Gazeteci Carole Cadwalladr, The Nerve’de yayımlanan makalesinde Jeffrey Epstein’ı yalnızca bireysel bir suçlu olarak ele almanın büyük resmi kaçırmak anlamına geldiğini savunuyor. Cadwalladr’a göre Epstein, istisnai bir “canavar” değil; çağımızın güç ilişkilerini, erkek egemenliği ve cezasızlık kültürünü yansıtan bir ayna.

Gazeteci Carole Cadwalladr, The Nerve’de yayımlanan bu çarpıcı makalesi, ABD Adalet Bakalığı tarafından paylaşılan belgelerin üzerine günlerdir süren haberleri nasıl yaklaşacağımız, bu olaydan nasıl bir sonuç çıkaracağımıza ilişkin bize güzel bir analiz sunuyor.
Carole Cadwalladr, makalesinde temel olarak şunu savunuyor; Jeffrey Epstein bir istisna ya da “tekil bir canavar” değildir; o, modern küresel güç düzeninin, patriyarkanın, teknoloji kapitalizminin ve cezasızlık kültürünün ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Epstein dosyaları bize yalnızca bireysel suçları değil, pedofiliyi, kadın düşmanlığını ve çocukların cinsel sömürüsünü normalleştiren bir kültürel ve ekonomik sistemi gösterdiğini söylüyor.
Yazar, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı milyonlarca Epstein belgesini incelerken dosyaların yalnızca jeopolitik entrikaları (Kremlin, Silikon Vadisi, aşırı sağ, istihbarat ağları, milyarderler) değil, çok daha derin ve rahatsız edici bir gerçeği ortaya koyduğunu söylüyor. Güç sahibi erkekler arasında ergen kızlara yönelik sistematik ve yaygın bir cinsel ilgi vardır ve bu, münferit değil kültüreldir.
Cadwaller makalesinde Epstein’ın yüzlerce erkekle yazışmalarını örnek göstererek bu yapının küresel ve sınıfsal boyutunu olduğunu savunuyor: finans, siyaset, teknoloji, Hollywood ve kraliyet çevreleri aynı ağın parçası olduğunu, binlerce kız çocuk mağdurdan söz edildiği bir yerde, erkeklerin isimleri karartılırken, kız çocuklarının isimleri belgelerde açık bırakılmasını sistemin kimi koruduğunu, kimi feda ettiğini gösterdiğini söylüyor.
Epstein üzerinden değil, dijital ekonomi ve teknoloji şirketleri üzerinden de pedofilinin desteklendiğini söyleyen yazar, Ergen ve reşit olmayanlara ilişkin pornografinin yaygınlığı, sosyal medya algoritmalarının pedofilleri çocuklara yönlendirdiğine dair şirket içi belgeler, pedofilinin bastırılan değil monetize edilen bir dürtü olduğunu gösterdiğini bu nedenle Silikon Vadisi’nin “ahlaki” sansür perdesinin ardında çocukların cinsel arzunun nesnesi hâline getirildiğini savunuyor.
2005’te tanıştığı fotoğrafçı David Hamilton’nın O dönemde “sanat” olarak sunduğu, çocukları erotize eden fotoğraflar, yıllar sonra gelen tecavüz suçlamaları ve Hamilton’ın intiharıyla sonuçlanan süreç, Hamilton’ın Epstein belgelerinde de geçmesi, yazarın ana tezini pekiştiriyor: Bu insanlar birbirini tanır, bu zevkler paylaşılır ve korunur.
Carole Cadwalladr makalesinde pedofili kültürü ile yetişkin kadınlara yönelik misogini arasında güçlü bir bağ kuruyor. Yazar, gençlik ve masumiyetin yüceltilmesinin, yaş alan kadınların şeytanlaştırılmasıyla el ele gittiğini savunuyor. Kadınların “cadı”, “kocakarı”, “tehdit” olarak kodlanması, bu erkek egemen düzenin kendini koruma refleksidir; çünkü yetişkin kadınlar görür, teşhir eder ve korur.
Yazara göre, Epstein, daha geniş bir siyasal bağlama içindedir; otoriterlik, mafyalaşmış devlet yapıları, cezasızlık ve güçlü erkekler dünyası. Epstein bu dünyanın hem sembolüdür hem de mimarlarından biridir.
Carole Cadwalladr adalet umudunun zayıflığını kabul etsede yine de makalesini bir çağrıyla bitiriyor; Bu dünyaya karşı koyabilmek için önce onu olduğu gibi görmek gerekir.
Epstein bir skandal değil, bir aynadır.
Ve baktığımızda gördüğümüz şey, kendi kültürümüzdür.
Carole Cadwalladr‘ın The Nerve’de yayınlanan makalesine buradan ulaşabilirsiniz.
