4 Ocak 2026’da çıkarılan Ceza Muhakemesi Kanunu Taliban lideri Habatullah Akhundzada tarafından imzalandı. Kanun; kadın hakları, insan hakları, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ve hukuk karşısında vatandaşların eşitliği gibi temel prensiplere savaş açıyor.

KIZ ÇOCUKLARININ EĞİTİME KATILIMI YASAKLANDI
Eğitim Bakanı tarafından yapılan açıklama ile Afganistan’da kadınların ve kız çocuklarının eğitime katılımı kalıcı olarak yasaklandı. Taliban 2021’de iktidara geldiğinde; ilkokuldan sonra kız çocuklarının okumasını fiilen yasaklamış, “İslami hukuk ve Afgan kültürüne uygun” koşulların yaratılmasının ardından kız çocuklarının okula gidebileceklerini ileri sürmüştü. Ancak kadın hakları aktivistlerinin de öngördüğü üzere kız çocuklarının eğitim yasağı kalıcı hale getirildi. Taliban iktidara geldiğinden beri kadınların hakları adım adım ellerinden alınıyor, temel insan haklarından yoksun kadınlar yaşam mücadelesi veriyor.
UN Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Dünya Eğitim Günü’nde yaptıkları açıklamada, Taliban’ın kısıtlamaları nedeniyle Afganistan’da yaklaşık 2,2 milyon ergen kız çocuğunun ortaöğretime erişiminin hâlâ engellendiğini bildirdi. Birleşmiş Milletler kurumları ortak açıklamalarında, Afganistan’ın kız çocukları ve kadınların hem ortaöğretime hem de yükseköğretime erişiminin tamamen engellendiği dünyadaki tek ülke olduğunu vurguladı.
Ülke genelinde 2 binden fazla Afgan’la yapılan bir saha araştırması, katılımcıların yüzde 92’sinin kız çocuklarının eğitimlerini sürdürmesini önemli bulduğunu; bu desteğin hem kırsal hem de kentsel bölgelerden geldiğini ortaya koydu. Bu da kadınların dışlanmasının toplumsal bir mutabakattan ziyade siyasi bir ideoloji tarafından yönlendirildiğini göstermekte.
CİNSİYET AYRIMI (GENDER APARTHEID) SİSTEMATİKLEŞTİRİLDİ
Taliban iktidara geldiği günden bugüne, kadınların çalışmasını, mesleki eğitim almasını, erkek refakatçi olmadan seyahat etmesini, sokağa çıkmasını, spor salonlarına, güzellik merkezlerine gitmesini, evinin penceresinden bakması, kamusal alanda seslerinin duyulmasını yasaklamıştı. Bu, kadınları kamusal, ekonomik ve siyasal alanlardan bütünüyle dışlamayı amaçlayan sistematik bir yönetim projesi. Afganistan’daki durum, kadınları yalnızca cinsiyetleri temelinde baskı altına alan kurumsallaşmış bir sistem olan toplumsal cinsiyet ayrımının (gender apartheid) açık bir örneğini teşkil etmektedir.
Yeni düzenlenen Ceza Muhakemesi Kanuna göre, yalnızca kocanın kadını bir sopayla dövmesi ve bu fiilin ‘yara’ ya da ‘bedensel morarma’ gibi ağır bir zarara yol açması ve kadının bunu hâkim önünde ispatlayabilmesi hâlinde, koca on beş gün hapis cezasına çarptırılır. Ayrıca, 4. maddede ‘had cezasının İmam tarafından’, ‘ta’zir cezasının ise koca ve efendi tarafından infaz edilebileceğini’ belirtilmekte; bu da kocanın uyguladığı aile içi şiddeti doğrudan meşrulaştırmaktadır.
Benzer şekilde 34. madde, bir kadının kocasının izni olmaksızın tekrar tekrar babasının evine ya da diğer akrabalarının yanına gitmesi ve kocasının talebine rağmen eve dönmemesi hâlinde, kadının ve onun kocasının evine dönmesini engelleyen aile üyeleri ile akrabalarının suçlu sayılacağını ve üç ay hapis cezasına çarptırılacağını hükme bağlamaktadır.
Bu düzenleme, özellikle kocalarının şiddetinden kaçmak için ebeveynlerinin ya da akrabalarının evine sığınan kadınları süregelen aile içi şiddete açık hâle getirmekte ve resmî ve hukuki başvuru yollarının yokluğunda, aile içi şiddet mağduru kadınlar için geriye kalan tek koruma olan aile ve toplumsal desteği ortadan kaldırmaktadır.
KÖLELİK YASALLAŞTIRILDI
Ceza Muhakemesi Kanunu aynı zamanda toplumdaki eşitsizliği sistematik hale getirerek hukuki çerçeveye oturtmaktadır. Mahkemeler İçin Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 9. maddesi, toplumu fiilen dört kategoriye ayırmaktadır: ‘âlimler’ (ulema), ‘seçkinler’ (eşraf), ‘orta sınıf’ ve ‘alt sınıf’. Bu maddeye göre, aynı suçun işlenmesi halinde cezanın türü ve ağırlığı işlenen suçun niteliğine göre değil, failin toplumsal konumuna göre belirlenmektedir. Kanun, çeşitli bölümlerde “köle” (gulam) ifadesine yer vererek köleliği de meşrulaştırmıştır.
Belge, dinî azınlıklara yönelik ayrımcılığı ve bireylerin temel özgürlüklerinin bastırılmasını yasallaştırmakta ve kurumsallaştırmaktadır; buna insan onurunun ihlali, ifade ve düşünce özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar ile keyfî gözaltı ve cezalandırmalar da dahildir.
