Greater Manchester’dan tesisatçı ve yerel meclis üyesi Hannah Spencer, Britanya’nın son dönemlerde en takip edilen ara seçimlerden birinde hem iktidardaki İşçi Partisi’ni hem de aşırı sağcı Reform UK’i mağlup etti. Zaferi; işçi sınıfı ve azınlık topluluklarını ortak ekonomik şikâyetler etrafında bir araya getiren, taban örgütlenmesine dayalı bir kampanyaya dayanıyor. Hannah Spencer sayesinde Yeşiller Partisi tarihinde ilk kez bir parlamento ara seçimi kazandı.

Geçtiğimiz yüzyılın büyük bölümünde Britanya siyaseti, iktidarı paylaşan iki partinin hikâyesiydi. Ancak bu eğilim değişmekte. Bu değişimin en görünür olduğu yerlerden biri ise geçen hafta Greater Manchester’da yapılan bir ara seçim oldu. Temmuz 2024’te büyük bir çoğunlukla iktidara gelen İşçi Partisi hükümeti, yaşam maliyetleri, kamu hizmetleri ve dış politika konularında artan bir kamuoyu memnuniyetsizliğiyle karşı karşıya. Aynı zamanda, Nigel Farage liderliğindeki Reform UK, göç karşıtı bir platform ve siyasi ana akıma muhalefet üzerinden seçmenleri mobilize ediyor. Bu bağlamda, Greater Manchester’daki Gorton ve Denton seçim çevresinde yapılan ara seçim, İşçi Partisi’nin geleneksel desteğinin ne kadarını gerçekten koruyabildiğini ve Yeşiller’in Birleşik Krallık genelindeki kitlesel seferberliğinin gerçek oylara dönüşüp dönüşmediğini gösterecek bir sınava dönüştü.
Sonucun büyüklüğü beklenmiyordu. Seçim öncesi anketlerin çoğu rekabetçi bir üçlü yarışa işaret etmiş; analistler ilerici oyların bölünmesinin, sosyal açıdan muhafazakâr ve ekonomik olarak hoşnutsuz seçmenler arasında desteğini güçlendiren Reform UK’e koltuğu kazandırabileceği uyarısında bulunmuştu. Ancak bu gerçekleşmedi. Yeşiller oyların yüzde 40,7’sini alarak birinci oldu; bu oran, aynı seçim çevresinde 2024 genel seçimlerindeki performanslarına kıyasla 28 puandan fazla bir artış anlamına geliyor. İşçi Partisi ise yüzde 51’den yüzde 25’e geriledi. Reform UK yüzde 28,7 ile ikinci sırada yer aldı. Muhafazakâr Parti ile Liberal Demokratlar ise seçim depozitolarını kaybetti.
Hannah Spencer Kimdir?
Hannah Spencer’ın adaylığı, siyasete kimin girebileceğine dair geleneksel beklentilere meydan okudu ve zaferini daha da anlamlı kıldı. 34 yaşındaki Spencer, Bolton’da doğdu ve Greater Manchester’da büyüdü. 16 yaşında okulu bırakarak tesisatçılık eğitimi aldı ve daha sonra konutlarda enerji verimliliği yenilemeleri üzerine uzmanlaşan kendi işletmesi Hannah’s Household Plumbing’i kurdu.
2022’de Yeşiller Partisi’ne katıldı ve ertesi yıl Trafford Belediye Meclisi’ne seçildi. Bu seçimle birlikte partinin beşinci milletvekili oluyor; ayrıca kuzey İngiltere’de bir seçim çevresini temsil eden ilk Yeşil milletvekili ve partinin şimdiye kadarki en genç milletvekili. Spencer’ın zaferi, Westminster’da işçi sınıfından kadınların hâlâ ne kadar az temsil edildiğini de gözler önüne seriyor.
Ayrıca erkek egemen bir meslekteki kariyeri, kadınların yaptığı işlere dair yerleşik stereotiplere de meydan okudu. Seçim kampanyası sırasında Spencer, internette “gerçek” bir tesisatçı olmadığı ya da işçi sınıfı kökenini abarttığı yönünde asılsız iddialarla karşı karşıya kaldı. Bu saldırıları, erkeklerin hâkim olduğu bir meslekte çalışan bir kadını kabullenemeyen küçük ama gürültülü bir azınlığın cinsiyetçi tutumu olarak nitelendirerek reddetti.
