İstanbul’da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi’nde transların cinsiyet uyum süreçlerinin durdurulduğunu açıklayan İstanbul Trans Onur Haftası Komitesi, hastane önünde bir araya gelerek duruma tepki gösterdi. Daha önce bu süreçlerin yürütüldüğü bir merkez olan hastanede başvuruların son dönemde kesintiye uğradığı ve fiilen durdurulduğu aktarılıyor.

“Yoğunluk” Bir Gerekçe mi, Bir Engel mi?
Süreçlerin durdurulmasına “yoğunluk” gerekçesi sunuluyor. Ancak bunun geçici bir aksama değil, giderek kalıcılaşan bir engelleme pratiğine dönüştüğü ifade ediliyor. Herhangi bir yasal dayanak olmaksızın başvuruların geri çevrildiği ve sürecin belirsiz hale geldiği belirtiliyor.
Yaş Sınırı mı, Erişim Bariyeri mi?
Aktarılanlara göre, cinsiyet uyum operasyonları için fiilen 25 yaş sınırı uygulanıyor. Hormona erişimde ise 21 yaş sınırı önemli bir engel olarak öne çıkıyor. Bu sınırların resmi bir düzenlemeye dayanmadığı, ancak pratikte erişimi kısıtlayan bir mekanizma haline geldiği görülüyor.
Bu Bir Sağlık Hakkı mı, Yoksa Engellenebilir Bir Süreç mi?
Cinsiyet uyum sürecinin bir tercih değil, doğrudan sağlık hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
“Sağlık hakkımız engellenemez. Trans düşmanı politikalarla bedenlerimiz üzerinde kurulan kontrolü kabul etmiyoruz.”
Translar Sağlık Sisteminde Ne Yaşıyor?
Anlatılanlar yalnızca bugüne özgü bir duruma değil, daha uzun süredir devam eden yapısal sorunlara işaret ediyor. Transların sağlık sisteminde kimliklerini sürekli kanıtlamak zorunda bırakıldığı, ayrımcı ve dışlayıcı uygulamalarla karşılaştığı ve hastane süreçlerinde travmatize edildiği ifade ediliyor. Bu deneyimlerin, cinsiyet uyum sürecini yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda psikolojik olarak da yıpratıcı bir hale getirdiği görülüyor.
Hormona erişim
Hormona erişim meselesi de yeni değil. Pandemi döneminde ilaçlara erişimin fiilen kısıtlandığı, sonrasında getirilen düzenlemelerle bu sürecin daha da zorlaştığı hatırlatılıyor. Mevcut tablo, erişimin giderek daraldığına işaret ediyor.
Daha Geniş Bir Politikanın Parçası mı?
Ortaya çıkan tablo, tekil bir uygulamanın ötesine geçiyor. Son dönemde tartışılan yargı paketleri ve politik söylemlerle birlikte değerlendirildiğinde, LGBTİ+ ve translara yönelik yaklaşımın daha geniş bir çerçevede şekillendiği görülüyor.
Durum ne söylüyor?
Bu gelişmeler, yalnızca bir hastanedeki uygulamayı değil, daha geniş bir soruyu gündeme getiriyor:
Transların sağlık hizmetlerine erişimi gerçekten güvence altında mı?
Yoksa bu hak pratikte giderek daha mı daralıyor?
