Covid-19 Döneminde Kadın Liderler

İş dünyasında cinsiyet eşitliği için çalışmalar yürüten Female Quotient’ın CEO’su Shelley Zalis, pandemi süresince başarılı yönetimleriyle ön plana çıkan kadın liderlerin ortak özellikleri üzerine yazdı.

Shelley Zalis

Covid-19’a karşı verilen küresel mücadeleye baktığımızda, kadın liderlerin ön plana çıktığını görüyoruz. Birçok durumda, herkesten önce hareket eden kadınlardı. Bu bize doğal gelebilir: Biz bakım vermeyi iyi biliriz, iyi iletişim kurarız, kolektif çıkarı kendi çıkarlarımızın önüne koyarız ve empatik ve kararlı olmanın ne demek olduğunu biliriz.

Bugün kadınların ortaya koyduğu ve genelde göz ardı edilen beceriler daha da görünür hale geldi ve artık liderlik açısından bakıldığında da çok güçlü özellikler olarak kabul görüyor.

Liderlikle ilişkilendirdiğimiz, iddialı, rekabetçi, baskın, bağımsız olma ve kendine güvenme gibi tipik özellikler basmakalıp bir şekilde erkeklerle ilişkilendirilir. Ancak bu özellikler gerçekten iyi bir lider olmak için yeterli mi? Yeni Zelanda’da Jacinda Ardern, Tayvan’da Tsai Ing-wen, Sint Maarten’da Silveria Jacobs, Danimarka’da Mette Frederiksen ve Almanya’da Angela Merkel gibi kadın devlet başkanlarına bakın. Bu kadınlar pandemiye karşı verdikleri mücadeleden ötürü dünya çapında beğeni topladılar ve aynı zamanda geleneksel liderlik varsayımlarımıza da meydan okudular.

Kriz dönemlerinde kadınları önemli liderler konumuna getiren nitelikler aslında onları her gün bu konumda olmalarını sağlayan niteliklerdir. Pandemi sürecinin daha da net ortaya koyduğu, kadınlara ilişkin olduğu ifade edilen liderlik özelliklerinden birkaçına bakalım.

Merhamet

Sosyal psikolog Alice Eagly, kadınların “insanlara yardım etmeye, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye, mağduriyetlere son vermeye ve insanlığa hizmet etmeye daha fazla değer atfettiğini belirtiyor.

Böyle zor günlerde, bu şefkatli liderlik tarzı özellikle etkilidir. Örnekler üzerinden gidersek, çocuklarla COVID-19 hakkında konuşmak için popüler bir televizyon programına çıkan Norveç Başbakanı Erna Solberg, onların sorularını yanıtladı ve korkularını hafifletti. Pandemi Avrupa’ya yayılırken, Almanya şansölyesi Angela Merkel, net ve empatik yaklaşımıyla övgü topladı ve herkesin kayıpları önlemede oynaması gereken rolün altını çizdi: “Bunlar sadece soyut istatistiki sayılar değil, bu sayılar bir babayı ya da büyükbabayı, bir anneyi, bir büyükanneyi ya da bir eşi ifade ediyor. Ve biz her yaşamın ve her insanın değerli görüldüğü bir toplumuz ”

Tevazu

Tevazuya cinsiyet perspektifinden bakan birçok araştırma, bu özelliği kadına dair bir özellik olarak tanımlıyor. Tevazu aynı zamanda etkili liderlik için de önemli bir itici güç. Kadınların yönettiği ulusların Covid-19 ile neden daha iyi mücadele sergilediğini araştıran makalesinde Amanda Taub, Edinburgh Tıp Okulu’nda Küresel Sağlık Başkanı Devi Sridhar’ın bir yazısına atıfta bulunarak tevazu ilkesine işaret etti. “Hiçbir disiplin herşeye cevap veremez ve ‘grup düşüncesinden’ ve kör noktalardan kaçınmanın tek yolu, farklı geçmişlere ve uzmanlığa sahip temsilcilerin büyük kararlar alınırken orada olmasını sağlamaktır.” Kadın liderler egolarını kapının dışında bırakabilir ve farklı düşünme biçimlerini teşvik edebilirler.

İş birliği

Araştırmalar pek çok kez, erkeklerin yalnız çalışmayı tercih ederken, kadınların ekip halinde çalışmayı tercih ettiklerini ortaya koymuştur. Peter Kuhn ve Marie Claire Villeval tarafından yapılan yeni bir araştırma, kadınların rekabetten kaçınma eğilimindeyken, erkeklerin işbirliğine karşı isteksiz olduğunu gösteriyor. Covid-19’un küresel ölçeği göz önüne alındığında, salgın eğrisini hızla düzleştiren iki ülkenin de gösterdiği gibi, iş birlikçi yaklaşım çok önemlidir: Virüs İzlanda’da görülmeden önce, Başbakan Katrín Jakobsdóttir, bilim insanlarından kapsamlı bir temas izleme ekibi kurmalarını ve ücretsiz virüs testlerini kolayca ulaşılabilir hale getirmelerini istedi. Jakobsdóttir, “Başından beri bunun bilimsel ve tıbbi uzmanlar tarafından yönlendirilmesi gereken bir şey olduğu çok açıktı” dedi.

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern de salgınla mücadelede sergilediği performans nedeniyle uluslararası düzeyde övgü topladı. Yaklaşımı partizan değildi; liberal politikacı ada ülkelerinin virüsten kurtulması için ortak bir akılla Avustralya’nın muhafazakâr başbakanı Scott Morrison ile birlikte çalıştı.

Liberya eski başkanı ve Nobel Barış Ödüllü Ellen Johnson Sirleaf, “Empatik ve merhametli olmak ve güçlü bir lider olmak arasında herhangi bir çelişki görmüyorum. Bu zayıflık değil. Bu bir güç,” diyor. “Kadınların gücü henüz daha tam anlaşılmadı. Bu yönde daha çok çaba vermemiz gerekiyor.”

Kaynak: NBC News

avatar
  Kaydol  
Bildir
24 Haziran 2020