Spencer bu suçlamalarla doğrudan yüzleşerek tartışmayı kendi yeterliliğinin sorgulanmasından uzaklaştırıp, toplumsal cinsiyet ve otorite algılarını hâlâ şekillendiren daha geniş varsayımlara yöneltti. Böylece hem el emeğine dayalı mesleklerde hem de kamusal yaşamda kadınların, erkek meslektaşlarının nadiren karşılaştığı biçimlerde sürekli olarak kendilerini kanıtlama baskısıyla karşı karşıya kaldıklarını da ortaya koydu.
Kampanya ve Dayanışma Siyaseti
Geçen yıl başkan seçilen Zack Polanski’nin liderliğinde Yeşiller Partisi siyasi stratejisini yeniden şekillendirdi. Çevre politikası hâlâ merkezi önemini korusa da parti; gündelik ekonomik sorunlara, özellikle de hayat pahalılığına daha fazla vurgu yapan daha sol-popülist bir söylem benimsedi. Bu değişim, Yeşillerin yalnızca bir “iklim partisi” olduğu yönündeki uzun süredir var olan algıyı aşma ve partiyi daha geniş bir ekonomik ve sosyal adalet aracı olarak konumlandırma çabasını yansıtıyor. Bu söylemsel değişime paralel olarak parti, medya görünürlüğünü ve kapı kapı yürüttüğü saha çalışmalarını da artırdı. Bu sayede parti, daha önce geleneksel destek tabanının dışında kalan kitlelere ulaşabildi.
Hannah Spencer’ın zafer konuşması da bu stratejik yeniden konumlanmayı yansıtıyordu. Seçim bölgesinin çeşitliliğine doğrudan hitap eden Spencer, çoğu zaman siyasi olarak birbirinden ayrı görülen toplulukların aslında ortak marjinalleşme deneyimlerini paylaştığını savundu. Ona göre beyaz işçi sınıfı ile Müslüman topluluklar, “okulda başarılı olamadıkları için, belki kirli ve ağır işlerde çalıştıkları için ya da bulunmaları gereken yerlerden dışlandıkları için” küçümsenmenin ne anlama geldiğini iyi biliyorlardı. Bu ifade, siyasi kampanyaların çoğu zaman ayrı, hatta birbirleriyle rekabet halinde seçmen grupları olarak ele aldığı kesimler arasında dayanışma kurma girişimi olarak dikkat çekti.



Spencer daha da ileri giderek, Britanya’daki siyasi söylemi giderek daha fazla şekillendiren bölücü anlatıları açıkça reddetti:
“Bu gece bu zaferi, toplumdaki tüm sorunlar için topluluklarımızı sürekli günah keçisi ilan eden ve suçlayan siyasetçilere ve bölücü figürlere dikkat çekmeden kabul etmeyeceğim. Birbirimize karşı kışkırtılmayı kabul etmek zorunda olmadığımızı gösterdik. Bunu da burada yaşayan insanlarla birlikte, yan yana, omuz omuza yaptık — tıpkı bu seçim bölgesinde ve Greater Manchester’ın tamamında her zaman yaptığımız gibi.”
Britanya Siyaseti İçin Sonuçlar
Bu sonuç, Keir Starmer hükümeti açısından ciddi zorluklar doğurdu. Gorton ve Denton, 1945’ten bu yana bir ara seçimde el değiştiren en büyük yedinci İşçi Partisi çoğunluğu olarak kayda geçti. İşçi Partisi’nin oy oranı yaklaşık 26 puan düşerken, partinin adayı Reform UK’in gerisinde kaldı.
Yeşiller açısından ise sonuçların anlamı daha ferahlatıcı. Sonucun hemen ardından parti üyeliği hızla artarak Eylül 2025’te yaklaşık 68.000 iken 200.000’in üzerine çıktı. Zaferin büyüklüğü, seçmenlerin Yeşilleri artık yalnızca bir protesto oyu olarak değil, İşçi Partisi’ne gerçekçi bir alternatif olarak görmeye başladığı yönündeki parti inancını güçlendirdi.
Kamuoyu yoklamaları da bu algıyı destekler nitelikte. Son YouGov verileri, Yeşilleri ulusal oy oranında yüzde 21 ile İşçi Partisi’nin önünde ve yüzde 23 ile ilk sırada yer alan Reform UK’in yalnızca biraz gerisinde göstermektedir. Bu oranlar korunursa, Britanya siyasetinin geleneksel iki partili sistemin seçim rekabetini belirleyen başlıca yapı olmaktan çıktığı daha akışkan ve rekabetçi bir döneme girmekte olduğu söylenebilir.
