekleyebileceğini bilerek yeniden yola çıktı.
Pervasız ve Hukuka Aykırı
Amnesty International müdahaleyi “pervasız ve hukuka aykırı” olarak nitelendirirken İsrail’in on yıllardır cezasız kalan vahşet suçlarının bu müdahaleyi mümkün kıldığının altını çizdi ve gözaltındaki tüm aktivistlerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulundu.
İspanya müdahaleyi “yasadışı” ilan etti; Almanya ve İtalya “derin endişe” duyduklarını açıklayarak gözaltındakilerin serbest bırakılmasını talep etti. ABD Dışişleri Bakanlığı ise konvoyu destekleyenlere “sonuçlarıyla yüzleşeceğini” belirterek filoyu “Hamas yanlısı” olarak tanımladı.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Yunanistan hükümetiyle koordinasyon içinde gözaltındaki aktivistlerin Yunanistan’a taşınacağını açıkladı.
Greta Thunberg: “Filistin Özgür Olmadan Kimse Özgür Değildir”
Ekim 2025’te gözaltına alınanlar arasında bulunan İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, İsrail gözetiminde fiziksel ve psikolojik istismara maruz kaldığını beyan etmişti. Serbest bırakılmasının ardından gözaltı koşulları hakkında soru soran gazetecilere şu yanıtı vermişti: “Filistin’dekilerin yaşadıklarıyla karşılaştırılamaz bile.” Filonun ilk yolculuğu sırasında dünya liderlerine doğrudan seslenerek şunları söylemişti: “Bu soykırıma ortak olmayı bırakın. İnsan olun. Filistin özgür olmadan kimse özgür değildir.“
“Devam Ediyoruz”
Müdahaleye rağmen filosun büyük çoğunluğu yolculuğu sürdürmeye karar verdi. Her gemi yaklaşık bir ton gıda, tıbbi malzeme ve ekipman taşıyor. Filo, bağımsız, uluslararası ve hiçbir hükümet ya da siyasi partiyle ilişkisiz olduğunu açıkça ifade ediyor ve ekliyor “Ezilenlerin dayatmalarıyla değil, kendi kurduğumuz insani koridor aracılığıyla hareket ederek Filistinlilerin kendi toprakları ve denizleri üzerindeki egemenliğini savunuyoruz”
